x

Bitkisel Tedavi

Belgelerimiz  bitkiseltedavi.com satış

Adamotu, Alraune, Mandrgora officinarium

 

adam

 

 

Çok Yıllık | 0,2-0,4 m | 3-4,10-11 Aylar | Ho, Na | Kökü | Çok Zehirli

Adamotu, Alraune, Mandragora officinarum
Adem otu Syn: Mandragora vernalis BERTOLON
İnsan otu
Köpek otu

Familyası: Patlıcangillerden Nachtschattengewâchse Solanaceae

Drugları: Adamotu kökü; Mandragorae radıx
Adamotu kökü çok zehirli olduğundan çayı içilmez. Adamotu kökü tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır.

Giriş: Adamotunun bilinen iki önemli türü vardır ve bunlardan en önemlileri Şifalı Adamotu; Mandragora officinarum ve Güz Adamotu; Mandragora autumnalis’i sayabiliriz. Adamotunun vatanı Doğu Akdeniz olup buradan ılıman ve subtropik iklimli ülkelere yayılmıştır. Adamotu kökünden elde edilen tentürle Rademacher 1850’de klinik araştırmaları yapmış ve etkilerini tespit etmiştir.
Botanik: Adamotu 20-40cm boyunda ve çok yıllıktır. Yaprakları Mart-Nisan aylarında çıkmaya başladığında çiçekleri de açmaya başlar. Yaprakları 20-40cm uzunluğunda, 10-20cm eninde, kenarları dalgalı, üzeri pürtüklü, koyu yeşil renkli ve direkt kökten çıkar. Çiçekleri direkt kökten çıkar ve oldukça sık bir demet şeklindedir. Taç yaprakları eflatun renkli, uçlara doğru beyazdır ve ortada krem renkli döllenme tozlukları bulunur. Meyveleri küçük bir elma büyüklüğünde önce koyu yeşil renkli ve olgunlaşınca turunç renklidir. Meyveleri olgunlaşınca güzel bir koku yayar. Fakat bu süre oldukça kısadır ve hemen pis kokmaya başlar. Kökleri 50-100cm olup 3-6cm çapında beyaz renklidir.

Yetiştirilmesi: Tohumları nemli ve gölgelik bir yere ekilirse orada kök salar.

Hasat zamanı: Adamotunun kökleri sonbaharda sökülür yıkanır kurutulur şayet tentürü yapılacak ise taze olarak kullanılır.

Birleşimi: Adamotu kökünün birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
a) Alkaloit türevlerinden %0,2-0,6 arasında olup en önemlileri; Atropin, Hyoscyamin, Scopalamin, Cuscohygrin ve Apoatropin’i sayabiliriz. (Ban otu ve Güzel avrat otuna bakınız)
b) Kumarın türevleri; Scopolin ve Scopoletin

Adamotu meyvesinde; Octanolecetat, Decanolasetat, Benzylasetat, B.Phenethylisobutyvat, 3-Phenylpropylasetat, Phenylasetat, 3-Metiltiolpropanol, 4-Metiltiobutyrat ve Etil-3-Metiltiopropinat (meyve olgun-laş¬tıktan sonra hemen bozulmaya başlar ve pis koku yayar, pis kokuya bu son madde sebep olur)

Araştırmalar: İlk geniş çaplı klinik araştırmasını Rademacher 1850 yılında yapmıştır. Mezger 50 doktor üzerinde 1951’de tedavi denemesi yapmış ve onu Raedside 1966’da 15 kişi üzerinde araştırma yapmış¬lar¬dır. (Mezger 966) Fakat bu araştırmalar yeterli değildir.
Tesir şekli: Teskin edici, ağrı kesici, iltihapları önleyici ve anti¬depresif (depresyonu önleyici)’dir.

Kullanılması:
a) Homeopatik araştırmalara göre Adamotu kökünün tentürü başta; depresyon, mide bağırsak ve karaciğer rahatsızlıkları, Artroz (eklem-lerin bozulması), Artritis (eklemlerin iltihaplanması), kas romatizması ve siyatiğe karşı kullanılır. Ağrı kesici ve uyku ilacı olarak da kulla¬nılır.
b) Halk arasında; mide ülseri, kolitler, astım, boğmaca gibi rahatsız¬lıklara karşı kullanılmıştır. Eskiden genellikle cinsel gücü artırdığına inanılmış ve genellikle bu maksatla kullanılmıştır.

Çayı: Çok zehirli olması nedeniyle çayı içilmez fakat 0,1gr’ı geçmemek şartıyla kökünden yontulur veya tozu demliğe konarak üze¬rine 200-300ml kaynar su ilave edilerek 5-10dk demlenmeye bırakıl¬dıktan sonra içilir.

Homeopati’de: Homeopati’de genellikle kurutulmuş Adamotu kökünden 20gr toz veya rendelenmiş şekli bir şişeye konur ve üzerine %70’lik 80ml alkol ilave edilir. Güneş görmeyen bir yerde muhafaza edilen şişe iki günde bir çalkalanır ve 6hafta sonra süzülerek Homeopati’de <<MANDRAGORA OFFİCİNARUME RADİCE>> ismi ile anılan tentür elde edilir. Homeopati’de genellikle D3 (1/1000) tentürü kullanıldığından hazırlanan tentürden 1ml 99ml %70’lik alkol ile karıştırılarak D3 dozajlı tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-5defa 10-15damla 4-6hafta süre ile alınır. Avrupa ülkelerinde D6 (1/1000000) dozajından aşağısına doktor reçetesi gerekmektedir.

Hastalığın belirtileri (semptom): 
1) Hastanın yeterince uyuduğu halde kendini uyku ilacı almış gibi uyuşuk hissetmesi
2) Kısmen hissiz kısmen depresif davranışlar ve tembellik konsantre olamama ve hafıza zafiyeti
3) Deriye dokunma veya elbisenin sürtünmesinden rahatsız olma
4) Gaita açık sarı veya boz renkli ve de yumrular şeklinde
5) Herhangi bir organda veya vücudun tamamında hissizlik hali
6) İdrar bırakıldıktan sonra depresif durumda rahatlama olursa
7) Yağlı yemekler kahve sigara ağrıları artırır temiz hava yemek yeme ve yatma rahatlatırsa
Bu gibi durumlarda Adamotu kökünün tentürü gerekir.

Yan tesirleri: Adamotu kökü yaprağı meyvesi ve çiçeği çok zehirli olduğundan kullanılmaması daha uygundur. Zira 0,5gr Adamotu kökü zehirlenmelere sebep olabilir. Zehirlenme halinde aktif kömür alınmalı ve hemen zehirlenen kişi hastaneye götürülmelidir. Adamotu yaprağı yiyen 15 kişide zehirlenme görülmüştür. Zehirlenenlerde görme bozukluğu, ağız kuruması, kusma, baş ağrısı gibi haller görülmüştür. Bunlardan 9’una Prostigmin (2-6mg) ve 6’sına Physostigmin (0,5-2mg) verilmiştir. Physostigmin alan hastaların daha kısa sürede iyileştikleri görülmüştür. İstanbul da Eminönü’nde Adamotu kökü sattığını iddia eden şahıs havuç yer gibi bir bitki kökünü yemekte ve bunun adamotu kökü olduğunu söylemektedir. Aslında sattığı kök Dövülmüş avrat otunun köküdür ve hiçbir faydası yoktur.

