x

Bitkisel Tedavi

Belgelerimiz  bitkiseltedavi.com satış

Çay ağacı, Tea Tree, Melaloyka, Teebaum, Melaleuca alternifolia

melaloyka4_001

 

Ağaç | 3-6m | 4-6 Aylar | Yaprak ve Eter Yağı

Melaloyka, Teebaum, Melaleuca alternifloia CHEEL.
Çay ağacı
Avustralya ağacı

Familyası: Mersingillerden, Myrtengewâchse, Myrtaceae

Drugları: Melaloyka eter yağı; Melaleuca aetheroleum
Melaloyka yaprak ve sürgünlerinin su buharı ile damıtılması ile eter yağı (uçucu yağ) elde edilir. Bu eter yağına kısaca yağ da denir ve başta aroma tedavisi ve natürel ilaç yapımında kullanılır.

Giriş: Mersingillerin bir alt grubu olan Melaleucagillerin takriben 300 çeşidi mevcuttur ve bunlardan Melaleuca alternifolia; M.linarifolia ve M.disitiflora hemen hemen aynı kalitedirler bu nedenle kullanılırken pek ayırt edilmez. Bu ütrlerin içerdikleri eter yağların içindeki 1,8-Cineol’un (1,8-Sineol) oranına göre de kimyasal tiplere ayrılırlar. Melaloyka¬gillerden olan fakat birleşimindeki maddeler ve botanik yapı farklılığı nedeni ile sona doğru kısaca iki türe Kayeput; Melaleuca leucadendra ve Niaouli; M.viridifoliya’ya değineceğiz. İlk olarak gemisi ile buraya (Avustralya) gelen Kaptan Cook’a buranın yerlileri Melaloyka yaprakla¬rın¬dan hazırladıkları çayı verirler ve adı da çay ağacı olarak kalır; çay ağacı ile bir ilgisi olmamasına rağmen. Dünyayı gezme görme meraklısı olan İngiliz Christopher Dean Afrika’da ayağından bulaşıcı bir hastalığa yakalanır ve kardeşi onu Londra’da Melaloyka yağı ile tedavi eder ve Christopher bunun üzerine Avustralya’ya giderek (1776) Güneybatı Avustralya’da yüzbinlerce Melaloyka ağacı yetiştirmeye başlar.

Botanik: Genellikle Güneybatı Avustralya’nın bataklıklarında, sulak yö¬re-lerinde yetişir. Boyu 6m’yi bulan Melaloykanın gövdesi kendiliğinden soyulduğundan, bazen esmer, bazen grimsi beyaz renkte olur. Yaprakları oldukça ince, kenarları düz, derimsi, değişken sıra ile dizilmiştir. Çiçekleri geriden beyazımsı bir silindir şeklinde, yakından bakınca sayısız, ipli¬ğimsi, uzun döllenme tozluklarına sahip olduğu görülür.

Yetiştirilmesi: Türkiye’nin Akdeniz ve Ege bölgesindeki bataklık ve sulak yerlerde rahatlıkla yetişir. Diğer bölgelerde saksılarda kışın içeri (oturma odası vb.) almak şartı ile yetiştirilebilir.

Hasat zamanı: Yapraklarını dökmediği için hemen her mevsimde yap-rakları toplanarak işlenebilir, fakat en verimli olduğu zaman Mayıs’tan Temmuz’a kadar olan aylardır.

Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri önemine göre söyle sıralayabiliriz;
a) Eter yağı türevleri bitkinin kimyasal tipine göre üç gruba ayrılır. Tip I %6-14 1,8-Cineol, Tip II %31-41 1,8-Cineol ve Tip III %54-65 1,8-Cineol içerir. Eter yağında 1,8-Cineol ne kadar az olursa yani Tip I ve Ne kadar Terpinen-4-ol yüksek olursa o kadar kaliteli olur. Terpinen-4-ol %30-60, γ-Terpinen %10-30, α-Terpinen %5-15, 1,8-Cineol %1-65 (Okaliptus’a bak), α-Terpineol %1-8), Limonen %1-5, p-Cymen %1-10, Δ Caren %0,5-3,5, Sabinen %0,5-3,5 ve Aromadendren %0,5-3 arasındadır.

Tesir şekli: Antibakteriyel (bakterileri öldürücü), antiviral (virüsleri öl¬dü-rücü), antimikozit (mantarları yok edici), antiflogistik (iltihapları ön-leyici)’dir.