Akdiken, Kreuzdorn, Rhamnus cathartica

 

Akdiken _Yabani__ Barutagaci1

 

Akdiken, Kreuzdorn, Rhamnus cathartica

Geyik dikeni ağacı
Güvemeriği
Adi Cehri

Familyası: Akdikengillerden, Kreuzdorngewaechse, Rhamnaceae
Drugları: Akdiken Meyvesi: Rhamni c.
Bu türün sadece olğunlaşmış meyveleri kurutulduktan sonra çay, tentürve natürel ilaçı yapılır.

Giriş: Akdikengillerin bilinen 150 türü mevcuttur ve bunlardan en önemlileri akdiken; rhamnus cathartica, yabani akdiken; rhamnus frangula ve Amarika akdikeni; rhamnus purshians en önemlileridir. Bunalarda meyvelerinden istifade edilenler ve kabuğundan istifade edilenler olmak üzere ikiye ayrılırlar.

Akdikenin sadece meyvesi kulanılır. Tarihte çok eskiden beri kulanılan akdiken meyvesi genelikle kabızlığa karşı kulanılmıştır. Bitki Akdeniz havzası, Avrupa, Asyanın güneybatı ve ortasında yetişir. Akdiken genelikle kuru toprakta yetişir.

Botanik: Akdiken 1-3 m boyunda küçük bir ağaç veya çalı görünümünde dalları karşılıklı ve uclarında tiken bulunur. Fidanları taze iken grimsi gümüş iken olğunlaşınca siyah bir alır. Yaprakları karşılıklı yumurta veya kalp şeklinde kenarları kertikli ortada bir tek ve yanlarda 3-4 çift damara sahiptir. Yaprakları 3-6 cm uzunluğunda eni 2-4 cm olup rengi açık yeşil vede sapı boyunun 1/3 veya ½ ?si kadardır.

Çiçekleri yaprak diplerinden çıkar ve topluca demet gibi 4-12?si bir arada sarımsı yeşil renkli oldukca küçüktür. Taç yaprakları oldukca küçük dört adet ucları sivri mızrak şeklinde ve ortada dölenme tozlukları bulunur. Meyveleri önce yeşil olğunlaşınca siyah renkte yuvarlak ve bezelye büyüklüğünde ve içinde 5-8 mm çapında dört adet çekirdek bulunur.

Hasat zamanı: Akdikenin sadece olğunlaşmış meyveleri güneşte veya sunni olarak kurutulur, taze iken şurubu veya tentürü yapılır. Şayet olğunlaşmamış meyveleri toplanır ise karın ağrısı yapar.

Birleşiminde: Geniş bilgi: Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp isimli kitabımızda mevcuttur.
Araştırmalar: Geniş bilgi: Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp isimli kitabımızda mevcuttur.
Tesir şekli: Geniş bilgi: Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp isimli kitabımızda mevcuttur.

Kulanılması: a-) Üniversite kliniklerinde tedavi denemeleri ve araştırmalar yapılmamıştır. Bu nedenle bugünkü bilgilere göre 2. sınıf bir şifalı bitkidir. AKDİKEN yerine göre daha etkili olan başka bitkiler kulanılmalıdır.
b-) Komisyon E’ye göre akdiken meyvesi başta: Kabızlık, basur, fistel rahatsızlıklarına karşı ve anal ile sonbağırsak (rektum) amaliyat sonrası kulanılır. Üniversite kliniklerinde yeterince araştırma yapılmamıştır. Bu nedenle daha etkili olan Sinameki veya Gökçek Tonik daha etkilidir. kulanılmalıdır.

Çayı:…

Çay harmanları:..

Yantesiri: Kısa süreli ve tarife uygun kulanıldığında yantesiri yoktur. Yüksek dozajdaolması halinde karında sancılı ağrılara sebep olur ve kişide kusma, bulantı ve ishale sebep olur. Sürekli ve uzun süre kulanılması halinde vücuttaki elektrolüt yapısını bozar ve potasyum mineral kayıbı ortaya çıkar. Buda kas zafiyetine ve kalp çalışmasını anormalleştirir.

 

 

Atkuyruğu otu, Kırkkilit Otu, Schachtelhalm, Equisetum arvense

 

at

 

Çok Yıllık | 0,2-0,7m | 3-5 Aylar | Ca,Ho,Na | Sürgünleri

Atkuyruğu otu, Schachtelhalm, Equisetum arvense
Kırk kilit otu Syn:Equisetum boreale
Zemberek otu
Tilki kuyruğu otu
Boğumluca otu
Beygir kuyruğu otu
Tarla Atkuyruğu otu

Familyası: Atkuyruğuotugillerden, Schachtelhalmgewâchse, Equisetaceae

Drugları: Atkuyruğu otu; Eguiseti herba
Atkuyruğu otunun kökleri hariç tamamı çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır. Zehirli olan diğer türlerle karıştırmamak gerekir.

Giriş: Atkuyruğugillerin takriben 20 türü mevcuttur ve bunlardan en yaygın olarak tarla Atkuyruğu otu; Eguisetum arvense kullanılır, ayrıca Homeopati’de <<Himalaya Atkuyruğu otu; Equisetum hymale>> kul-lanılır. Atkuyruğu otu Avrupa, Asya ve Amerika tropik ve subtropik bölgelerinde yabani olarak yetişir. Tarihte ilk defa Çinlilerin ilaç kodek-sinde (1057) adı geçen bitki Avrupa’da 16. yy.dan itibaren kullanıl¬maya başlanmıştır. Eskiden vereme karşı, idrar artırıcı ve kan kesici olarak kullanılmıştır. Equisetum Latince Equus: At ve Seta: Kıl anlamına gelir, arvense ise tarla demektir. Bizde Atkuyruğu otu diye anılır.

Botanik: Atkuyruğu otu diğer bitkilerden farklı olarak çiçek açmaz ve spor adı verilen pul şeklindeki organları ile döllenir ve döllenmesi kendi kendine olur. Atkuyruğu otunun sarımsı, esmer veya kızılımsı renkli ve boyu 15-25 cm olan ilk spor devresi Mart ve Nisan ayıdır. Nisan ayından itibaren Atkuyruğu otu yeşil bir renk alır ve boğum boğum olan halka-lardan 6-15 adet yanlara sürgünleri uzanır ve sürgünleri ince boğumludur. Alttaki sürgünleri daha uzun olup yukarılara doğru küçülürler ve sürgün sayısı da azalır. Köklerinden yan kökleri çevreye yayıldığından kısa zamanda kümeler oluşturur bu nedenle çiftçiler tarafından çok zarlı bir bitki olarak görülür ve yok edilir.

Yetiştirilmesi: Yetiştirilmesi oldukça çok kolaydır, fakat sonradan yok edilmesi oldukça zordur. Şayet tentür, çay ve natürel ilacı yapılacak ise özel olarak yetiştirilir.

Hasat zamanı: Nisan’dan sonra sporları dökülür, Haziran ve Ağustos’ta toplanır, yeşil bir renk aldıktan sonra toplanmaya başlanır. Toplanırken kahve renkli olanlar, mantar hastalığına yakalanmış olduğundan ayık¬lanır.
Maalesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlem-leri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutul-malıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğin¬den kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlarda açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukça azaltır.

Birleşimi: Atkuyruğu otunun birleşimindeki maddeler;
a) Anorganik bileşikler %5-10 arasında olup bu da %80-90 oranında Silisik asit ve %10-20 oranında Alüminyum ve Potasyumklorid ve de Mangan’dan oluşur. Silisikaistin %10’u suda çözülerek kana geçer.
b) Flavonitler; Equisetin (Kafurol-7-O-β-D-diglikozit), Quercetin-3-O- β-D-diglikozit, Luteolin-5-O-β-glikozit, Apigenin-5-O- β-D-diglikozit,
c) Alkaloit türevleri; çok az miktarda olup bunlarda Nikotin, Palustrin, Paludtridin ve 3-Methoxypyridin en önemlileridir.
d) Organik asitler; Equisetolasid, Malik asit (Elma asidi), Akonitasit ve Oksalikasit içerir.
e) Saponin içerdiğine dair iddiaların asılsız olduğu bilinmektedir fakat Pektin az miktarda Eterik yağ ve sabit yağ içerir.

1937’de tedavi denemesi yapmışlar. Bu deneme sonucunda Atkuyruğu otunun idrarı artırdığı tespit edilmiştir. (HHB.V.65) Eskiden vereme karşı kullanılan bitki Leukozitleri (Akyuvarlar) harekete geçirerek veremi yendiği W.Schneider tarafından 1936’da beyan edilmiştir. (TP.205) Bu konudaki araştırmalar çok eski olup yeni araştırmalar gereklidir. Aksi halde eldeki verilerle bir beyanda bulunmak oldukça zordur. Colombia Üniversitesi’nin (ABD) yaptığı araştırmalara göre insanın bağ dokularını sağlamlaştırmak için sürekli Silisikaist ihtiyacı vardır ve bunu Atkuyruğu otu ile giderebileceğini beyan edilmiştir. Eylül 1996’da 3-4 hafta Atkuy¬ruğu otunun çayını içtim adeta kışın en soğuk aylarında içmişim gibi donuyordum. Bu yan tesirini sonradan öğrendim. Bu nedenle Atkuyruğu otunun adı aşağıda geçen şifalı bitkilerle kullanmak gerekir. Aksi halde aşırı derecede üşütür.

Tesir şekli: İdrar söktürücü, kanı temizleyici, kan yapıcı, kanamayı önleyici, ara dokuları kuvvetlendirici ve metabolizmayı düzenleyicidir.

Kullanılması: 
a) Araştırmalara göre; Bağdokularını kuvvetlendirici, idrar artırıcı ve ödemi önleyicidir.
b) Komisyon E’nin 187/09/1986 tarih ve 173 nolu Monografi bildirisinde Atkuyruğu otu başta ödem (vücudun su toplaması), idrar yollarındaki bakteri ve iltihaplar ve de böbrek taş ve kumlarına karşı kullanılır. Atkuyruğu otu haricen ise kötü iyileşen yaralara karşı kullanılır.
c) Halk arasında; Atkuyruğu otu akut böbrek iltihaplanmasına (nefrit), böbrek zafiyeti, böbrek kanaması, böbreklerdeki yırtılma, böbreklerin yeterince çalışmaması sonucu ortaya çıkan ödeme karşı kullanılır.

Açıklama: Bayanlarda görülen aşırı ve uzun süre devam eden adet haline karşı kullanılır. Birleşimindeki yüksek orandaki Silisik asit, vereme sebep olan mikropları çevreler ve hareket etmesini önler. Silisik asit aynı zamanda akyuvarlardan olan Lökositlerin sayısını arttırarak ve hareket-lerini arttırarak ve de böylece verem hastasının kısa sürede iyileşmesini sağlar. Uzun süre çayı içildiğinde soğutucu olması nedeni ile üşümeye sebep olur. Bu nedenle Mürver veya Ihlamur çiçeği ile karıştırılarak çayının içilmesi daha uygundur. Ayrıca romatizma, nikris (gut hastalığı), kemik erimesi, saç dökülmesi, tırnak kırılması ve ara dokuları kuvvet-lendirir. Kemik, kıkırdak, tırnak ve dişleri sağlamlaştırır, deriyi elastikleş-tirir ve buruşmayı önler ve de iç kanam, kan kusma ve ağız içi iltihapla-rına karşı kullanılır. Ayak mantarlarına karşı demi ile ayak banyosu yapılır ve saç dökülmesine karşı saçlar demi ile yıkanır.

Çayı: Kurutulmuş, ince kıyılmış Atkuyruğu otundan 2 kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-500 ml kaynar su ilave edilerek 20-30 dk kaynatıldıktan sonra 30-45 dk demlenmeye bırakılır ve sonra süzülerek içilir.

Çay Harmanları

Gökçek İdrar yolları iltihapları çayı;
>25 gr Hatmi çiçeği
>25 gr Ayı üzümü yaprağı
>25 gr Adaçayı yaprağı
>25 gr Atkuyruğu otu

Flamm-Krocber-Seel terlemeyi önleyici çay;
>80 gr Adaçayı yaprağı
>10 gr Atkuyruğu otu
>10 gr Kedi otu kökü

Ludisg Kroeber böbrek taşları çay;
>40 gr Atkuyruğu otu
>20 gr Kuş ekmeği otu
>20 gr Kuşburnu
>20 gr Süpürge otu

Dr.B.Jürgens yatağı ıslatma çayı;
>25 gr Atkuyruğu otu
>25 gr Kılıç otu

Kobert vereme çay;
>150 gr Kuş ekmeği otu
>75 gr Atkuyruğu otu
>50 gr Kedi başı otu

Prof.Dr.R.F.Weiss verem çayı;
>100 gr Atkuyruğu otu
>50 gr Ciğer otu
>50 gr Sinirli ot

Dr.E.Meyer-Camberg böbrek iltihap ve hastalıkları çay (yüksek tansiyonda varsa);
>40 gr Atkuyruğu otu
>40 gr Huş yaprağı
>20 gr Ökse otu

Lang Hoff’a göre böbrek iltihaplanması ve kanamasına karşı çay;
>65 gr Ardıç kozalağı
>15 gr Atkuyruğu otu
>15 gr Papatya çiçeği
>15 gr Aslanpençesi otu

Homeopati’de: At kuyruğu otunun yeşil dallı (yaprak) şekline dönüşmesinden sonra yerden 20cm yukarıdan kesilerek toplanır 20 gramı ince ince kıyılır ve bir şişeye konarak üzerine 80ml %70’lik Alkol ilave edilerek güneş ışınlarından uzakta muhafaza edilir. İki günde bir çalkalanan şişedeki sıvı 4-6 hafta sonra süzülerek Homeopati de <<Equisetum arvense>> ismi ile anılan Tentürü elde edilir. Homeopati de bu yabani at kuyruğu otu tentürü kadar Himalaya at kuyruğu otunun da Tentürü de aynı şekilde kullanılır.