Araştırmalar: Melaloyka eter yağı ile ayak mantarları, vajina mantarları ve akne gibi rahatsızlıklara karşı tedavi denemeleri yapılmış ve büyük başarılar elde edilmiştir.
1) Bassett ve ekibi tarafından 1990’da %5’lik Melaloyka eter yağı ile akne üzerinde tedavi denemesi yapılmıştır. Bir grup Melaloyka eter yağı ile diğer bir grup ise kimyasal ilaç Benzolperoksid ile tedavi edil-mişlerdir. Neticede Melaloyka yağının Benzolperoksid kadar etkili olduğu ve ayrıca yan tesirinin olmaması nedeni ile tercih edilmesi gerektiği tespit edilmiştir. (ZP.2.96.111)
2) Willams ve ekibi 1995’de Tırnak mantarı (ayak ve el parmakların¬da¬ki) hastalığı olan insanlar üzerinde deneyle r yapmışlardır. Bir grup %5’lik Melaloyka eter yağı ile, ikinci grupta kimyasal ilaç %1’lik Clotrimazol ile tedavi denemesi yapılmıştır. 3 ay süren tedavide %5’ lik Melaloyka yağı ile tedavi olanların %60’ında iyilşeme görül¬müş ve kimyasal ilaçtan daha etkili olduğu tespit edilmiştir. (ZP.2.96.111)
3) Dr.Belaiche 1985’de Paris’te Tıp fakültesine bağlı olarak çalışan Phytotherapie (Fitoterapi) bölümünde yaptığı deneylerle vajina man-tarı ve mesane iltihaplanmasını iyileştirmiştir. (NH.6.96.348)
4) Alim (5 yaşında) haya torbasının sol kısmında mantar vardı. Çocuk doktoru kimyasal ilaç yazdı ve pek faydası olmayınca ben Melaloyka yağı ile tedavi ettim ve geçti.

Kullanılması:
a) Araştırmalara göre Melaloyka yağı ile mantarlar (özellikle tırnak man-tarları), çıbanlar, akne, sivilce, uyuz böceği, saç biti, uçuk, böcek sokması, ensedeki kaşıntılara karşı kullanılır.
b) Aromaterapisinde; Melaloyka yağı sade veya diğer eter yağları ile ve de sabit yağlarla karıştırılarak kullanılır. Melaloyka yapraklarının da-mıtılması ile %1 oranında eter yağı elde edilir. Bu yağ yukarıdaki ra-hatsızlıklara karşı kullanıldığı gibi kozmetikte parfüm, şampuan, sa-bun, dudak boyası, deo, kolonya vb. maddelerin yapımında katkı mad¬desi olarak kullanılır.
c) Halk arasında güneş yanığı, kas ağrıları, kas krampları, ağız içi ilti¬hap-larına karşı kullanılır. Konisine 10-15damla katılarak eve güzel koku yayılır. Bu kokudan dolayı sivrisinek ve sinekler gelmez.

Açıklama: Yüzdeki akneye karşı kullanılacak ise 10-15damla 30-50ml temiz suya katılır ve bu su ile yüz yıkanır. Direkt akneler üzerine 1 damla Melaloyka yağı sürülebilir ve günde 5-6defa 8-12hafta süre ile yapmak gerekir. Uzuvlardaki mantarlara karşı 8-10damla yağ 30-50ml suyla karıştırıldıktan sonra bundan silindir ve yahut da 1-3damla yağ direkt mantar üzerine günde 5-6defa 8-12hafta sürülür. Yine tırnak mantarla-rının günde 5-6defa 8-12hafta süreyle 2-3damla Melaloyka yağı dam-latılır.

Yan tesirleri: Melaloyka eter yağı tarife uyulmaz ve aşırı miktarda alınır ise alerjiye sebep olabilir.