Hastalığın belirtileri (Sendrom): 
1) Böbrek ağrısı özelliklede sağ böbrek ağrısı
2) Yatağı ıslatma ve aynı anda rüya görme
3) Mesane ve idrar yollarındaki ağrı idrar yapmaya rağmen iyi olmuyorsa
4) Baskı, Hareket, Oturma, idrar yapma gibi hallerde ağrısı azalmayan sağ böbreğin yatınca ağrılarının azalması
5) İdrar sümüksü, çamursu koyu çok, taşlı ve kumlu ise
6) Oldukça sık idrar yapma hissi
7) Mesane üzerine basınca fazla idrar yapılıyorsa
8) İdrarda protein ve kan varsa
9) Hamilelik ve loğusalık devresinde idrar anormallikleri varsa
Bu gibi hallerde at kuyruğu ot tentürü kullanılır.

Yan tesirleri: Atkuyruğu otunun bilinen çok önemli bir yan tesiri vardır, şayet uzun süre çayı içilirse vücudu soğutucu özelliğe sahiptir. Bu nedenle Atkuyruğu otunun çayını içerken mutlaka içine Ihlamur çiçeği, Kekik otu, Mürver çiçeği veya Papatya çiçeği ile karıştırarak içilmelidir. Ayrıca toplarken zehirli olan Bataklık Atkuyruğu otu ve Büyük Atkuyruğu otu ile karıştırmamak gerekir.

Adaçayı, Sage, Salbei, Salvia officinalis

 

adacayi

 

 

Çok Yıllık | 0,4-0,8 m | 5-8 Aylar | Ca, Ar, Na | Yaprakları, Eteryağı

Adaçayı, Salbei, Salvia officinalis L.
Şifalı Adaçayı
Tıbbi Adaçayı

Familyası: Ballıbabagillerden, Lippenblütengewâchse, Lamiaceae (Labiatae)

Drugları:
Adaçayı yaprağı; Salviae folium
Adaçayı eter yağı; Salviae aetherolaum

Adaçayının yaprakları ve çiçekleri çay ve lapa yapımında, eter yağı (hülasası=uçucu yağı), natürel ilaç ve aroma tedavisinde kullanılır.

Giriş: Adaçayının 700 türü olduğu ileri sürülmektedir ve bunlardan en önemlileri Tıbbi Adaçayı; Salvia officinalis, Dallı Adaçayı; Salvia triloba, Misk Adaçayı; Salvia sclerea, Yüksük Adaçayı; Salvia sideritis ve İspanya Adaçayı; Salvia lavandulitolia ve de Çin Adaçayı; Salvia miltiorrihiza’yı sayabiliriz. Tıbbi Adaçayının yetiştiği yöreye göre çeşitli alt türleri vardır ve bunlardan en önemlileri; Dalmaçya Adaçayı, Türk Adaçayı, Arnavut Adaçayı ve İtalyan Adaçayını sayabiliriz. Adaçayının bulunuş tarihi çok eski olup ilk Seydenham 1717’de veremlilerde görülen gece terlemesine karşı kullanmış ve başarılı sonuçlar elde etmiş. Onu takip eden Ferranini şeker hastaları üzerinde yaptığı deneylerde Adaçayının kandaki şekeri düşürdüğünü tespit etmiştir. (0.Leseer.557) ve bu araştırmaları diğer araştırmalar takip etmiştir. Adaçayının vatanı Balkanların sahile yakın bölgeleri Dalmaçya, Arnavutluk ve Trakya olup, bura¬dan önce bütün Akdeniz bölgesine ve zamanla ılıman ve subtropik ülkelere yayılmıştır. Günümüzde Almanya’da dahi çok yaygın olarak Adaçayı yetiştirilmektedir.

Botanik: Adaçayı 40-80cm boyunda, dikine yükselen yarı çalımsı şekilde bir kökten çıkan gövde oldukça çok çatallaşarak bir küme oluşturur. Yaprakları oval, uçlara doğru sivrice, 4-10cm uzunluğunda, 1-4cm eninde kenarları kalkık, üzeri pürtüklü, grimsi yeşil renkli, alt yüzeyi ise boz renklidir ve keçemsi tüylüdür. Çiçekleri uzunca bir sap üzerinde boğumlarda 5-10’u bir arada bulunur. Çiçeklerin kupa yaprakları taç yapraklarını kavramış olup kahverengimsi kiremit renkli uç kısımları sivricedir. Çiçeklerin taç yaprakları iki dudaklı (çenekli) olup alt dudak üç loplu, üst dudak tek, eflatun, açık mor veya leylaki renktedir.

Yetiştirilmesi: Almanya gibi oldukça soğuk sayılabilecek ülkede yetişen bitki Türkiye’nin hemen her bölgesinde yetişebilir. Soğuk olan bölgelerde bitki donmasın diye üzeri çam dalları ile örtülür. Adaçayını süs bitkisi gibi balkonda da yetiştirmek mümkündür. Ben şahsen yıllardır balkonda Ada-çayı yetiştirmekteyim. Türkiye’de Adaçayı diye satılan çay Hakiki Adaçayı olmayıp genellikle Dallı Adaçayı satılmaktadır.

Hasat zamanı: Adaçayının yapraklarındaki eter yağı türevleri çiçek açmadan önce en yüksek orandadır. Bu nedenle Adaçayı yaprakları Nisan-Mayıs aylarında toplanıp kurutulur ise daha kaliteli drug elde edilir. Fakat Kasım’a kadar da yaprakları toplanarak kurutulabilir. Adaçayı yapraklarını kuruturken sıcaklığın 35˚’yi geçmemesi gerekir. Çünkü bu dereceden sonra bitkinin birleşimindeki eter yağı türevleri buharlaşarak yok olur.
Maalesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlarda açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukça azaltır. Birleşimi: Adaçayı yaprağının birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;

a) Eter yağı türevleri %1-3,5 arasında olup en önemlileri; %30-60 ile Thujon (α-ve B-Thujon), %8,4-24 Campher, %8,4-24 Cineol (Sineol) ayrıca az miktarda α-Pinen, B-Pinen Camphen, Caryophyllen, α-Humulen, Borneal ve Bornylasetat içerir.
b) Hidroksisinamikasit türevleri %3-7 oranında olup en önemlisi; Rusmarinasit ve az miktarda Chlorogenasit, Kaffeasit, Caffeoilasit ve Neochlorogenasit
c) Flavonitler; Apigenin-7-O-B-D-glikozit, Luteolin-7-O-B-D-glikozit, Genkwanin, Genkwnin-6-metil eter, Hispidulin ve 6-Hidroksiluteolin
d) Diterpenlerden; Carnosal, Carnosal asit, Rosmonol ve Safficinolid
e) Triterpenler %2-5 oranında olup en önemlisi Ursolasit olup ayrıca Oleanolasit, Crataegolasit, Pomalatasit ve Germaicol
f) Ayrıca az miktarda Demir, Magnezyum, Çinko ve C-vitamini içerir.

Adaçayının birleşimindeki maddeler bitkinin yetiştiği ülkeye göre farklılık gösterir;
1) İtalyan Adaçayı; %14-36 Thujon, %16-30 Cineol (Sineol) ve %7-21 Pinen içerir.
2) Türk Adaçayı %30-50 Thujon, %10-20 Cineol (Sineol) ve %7,5-12,5 Borneol içerir.
3) Dalmaçya Adaçayı; %30-60 Thujon, %8,4-24 Campher ve %8,4-24 Cineol içerir.

Bunlar içinde Türk Adaçayı en kaliteli Adaçayıdır. İspanyol Adaçayı Thujon içermediğinde en kalitesiz olanıdır. Dallı Adaçayı da az miktarda Thujon içerdiğinden aynı etkiye sahip değildir.

Araştırmalar: Hem Homeopati uzmanları tarafından hem de modern klinik araştırmaları yapılmış ve neticede birçok rahatsızlığa karşı etkili olduğu tespit edilmiştir ve bunlardan bazıları;

1) Adaçayının çiçeklerinden elde edilen ekstraktla 48 tedavi merkezinde 300 hasta üzerinde tedavi denemesi yapılmıştır. Tedavi edilen has-talarda önceden %91,7’sinde Dermansızlık, %51,6’sında iştahsızlık, %31,6’sında kanında demir eksikliği ve %30,6’sında nefes yolları iltihapları tespit edilmiştir. Tedavi süresinin sonunda hastaların duru-munda iyileşme görülmüştür. (ZP.3.91.129)
2) 47 veremli hastada görülen gece terlemesine karşı Adaçayı yaprak ekstresi ile tedavi denemesi yapılmış ve hastaların gece terlemesi normale dönmüştür. (HHB.VI.557)
3) Kemeler üzerinde tedavi denemesi yapılmış ve kemeler iki gruba ayrılarak bir gruba Adaçayı yaprak çayı verilirken diğer gruba sadece su verilmiştir. Adaçayı yaprak çayı alan kemelerde tansiyon düşür-düğü tespit edilmiştir. (HHB.VI.557)
4) Şeker hastaları üzerinde Adaçayı yaprak çayı ile yapılan tedavi denemesinde şekeri düşürdüğü tespit edilmiştir. (HH.557)
5) Ağustos 1985’te bademciklerim şişince KBB doktoruna gittim ve o da hemen ameliyat olmam gerektiğini söyledi. Ben bir ay süre istedim ve bu süre içinde Adaçayı yaprağı çayı içtim ve doktora tekrar kontrole gittiğimde adeta ameliyat olmuş gibi şişlikler yok olmuştu.
6) Ağustos 1996’da tekrar Adaçayının yaprak çayını uzun süre içtim. Adeta titriyor ve sürekli üşüyordum ve sebebini araştırdığımda Adaçayının uzun süre içilmesi halinde üşümeye neden olduğunu öğrendim. Çünkü birleşimindeki thujun vücutta birikmekte ve hormon dengelerini bozmaktadır.
7) Bir tanıdığımın çocuğu (10 yaşında) bademciklerden ameliyat olması gerekiyordu. Çocuk doktorları hastanede yer olmadığından 3-4 hafta beklemesini ve bu süre içinde antibiyotik almasını söylemişlerdi. Ben,tanıdığa çocuğa günde 3 defa bir bardak Adaçayı içirmesini tav-siye ettim ve ameliyat günü doktor çocuğu muayene edince hayretler içinde kalmış ve bu nasıl oldu da böyle iyi olmuş demiş.
8) Elazığlı bir iş arkadaşımın dişetleri mosmordu, kanıyormuş ve ben ona Turunçgillerden yemesini ve Adaçayı çayını içmesini söyledim. O da buna 3 hafta uymuş ve tekrar gördüğümde durumunun çok iyi olduğunu söyledi.
9) Şamil’in ateşi (1yaşında) ve harareti 6.6.1998’de saat 13.00’de yük-selmişti. Ben hemen ateşini düşürmek için Boğan tentürü ve hararetini düşürmek için Adaçayı çayından verdim. Çocuğun durumu 10-15dk sonra normale döndü.
10) Güneydoğu Anadolu’da insanlar sıcaktan damda yatıyorlar ve dam¬dan düşerek ya sakat kalıyorlar ya da ölüyorlar. Adaçayının çayını iç¬seler hararetleri yükselmez ve de damda yatmalarına gerek kal¬maz.
11) Başım ateş gibi yanıyor ve nefes almakta zorlanıyordum. Geçen sene ve daha evvel ki sene de aynı şekilde rahatsızlandım. Bu defa Adaçayı içmeye karar verdim ve içtim. (02.04.02) Bugün (03.04.02) daha iyiyim.
12) 04.04.02 Perşembe günü ev doktoruna gittim ve doktor alerjik astıma karşı hap ve sprey yazdı. Bende bir de tansiyonumu ölçmesini söyledim ve ölçtüğünde 184/104 olduğunu tespit etti ve nabızım da 105’ti. Doktor çok yüksek olduğunu söyledi. Bende 1lt Adaçayı yapıp içine limonu keserek doldurdum ve içtim. Bugün eczanede tasni-yonumu ölçtürdüğümde 149/91 olduğunu ve nabzımın da 90 olduğunu öğrendim. Görüldüğü gibi Limonlu Adaçayı (Türkiye’de Adaçayı diye satılan çaylar gerçek değildir.) ile bir günde çok şey değişti.

Tesir şekli: İltihapları önleyici, balgam söktürücü, hazmettirici, terlemeyi önleyici, süt salgılanmasını önleyici (emzirmeyi kesmek isteyen anneler için), dezenfekte edici, antiseptik, damarları büzücü ve krampları önleyicidir.

Kullanılması: 
a) Araştırmalara göre aşırı terleme, gece terlemesi (veremli hastalarda görülür), yüksek tansiyon, şeker hastalığı, dermansızlık, kansızlık, bademcik iltihaplanması ve nefes yolları rahatsızlıklarına karşı kul-lanılır.
b) Komisyon E’nin 15.05.1985 tarih ve 90 nolu ve de 13.03.1990 tarih ve 50 nolu Monografi bildirisine göre Adaçayı yaprak çayı, eter yağı, ekstresi veya tentürü başta haricen; ağız ve yutak iltihaplarına, dahilen; sindirim rahatsızlıkları ve aşırı terlemeye karşı kullanılabileceği beyan edilmiştir.
c) Aromaterapisinde; Adaçayı eter yağı, dişeti, ağız, yutak ve bademcik iltihaplarına, aşırı terleme ve sindirim rahatsızlıklarına karşı kullanılır. Ayrıca sütten kesilmek isteyen emzikli anneler Adaçayını içerse sütten kesilirler.
d) Halk arasında; özellikle Türkiye’nin sıcak geçen yazlarında damda yatmak zorunda olanlar ya sakat kalmaktalar veya ölmekteler. Şayet bu Adaçayının çayını içseler o sıcak insanlara pek dokunmaz. Adaçayı bademcik, dişeti, ağız içi ve yutak iltihap ve yaralarına, aşırı terleme, hararet, şeker hastalığı, dermansızlık, demir eksikliği, sindirim rahatsızlıklarından; şişkinlik, tıkanma, kokuşma, bağırsak iltihapları, el ve ayaklarda terleme, sancılı adet hali ve beyaz akıntıya karşı kullanılır. Ayrıca sütten kesilmek isteyen annelerin sütünü daha kısa sürede keser.