B) Kajeput, Cajeput, Melaloyka leucadendra L.
Kayeput

Drugları: Kajeput eter yağı; Cajeputi aetheroleum rectificatum
Kajeput ağacının yaprak ve sürgünlerinin su buharı ile elde edilen uçucu yağı (eter yağı) tekrar rektife (saflaştırma) edilmesiyle elde edilen esans (eter yağı). Yaprakları mızrak şeklinde, kenarları bütün, baştan uca kadar beyazımsı damarlar uzanır. Uzun dallara değişken sıra ile dizilmiş derimsi ve koyu yeşil renktedir. Çiçekleri uzaktan bir silindir şeklinde, yakından bakınca döllenme tozlukları uzunca kırmızı bir iplik şeklinde, ucunda kırmızı renkli topuzcukları vardır. Kajeputun birleşimindeki eter yağın birleşimindeki maddeler oldukça farklıdır. Eter yağı türevleri %1-3 arasında olup en önemlileri %45-65 ile 1,8-Cineol (1,8 Sineol, Oka¬liptusa bak.) %15 (-)-α-Terpineol, %8 Ledol, %8 Izolelol, α-Pinen vb. eter yağları içerir. Kajeput yağı Melaloyka yağı gibi kullanılırsa da sert olması nedeni ile daha dikkatli olmak gerekir. Genellikle nefes yolları hastalıklarından öksürük, bronşit, boğmaca, grip ve üşütmeye karşı kullanılır.

C) Niaouli, Niauli, Melaleuca viridiflora
Niaouli genellikle Madagaskar adasında yetişen 15m boyunda bir ağaç olup yapraklarının su buharı ile damıtılmasıyla eter yağı elde edilir. Kullanılışı aynen Kajeput gibidir.

Pıtrak, Klette, Arctium Lappa

 

 

İki Yıllık | 0,5-1,8m | 7-9 Aylar | Ça,Ho,Na,Ar | Kökü, Yağı

Pıtrak, Klette, Arctium Lappa L.
Dul Avrat otu Syn: Arctium majus
Ulu avrat otu Arctium vulgare
Şifalı Dul avrat otu Arctium major
Lappa major

Familyası; Bileşikgillerden, Korbbütengewâchse, Asteracea

Drugları; Pıtrak kökü: Bardanae radix
Pıtrak otunun genellikle kökleri çay, tentür, natürel ilaç, ekstre ve eterik yağ yapımında kullanılır.

Giriş; Pıtrağın oldukça çok türü mevcuttur, bizi bunlardan sadece üç tü¬rü ilgilendirmektedir. Bunlar: a) Şifalı Dulavrat ot; Arvtium lappa, küçük dulavrat otu; A. Minus ve tüylü dulavrat otunu sayabiliriz. Kozalak şek¬lin-deki meyvelerinin etrafındaki kanca şeklindeki dikensi kupa yapraklarının hayvan ve insanlara takılması nedeni ile pıtrak denir. Tarihte ilk defa M.Ö Çinliler tarafından kullanıldığı ve onu diğer ülkelerin takip ettiğidir. Vatanının Avrupa ve Asya’nın ılıman bölgelerinin olduğu ve bura¬dan Amerika’ya taşındığı bilinmektedir.

Botanik; Pıtrak otu 50-180cm boyunda dikine yükselen oldukça sık çat-laşan gövdenin içi dolu dışı kırmızımsı kahve renkli iki yıllık bir bitkidir. Yaprakları yumurta veya kalıp şeklinde olup alt yaprakları oldukça büyük olup 30-50cm büyüklüğünde olabilir ve yukarıya doğru oldukça küçülür. Yaprakların üst yüzeyi açık yeşil, alt yüzeyi tüylü ve kenarları dalgalıdır. Çiçekleri dalların uç kısmına kümelenmiş olup salkım gibi bir aradadır. Her bir çiçek takriben 3-4cm çapında olup ortadaki taç yaprakları boru şeklinde olup kırmızımsı renkte ve kozalak şeklindeki çiçeğin etrafına dizilmiş olan diken gibi kuruduğunda uçları kanca gibi geri dönen kupa yapraklara sahiptir. Kökleri 40cm boyunda 3-5cm çapında oldukça çok yan köklere sahip olup dışı grimsi kahve renkli içi sarımsı beyaz veya beyaz renktedir.

Yetiştirilmesi; Tohumları Mart’ta Kasa, Yastık veya seralara ekilir ve fideleri Nisan-mayıs aylarında bahçe ve tarlalara ekilir.

Hasat Zamanı; iki yıllık olan bitkinin kökleri nisan-mayıs veya eylül-ekim aylarında sökülerek çıkarılır ve güneşli gölgelik havalı bir yerde kurutulur. Pıtrak kökü hemen küflenebilir, bu nedenle dikkat etmek gere¬kir. Kökler kurutulurken sıcaklığın 40˚yi geçmemesi gerekir aksi halde birleşimindeki eterik yağı kaybeder.