Çayı: Bir kahve kaşığı kurutulmuş veya taze Adaçayı yaprağı dem¬liğe konur ve üzerine 200-300ml kaynar su ilave edilerek 5-10dk demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir.

Çay Harmanları:

Gökçek ağız ve yutak hastalıklarına karşı çay;
>35 gr Adaçayı yaprağı
>35 gr Papatya çiçeği
>10 gr Arnika çiçeği
>20 gr Çoban üzümü

Gökçek ağız ve yutak hastalıklarına karşı çay;
>30 gr Adaçayı yaprağı
>30 gr Papatya çiçeği
>30 gr Beşparmak kökü
>10 gr Arnika çiçeği

Gökçek mide çayı (sinirsel);
>25 gr Mercanköşk otu
>25 gr Adaçayı yaprağı
>25 gr Nane yaprağı
>25 gr Lavanta çiçeği

Gökçek Ağız içi ve yutak çayı (farenjit);
>30gr Beşparmak kökü
>30gr Meşe kabuğu
>20gr Adaçayı yaprağı
>20gr Papatya çiçeği

Gökçek Kadın çayı (vajina yıkama için):
>25 gr Adaçayı yaprağı
>25 gr Papatya çiçeği
>25 gr Meşe kabuğu
>25 gr Atkuyruğu otu

Gökçek ishal çay (çocuklar için);
>25 gr Hamamelis yaprağı
>25 gr Böğürtlen yaprağı
>20 gr Adaçayı yaprağı
>20 gr Papatya çiçeği
>10 gr Nane

Açık yaralara karşı çay (lapası da yapılır);
>20 gr Karakafes kökü
>20 gr Sefa çiçeği
>20 gr Adaçayı yaprağı
>20 gr Meşe kabuğu
>20 gr Beşparmak kökü

İltihaplı yaralara karşı çay (lapası da yapılır);
>20 gr Adaçayı yaprağı
>20 gr Altın başak otu
>20 gr Çobançantası otu
>20 gr Atkuyruğu otu
>20 gr Kekik otu

Süt salgılanmasını azaltıcı çayı (çocuğunu emzirmeyi bırakan anneler için);
>40 gr Adaçayı yaprağı
>20 gr Şerbetçi kozalağı
>20 gr Kaz otu
>10 gr Ceviz kabuğu
>10 gr Mürver çiçeği

Süt salgılanmasını azaltıcı çayı (çocuğunu emzirmeyi bırakan anneler için);
>40 gr Adaçayı yaprağı
>20 gr Mürver çiçeği
>20 gr Şerbetçi kozalağı
>20 gr Kaz otu

Bademcik iltihaplanması çay (gargarası için);
>30 gr Adaçayı yaprağı
>25 gr Beşparmak kökü
>20 gr Papatya çiçeği
>10 gr Arnika çiçeği
>10 gr Kekik otu
>5 gr Şerbetçi otu kökü

Kadınlardaki beyaz akıntı çayı;
>20 gr Gül hatmi
>20 gr Ballıbaba çiçeği
>20 gr Aslanpençesi otu
>20 gr Oğulotu yaprağı
>10 gr Civanperçemi otu
>10 gr Adaçayı yaprağı

aşırı terlemeye karşı çay;
>20 gr Adaçayı yaprağı
>20 gr Zufa otu
>20 gr Aslankuyruğu otu
>20 gr Altın başak otu
>10 gr Şerbetçi kozalağı
>10 gr Atkuyruğu otu

Gökçek Kadın rahatsızlıkları çayı;
>25 gr Adaçayı yaprağı
>25 gr Nane yaprağı
>25 gr Papatya çiçeği
>25 gr Oğul otu yaprağı

Sirkesi: Adaçayı yaprağından 20gr bir şişeye konur ve üzerine 80ml sirke ilave edilerek güneş ışınlarından uzakta muhafaza edilir. bu sirkeden günde 3-5defa 1 kahve kaşığı alınır.

Aromaterapisi: Adaçayı yapraklarından bir kısım su buharı ile damıtılmasından (destilasyon) elde edilen eter yağı (hülasası=ekstresi, uçucu yağı), Aromaterapisinde kullanılır. En kaliteli Adaçayı eter yağı Dalmaçya (Hırvatistan, Bosna) Adaçayından elde edilen yağdır ve onu Türk ve Bulgar Adaçayı yağları takip eder. Adaçayı yağından 2-3damla bir kesme şekere, bir parça ekmeğe veya bir kahve kaşığı kaymağa damlatılarak alınır.

Yan tesirleri: Adaçayının birleşimindeki Thujon’un çok sert ve etkili olması nedeni ile hamile kadınların kullanmaması gerekir. Uzun süre Adaçayı içilmesi halinde Ağustos’ta bile kişinin başı buzdolabında imiş gibi üşüme hisseder. Ağustos 1996’da kendi üzerimde denedim.

Alıç, Hawthorn, Weissdorn, Crataegus monogyna

 

ALıc

 

Ağaç | 3-7 m | Ca, Ho, Na | 5-6 Aylar | Çiçek, Yaprak ve Meyveleri

Alıç, Weissdorn, Crataegus monogyna
Kalp gülü Syn: “ oxyacantha
Alıç (yemiş)
Yemişen
Erderan
Beyaz diken

Familyası: Gülgillerden, Rosengewâchse, Rosaceae

Drugları: Alıç meyvesi; Crataegi fructus
Alıç çiçek ve yaprağı; Crataegi folium cumflore

Giriş: Alıç çiçek ve yaprakları genellikle birlikte kullanılır ve birebir karıştırılır. Alıç çiçek ve yaprakları çay, ekstre ve natürel ilaç yapımında kullanılır. Alıcın meyvesi ise tentür yapımında kullanılır. Alıcın bilinen 1000 türü vardır ve bunlardan Dişli Alıç; Crataegus monogyna, Loplu Alıç; Crataegus laevigata ayrım yapılmadan kullanılır. Bu iki türün haricindeki Alıç türleri de kullanılabilir, fakat etkileri oldukça düşüktür. Alıç çiçek ve yaprağının kalp zafiyetine karşı kullanılması oldukça eskidir fakat ilk klinik araştırmasını E.Assmann 1930 yılında gerçekleştirmiş ve onu diğer araştırmalar takip etmiştir. Dişli Alıç genellikle Avrupa, Kuzey Afrika, Türkiye, Horasan ve Türkistan’da Loplu Alıç ise genellikle Avrupa’da yetişir. Bazı yazarlar Almanca Weibdorn karşılığı olan Akdiken kelimesi ile Akdiken bitkisinin kastedildiğini iddia etmişlerdir. Oysa Akdiken bir bitkidir ve Alıçla hiçbir ilgisi oktur. Bu nedenle bu konuda kitap yazanların sapla samanı ayırmaları gerekir.
Botanik:
a) Dişli Alıç veya Tek iğneli Alıç’ta denir çünkü yapraklarının lopları sivrice olup köpek dişine benzerken çiçeklerinin göbeğinde tek iğne (monogyna) olduğundan Tek iğneli diye anılır. Yaprakları derin loplu ve lopların ucu sivri olduğundan Dişli Alıç diye de anılır. Yaprakları 3-5loplu, üst yüzeyi koyu yeşil renkli, parlak, alt yüzeyi açık yeşil renkli ve donuk ve de derimsidir. Çiçekleri demet gibi topluca bir arada, uzun saplı, kupa yaprakları incecik ve yeşil renkli, taç yaprakları 5 adet, 0,5cm çapında, küre şeklinde, beyaz veya beyazımsı pembe renklidir. Çiçeklerin ortasında 15-20adet topuzcuğu pembemsi, beyaz saplı döllenme tozlukları ve göbekte bir iğnesi vardır. Bu alıç’ın göbeğinde bir iğne olduğundan Tek iğneli (monogyna) ismi ile de anılır. Meyveleri küre veya yumurta şeklinde, 0,6-1cm uzunluğunda, 0,4-0,8cm eninde, koyu kırmızımsı renklidir.
b) Eliptik Alıç; Crataegus laevigata, bu tür yukarıdakinden daha farklı olarak genellikle Avrupa’da yetişir ve yaprakları ile çiçeklerinden basit farklılıklar vardır. Yapraklarına eliptik denmesinin nedeni eliptik şekilde olmasındandır ve kenarları da kertiklidir. Yaprakları 3-5loplu, loplar bazen derin, bazen de oldukça küçüktür ve kenarlarının kertikli olmasının nedeni ile Kertikli Alıç’ta denir. Çiçekleri aynı yukarıdaki şekilde olup yalnız iki küçük farkı vardır. Döllenme tozlukları kırmızı renkte ve göbekte iki iğnesi vardır. Meyveleri oldukça küçük olup 1-5cm çapında, kırmızı renkli, içinde 2-3çekirdek bulunur.

Yetiştirilmesi: Bu iki türün de Türkiye’nin hemen her bölgesinde yetiştirilmesi mümkün olup özel bir bakıma ihtiyacı yoktur.

Hasat zamanı: Yaprak ve çiçekleri ayrı ayrı veya birlikte toplanır ve kurutulur. Çiçek ve yaprakların eşit oranda veya eşite yakın oranda olması en uygun ve etkili olanıdır. Alıç çiçek ve yapraklarının gölgede kurutulması ve 38C˚’den fazla ısı olursa çiçeklerinin birleşimindeki eterik yağlar bozulabilir.
Maalesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlarda açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukça azaltır.

Birleşimi: Yaprak ve çiçeklerinin birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
a) Flavonitler %1,5-2 arasında olup en önemlileri; Vitexin-2-O-α-L-rhamnosit %0,53, Hiperoksid %0,28, Rutin %0,17, Vitexin %0,02 ve ayrıca Vitexinrhamnosit, Epiodictyolglikozit, İzovitexin, Orientin, Orientin-2-O-rhamnosit ve Apigenin-Luteolin ve Kâmpferol türevleri
b) Procynidin türevleri %2-3 arasında olup (+)-Cartechin ve (-)-Epicatechinler’in 0C-4 ve C-8’dan çeşitli şekilde birbirleri ile bağlanmasıyla Procynidin türevlerini oluşturur. Procyanidinler; Procynidin B-2=((-)-Epicatechin/(-)-Epicatechin) Procynidin B-1=((-)-Epicatechin/(+)-Epicatechin), Procynidin B-3=((+)-Catechin/(+)-Catechin) ve Procynidin B-4=((+)-Catechin/(-)-Epicatechin) ve Procynidin A-2 içerir. A çift bağlantıyı, B tek bağlantıyı ve C üçlü bağlantı olduğunu açıklar.
c) Organik asitler; Chlorogenasit, Kahve asidi
d) Triterpencarbonikasitler; Oleonol asit, Ursolasit ve Crataegolasit (=2-α-Hyroxyoleanolasit)
e) Aminler; Cholin, Asetilcholin ve Alkalaminler
f) Xanthin türevleri; Adenin, Adenosin ve Ürik asit
g) Vitaminler ve mineraller özellikle Potasyum içerir.

Meyvesinin birleşiminde olan maddeler;
a) Triterpenasitler %0,3-0,5 arasında ve en önemlileri; Ursolasit ve Crataegolasitler içerir.
b) Flavonitler; Vitexin, Vitexinrhamnosit ve Hyrosid
Procyanidinler; %2,5-3,5 arasında olup en önemlileri; Procynidin B2, B3, B4, B1 ve A2’dir.

Araştırmalar: Alıç ekstresi ile binlerce klinik veya muayenehanede binlerce kalp zafiyeti olan hasta üzerinde tedavi denemeleri yapılmış ve çok güzel sonuçlar elde edilmiştir.
1) Sadece 1991-1994 yıllarında 14 kontrollü klinik araştırmasında toplam 741 kalp zafiyeti olan hasta üzerinde tedavi denemesi yapılmıştır. Bu araştırmalarda önce hastalara günde 180mg Alıç ekstresi (Alıç yaprak ve çiçek ekstresi) verilmiş ve bu miktar sürekli artırılarak 1994’den itibaren günlük 900mg’ın daha etkili olduğu tespit edilmiştir. (RP.104)
2) Toplam 3664 kalp rahatsızlığı olan hasta üzerinde 940 doktorun kendi muayenehanesinde veya Üniversite kliniğinde kimyasal ilaçlarla veya Alıç ekstresi ile tedavi denemesi yapılmıştır. Alıç ekstresi (Alıç yaprak ve çiçek ekstresi) alan 1476 hastanın kimyasal ilaç alanlara göre daha iyi duruma 8 haftada ulaştıkları tespit edilmiştir. Alıç ekstresinin hiçbir yan tesri olmadığı gibi diğer organlarda olumlu etkileri vardır. Bu tedavi sonunda hastalarda görülen güçsüzlük, nefes darlığı, kalp çarpıntısı, kalp teklemesi, ödem, göğüs basıncının artması (göğüs sıkışması), zorlanarak öksürme gibi rahatsızlıkların iyileştiği görülmüştür. (ZP.1.98.22)
3) A.Förster ve ekibi 1994’de kalp zafiyeti olan 40 hasta üzerinde Alıç ekstresi ile 8 hafta süren tedavi denemesi yapmıştır. Bu tedavi so-nucu, dermansızlık, hemen yorulma, zorlanmada nefes darlığı, göğüs sıkışması ve güç kaybını iyileştirdiği tespit edilmiştir. (ZP.1.94.20)
4) Tauchert ve ekibi 1994’de Leverkusen’da kalp zafiyeti olan 132 hasta üzerinde klinik araştırması yapılmış ve bunlardan bir gruba günde 3x500mg Alıç ekstresi, diğer gruba kimyasal ilaç olan Kaptopril verilmiştir. Tedavi 8 hafta sürmüş ve Alıç ekstresi alanların kimyasal ilaç alanlardan daha etkili olduğu anlaşılmıştır. (ZP.2.94.78)