Birleşimindeki; Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz.
a) Polisakkarit türevi; Inulin takriben %20-40 arasında olabilir. (Andız ve Yer elmasına bak)
b) Poliasetilen türevleri: Tridecadien-(1,11)-tetrain-(3,5,7,9,), Tridecen-pentain, Trideca-trien-triin. (Mavi çiçeğe bak)
c) Kükürtlü Polisakkarit türevleri: Arctinon, Arctinol, Arctinal ve Aretasit.
d) Acı madde Guaianolittürevleri; Dehydrocostus ve 11,13-Dihydrocostuslacton içerir.
e) Karbonikasitlerden; Kaffeeasit (kahve asidi), Chlorogenasit, Izochlorogenasit, Butrik asit, Asetik asit, Propinoasit ve Izovalerinasit.
f) Sabit yağlardan; Oleik-, Limol-, Linolen-, Stearin-, Palmitin-, Capron- ve Oenanthasit içerir.
g) Ayrıca %0,05-0,19 oranında Uçucu yağ türevleri (Eterik ayağlar) %0,05-0,18 oranında olup en önemlileri; Fenilasetalaldehid, Benzalaldehit, 2-Alkil (C3-C5)- 3 Metoksipirazin ve 2-metoksi-3-metilpirazin içerir.
h) Ayrıca Tanin, Reçine %15 Proteinler, %30-50Karbonhidratlar ve az miktarda Vitaminler ve de Mineraller içerir.

Araştırmalar;
1) Almanya’da 1967 ve Japonya’da 1986 yıllarında yapılan Klinik araştırmalarında Pıtrak kökündeki Polinlerin (Poliastiyler ve Kükürtlü Poliasetilenler) antibiotik özelliğe sahip oldukları (taze olma şartı ile) tespit edilmiştir.
2) Dr. W. Bohn (1927) Pıtrak kökünün kan temizleyici olarak ve Deri hastalıklarında; cerahatlı, kabarcıklı yaralara karşı kullanılmış ve olumlu netice elde edilmiştir. (LBH. 2. 931)
3) LECONTE ve BURNIER (1927) çıban, kanlı çıban ve yanıklardan sonraki şişliklere karşı Pıtrak kökü ekstresi pansuman yaparak ve de çayını içerek hastalarını iyileştirmiştir. (LBH.2.931)

Tesir Şekli; Kanı temizleyici, yaraları iyileştirici, antibiotik (mikropları öldürücü), antimikozit (mantaraları yok edici), idrar söktürücü, terletici, hazmettirici, hafif müshil yapıcı, tonik, saçları kuvvetlendirici ve urları yok edicidir.

Kullanılması;
a) Komisyon E’nin 22nolu 01.02.1990 tarihli monografi bildirisine göre pıtrak kökü başta; mide bağırsak rahatsızlıkları, gut, romatizma, sedef ve deri hastalıklarına karşı ve de kan temizleyici olarak kul-lanılabileceği beyan edilmiştir. Aroma tedavide pıtrak yaprağı saç ba-kımı, kafa kaşıntısı, ruhya, Ekzem ve Immun zafiyetine karşı kulla-nılır.
b) Halk arasında; Romatizma, Gut, Ekzema, Sivilce, Akne iyileşmeyen yaralar, çıbanlar, saç dökülmesi ve kepeklenmesi, böbrek taşları, ka-raciğer ve safra rahatsızlıklarına karşı ve de kan temizleyici olarak kullanılır. Pıtrak kökü ekstresi ve zeytinyağı karışımı veya Pıtrak kökü ve zeytinyağı ile hazırlanan yağla saç dipleri ovalanır.

Çay; Kurutulmuş ve ince kıyılmış Pıtrak kökünden 2 kahve kaşığı dem¬liğe konur ve üzerine 300-500ml kaynar su ilave edilir, 5-10dakika demlemeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir. İkinci ve daha etkili metot ise mazerasyondur buda pıtrak kökünden 2 kahve kaşığı akşamdan demliğe konur üzerine 300-500ml soğuk su ilave edilir. 5-10saat sonra kayna-tıldık¬tan sonra süzülerek içilir.

Çay Harmanları;

Gökçek Açık yara çayı;
>30gr Beşparmak kökü
>20gr Papatya çiçeği
>20gr Pıtrak kökü
>20gr Meşe kabuğu
>10gr Karakafes kökü

Gökçek İltihaplı yara çay;
>30gr Sinirli ot
>20gr Papatya çiçeği
>20gr Adaçayı yaprağı
>10gr Meşe kabuğu
>10gr Pıtrak kökü
>10gr Labada kökü

Gökçek Ripperger Kan temizleyici çay;
>30gr Saparna kökü
>30gr Pıtrak kökü
>10gr Meyan kökü
>10gr Z. Yasemin sapı
>10gr Guayak odunu
>10gr Sasafras kökü

Gökçek kan temizleyici çay;
>20gr Isırganotu
>20gr Guayak odunu
>20gr Ardıç kozalağı
>10gr Santal odunu
>10gr Meyan kökü
>10gr Saparna kökü
>10gr Pıtrak kökü

Diskrazi: Vücut sıvısının yapısal bozukluğu. Saç Çayı (saç bakımı için) Bu çaydan 1 yemek kaşığı aynı çay gibi hazırlandıktan sonra süzülerek soğumaya bırakılır ve de süzülerek demi ile saç dipleri ovalanır;
>20gr biberiye yaprağı
>20gr Atkuyruğu otu
>20gr ısırgan ot ve kökü
>10gr pıtrak kökü
>10gr Eğri kökü
>10gr Lavanta çiçeği
>10gr çantiyan kökü

Ar; Taze pıtrak kökleri su buharı ile damıtılarak (destilasyon) Eterik yağı elde edilir. Pıtrak eterik yağı genellikle saç bakımında kullanılır.

Ekstresi; Pıtrak kökü Etanol ile Ekstraksiyonu yapılarak Ekstresi elde edilir ve bu ekstrede aynı eterik yağı gibi kullanılır.

Yağı; Pıtrak kökü ince ince doğranarak bir şişeye konur ve üzerini örte-cek şekilde zeytinyağı veya tatlı badem yağı ile doldurulur ve güneş gören bir yerde 4-6hafta bekletildikten sonra pıtrak yağı elde edilir. Bu yağda saç diplerini ovalamak için Masaj yapmak ve yaralara sürmek için yani saç bakımı için kullanılır.

Homeopatide; Pıtrak köklerinden 100gram söküldükten sonra yıkanır ince ince doğrandıktan sonra bir şişeye doldurulur ve üzerine 500ml %50-70lik Alkol doldurulur. Güneş ışnlarından uzakta 4-6hafta bekletil¬dikten sonra süzülerek homeopatide Lappa major adı ile anılan tentür elde edilir ve bu tentürü den günde 3-4defa 10-15damla alınır.

Hastalığın belirtisi (Sendrom);
1) Ekzema grimsi kabuklu ise.
2) Lenf bezleri şişmiş ise.
3) Çocuklarda görülen ruyhaya (süt içen çocukların başında peydah olan beyazımsı gri kabuklu ekzema) karşı.
4) Eklem ağrıları şayet aşağıya doğru çekiliyormuş gibi ise.
5) Rahim sarkması ve idrar sütlü gibi ise.
6) Koltuk altı pis kokuyorsa pıtrak tentürü kullanılır.

Yan Tesirleri; Bilinen bir yan tesiri yoktur, bazen çok nadiren kişilerde alerjiye sebep olabilir.

Funda, Calluna Vulgaris, Ericakraut

 

Funda3

 

Funda Çayının Faydaları

Çok dallı çalı formunda bir bitki olan funda yıl boyu yeşildir (kış aylarında rengi matlaşır ve sarıya çalar) ve iğneye benzer minyatür yaprakları vardır. Çiçeği pembe ve mor arası olan funda genellikle yaz aylarında çiçek açar. Çiçeklerinin rengi nedeniyle dekoratif ve peyzaj tamamlayıcı bir bitki olarak kullanılır. Birkaç Akdeniz adası hariç Avrupa’nın büyük bölümünde, Rusya, Asya’nın bir bölümünde ve Kuzey Amerika’nın Atlantik kıyısında doğal olarak yetişir. Bataklık kenarlarında ve dağ yamaçlarında bulunabilir, hafif asidik toprağı ve güneş ışığını sever.