Tesir şekli: Kalp kaslarını kuvvetlendirici (inotrop), kalp damar-larındaki (koroner) kan dolaşımını artırıcı, kalp frekanslarını düzenleyici, tansiyonu düzenleyici, damarları genişletici, krampları çözücü ve teskin edicidir.

Kullanılması: 
a) Araştırmalara göre; Alıç ekstresi (Alıç yaprak ve çiçek ekstresi) başta; koroner yetmezliği, kalp çarpıntısı, güç kaybı (kalbin beslenememesi nedeni ile), göğüs sıkışması, kalp atışlarında anormallik (aritmi=kalp ritim bozuklukları), nefes darlığı, hemen yorulma, vücudun su toplaması (ödem) ve gece nefes darlığı gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır. Bütün bu rahatsızlıklar kalp zafiyeti sonucu ortaya çıkarlar.
b) Komisyon E’nin 19.07.1994 tarih ve 133nolu monografi bildirisinde Alıç yaprak ve çiçek çayının ve ekstresinin NYA I.ve II.derecedeki kalp zafiyetine karşı kullanılabileceği beyan edilmiştir.
c) Homeopati’de; Alıç tentürü Alıç meyvelerinden hazırlanır. Başta; yorgunluk, dökülmüş gibi dermansızlık, iştahsızlık, korkulu ve tahriş edici hal, ağır baş ağrısı, baş dönmesi, uyuyamama ve korkulu rüyalar görmeye karşı kullanılır.
d) Halk arasında; Kalp ve damar rahatsızlıkları, yüksek ve alçak tansiyona karşı kullanılır.

Meyvesinin kullanımı ise;
a) Komisyon E2nin 19.07.1994 tarih ve 133nolu monografi bildirisinde Alıç meyve çayı, tentürü veya ekstresinin kalp damarlarında (koroner) kan dolaşımını artırıcı ve genişletici, kalbi kuvvetlendirici, kan dolaşımını düzenleyici ve arteriosklerozu önleyici olduğu beyan edilmiştir.
b) Alıç meyvesinin tentürü başta kalp zafiyeti ve kalp zafiyeti ile ortaya çıkan güçsüzlük, nefes darlığı, göğüs daralması, yüksek tansiyon, damara sertliği gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır.

Açıklama: New York Kalp hastalıkları derneği (N.Y.H.A=New York Hearth Association) kalp hastalıklarını ağırlığına göre 4 bölüme ayırmış ve Alıç ekstresinin NYHA 1 ve 2’ye karşı etkili olabileceğini beyan etmiştir. N.Y.H.A 3 ve 4. derecedeki kalp rahatsızlığına karşı Digitalis (Yüksük otu tentürü) veya Adasoğanı tentürü kullanılır. Alıç diğer kalbe etkili olan bitkilerden farklı olarak hem yüksek hem de alçak tansiyona karşı etkilidir. Yani tansiyonu ayarlayıcıdır. Alıç yaprak ve çiçeklerinden elde edilen ekstreye kısaca Alıç ekstresi denir. Alıç ekstresi kalp damarları yani koronerleri genişletir. Buralardaki tıkanmaları önler ve kalp kaslarına oksijen, besin ve akyuvar akışını artırarak kalbi besler, buradaki iltihapları önler. Bu nedenle en iyi koroner ilacı olarak gözükür ve de ispatlanmıştır.

Çayı: İçilecek her bardak çay için iki kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-400ml kaynar su ilave edilerek 5-10dk demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir.

Gökçek Kalp çayı (kalp güçlendirici ve yüksek tansiyona karşı);
>50 gr Alıç yaprak+çiçeği
>40 gr Ökse otu
>20 gr Oğulotu yaprağı

Gökçek Kalp çayı (sindirim bozuklukları ve kalp rah.);
>50 gr Alıç yaprak+çiçeği
>20 gr Oğulotu yaprağı
>15 gr Papatya çiçeği
>15 gr kimyon tohumu

Gökçek Kalp çayı (kramplı kalp rahatsızlığına karşı);
>50 gr Alıç yaprak+çiçeği
>20 gr Kaz otu
>20 gr Oğulotu yaprağı
>10 gr Arnika çiçeği

Gökçek Kalp çayı (sinirsel nedenle);
>40 gr Alıç yaprak+çiçeği
>30 gr Oğulotu yaprağı
>20 gr Turunç kabuğu
>10 gr Zencefil kökü

Gökçek Kalp çayı (sinirsel kalp rahatsızlık);
>50 gr Alıç yaprak+çiçeği
>30 gr Oğulotu yaprağı
>20 gr Turunç kabuğu

Dr.Rauch Kalp çayı (kalp ve alçak tansiyon için);
>30 gr Alıç yaprak+çiçeği
>30 gr Biberiye yaprağı
>30 gr Civanperçemi otu

Homeopati’de: Olgunlaşmış Alıç meyvesi ezildikten sonra 20gr’ı bir şişeye konur ve üzerine 80ml %70’lik Alkol ilave edildikten sonra 6-8hafta bekletilir ve sonra süzülerek Homeopati’de<<Crataegus>>ismi ile anılan tentür elde edilir. bu tentürden günde 3-5defa 10-15damla 4-6hafta süreyle alınır.

Hastalığın belirtileri (semptom):
1) Baş ateş gibi sıcak ve yanıyorsa
2) Kalp çarpıntısı ve kalp hışırtısı
3) Mide-bağırsak rahatsızlıkları
4) Kalp ağrısı ve batması
5) Baş dönmesi
6) Deri kaşıntısı
7) Hava alamama, tık nefes, nefes darlığı
8) Dermansızlık, güçsüzlük
9) Göğüste ağrı ve göğüs kafesinde ağrı
10) Baş ağrısı, migren, başta basınç ve başta hissedilen ağrı
11) Burun kanaması
12) İç huzursuzluk
13) Uyuyamama veya uyuma zorluğu
14) Kusma
15) Kalbi büyümüş gibi hissetme
Bu gibi hallerde Alıç tentürü gerekir.

Yan tesirleri: Alıç yaprak, çiçek ve meyvesinin bilinen bir yan tesiri yoktur. Bu yukarıdaki iki türün haricinde kullanılabilen üç tür daha vardır.