Botanik adı Calluna vulgaris olan funda çiçeği süpürgeotu olarak da bilinir. Bitki her ne kadar güzel çiçekleri için dekoratif bir bitki olarak popülerlik kazanmış olsa da yüzyıllardır yaşlılığın etkilerinin azaltılmasından cildi güzelleştirmeye kadar pek çok farklı amaçlarla kullanılmıştır. Funda Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim aylarında toplanarak kurutulur. Bitki çok uzun ömürlüdür ve 50 yıla kadar yaşayabilmektedir.

  • İdrar yolu hastalıklarının tedavisine yardımcı olur
  • Sistit tedavisinde kullanılır
  • Böbrekleri temizler
  • Mesane problemlerinde kullanılır
  • Romatizma tedavisinde kullanılır
  • Gut tedavisinde yardımcı olarak içilir
  • Soğuk algınlığına iyi gelir
  • Öksürüğü alır
  • Çeşitli sindirim sistemi problemlerinde kullanılır
  • Prostat sorunlarına iyi gelir
  • İshale iyi gelir
  • Karın ağrısını alır
  • Uyku getirir

Funda Çayı Nasıl Hazırlanır?

İyi bir funda çayı hazırlamak için yarım litre kaynamış iyi suyu ateşten alarak 6 çay kaşığı funda kurusu atın. 10-15 dakika kadar demlenmesini bekleyin. Dilerseniz balla tatlandırabilirsiniz. Tavsiye edilen tüketim miktarı günde 1-2 bardaktır. Funda çayını kurutulmuş ya da taze bitkiden hazırlayabilirsiniz. Bitkinin hem çiçekleri hem de yaprakları sağlığa faydalıdır. Kurutulmuş funda kuru, fazla ışık almayan bir yerde hava geçirmez kapta muhafaza edilmelidir.

Fundanın Sağlığa Faydaları

Funda en çok çay formunda tüketilmektedir ancak cilde esnekliğini veren elastin üretimini tetiklediği için kozmetik sektöründe pek çok kremin içinde etken madde olarak kullanılır. Bitkinin özünden elde edilen su iltihap önleyici özelliğe sahiptir. Halk arasında başta idrar yolu enfeksiyonları olmak üzere safra ve böbrek taşı düşürmek için kullanılmaktadır.
Son yıllarda başta Almanya olmak üzere bazı ülkelerde romatizma nedeniyle oluşan ağrıların tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Bunun başlıca nedeni vücutta biriken ürik asidin daha kolay atılmasını sağlamasıdır. Romatizmal ağrılar için tavsiye edilen kullanım şekli funda çayı ya da funda suyunun romatizma ağrısı bulunan bölgelere direk kompres yapılması şeklindedir.
Orta dereceli uyku bozukluklarının tedavisinde bir sedatif gibi funda çayı içmek tavsiye edilmektedir. Ancak aynı zamanda iyi bir idrar söktürücü olan çayı yatmadan hemen önce içmek çok iyi bir fikir değil.
Funda Çayının Yan Etkileri

Funda çayı tüketimi genel olarak güvenli kabul edilir ve alerjik bir reaksiyona neden olmaz. Ancak diğer bitkilerde olduğu gibi funda çayını (ya da suyunu) tavsiye edilen miktarlarda tüketmeli ve aşırıya kaçmamalısınız. Düzenli olarak ilaç kullanıyorsanız (tansiyon ilaçları, kan incelticiler, depresyon ilaçları gibi) funda çayı içmeye başlamadan önce doktorunuza danışın.
Kas lifleri üzerinde etkili bir madde olan tanen yönünden zengin funda çayı uzun sürelerde tüketilmemelidir. Örneğin 2 hafta içtikten sonra 2 hafta vücudunuzu dinlendirebilirsiniz. Sürekli olarak tanen almak karaciğer hasarına yol açabilir.
Emzirme, hamilelik öncesi ve hamilelik dönemlerindeki etkileri hakkında bilimsel bir çalışma bulunmadığı için tüketmemek ya da doktor tavsiyesi ile tüketmek daha doğru olacaktır.
Kaynaklar

Fasulye, Bohne, Phaselus vulgaris

fasulye8

 

Bir yıllık | 0,5-4m | 6-9 Aylar | Ca,Ho,Na |

Fasulye, Bohne, Phaselus vulgaris
Sırık fasulyesi
Bahçe fasulyesi

Familyası: Baklagillerden, Schmetterlingsblütengewaechse, Fabaceae (Leguminosae)

Drugları: Fasulye kapçığı (kapsülü): Phaseoli pericarpium-frutus phaseoli sinesemine
Fasulye meyvesinin tohumları çıkarıldıktan sonra kapçıkları (kapsülleri) kurutularak, çay, tentür veya natürel ilaç yapımında kullanılır.

Botanik: Fasulyenin asıl vatanı orta ve güney Amerika olup, buradan 1685 yılında İspanyollar tarafından ispanyaya getirilmiş ve oradan önce Avrupa’ya, sonrada bütün dünyaya yayılmıştır. Günümüzde 70’in üzerinde fasulye çeşidi bulunmaktadır. Fasulyenin genellikle beyaz renkte olanı tercih edilmektedir, fakat kırmızı, siyah, kahverengimsi ve üzeri desenli olan çok çeşitleri mevcuttur. Türkiye’de genellikle ayşekadın, barbunya, horoz ve çalı türleri tanınmakta ve yetiştirilmektedir. Fasulyenin yaprakları üçü bir arada uzun bir sap üzerinde olu, her biri yumurta şeklinde, uçlara doğru sivri, kenarları bütün, ortada bir ana ve ondan kenarlara doğru yay şeklinde uzanana yan damarlar bulunur. Yaprakları 7-20cm büyüklüğünde, yeşil renkli ve üzeri hafif tüylüdür. Çiçek sapı yaprak sapının koltuğundan çıkar ve her sapta 2-6adet çiçek bulunur ve taç yaprakları pembe, vişneçürüğü, kırmızı veya eflatun renklerde olabilir. Kupa yaprakları çan şeklinde, yeşil renkli, beş adet irili ufaklı dişlere sahip olup, taç yapraklarını kavramıştır. Olgunlaşan fasulye kapsül¬lerinde 4-10adet çekirdek bulunur ve kapsülleri (meyveleri) 10-20cm boyunda olur.

Yetiştirilmesi: Mart ve Nisan aylarında saksı, kasa veya seralarda tohumlarından fide elde edilir ve bu fideler Nisan ve Mayıs aylarında bahçe ve tarlalara 6-10cm sıra ve 40cm ara ile ekilir.

Hasat zamanı: Meyveleri olgunlaşan kapsüller sararır ve çatallaşmaya başlayınca toplanarak, içindeki tohumları çıkarılır. Tohum ve kapsülleri ayrı olarak güneşte iyice kurutulduktan sonra kaldırılır.

Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
a) Phaseolin ve bunun açık formülüne çok yakın olan Phasin (Toxoalbumin=Phytoalexin) içerir.
b) Aminoasit türevlerden; Arginin ve Lysin
c) Vitaminlerden; B1, B2, B3 (Niacin) ve B6
d) Minerallerden; Demir, Potasyum ve Fosfor
e) Ayrıca; Proteinler, Karbonhidratlar, Flavonitler, Salisilik asit, Allantoin ve Trigonellini içerir.

Tesir şekli: Kapsülleri; idrar artırıcı, müshil yapıcı ve hafif kandaki şekeri düşürücü özelliklere sahiptir.

Kullanılması:
a) Üniversite kliniklerinde tedavi denemeleri ve araştırmalar çok çok yeni olup bu araştırma ve çalışmalar sonucunda: Diyebet ve obeziteye karşı etkili olduğu tesbit edilmiştir.
b) Komisyon E’nin yayınladığı Monografi bildirisine göre Fasulye kapçığı idrar söktürücü olarak kullanılabilir.
c) Fasulye kapçığı halk arasında genellikle Avrupa’da idrar söktürücü, müshil yapıcı ve romatizma çaylarında kullanılır. Türkiye’de ise genellikle hayvan yemi olarak, bazı yörelerde ise yakacak olarak kullanılır. Fasulye kapçığı başta idrar yolları rahatsızlıklarına karşı nadiren de romatizma, gut, siyatik, ödem ve şeker hastalığına karşı kullanılır.

Arştırma ve Açıklama: Fasulye tohumları phasin içerir bu madde zehirli olmasından dolayı taze olarak yenmez. Kuru fasulye olarak bilinen fasulye tohumlarının yemek yapmadan önce mutfakta haşlanması gerekir. Ancak bu şekilde phasin bozulur ve zararsız bir şekle dönüşür. Bazı Alimlere göre fasulye kapçığı çok az miktarda krom içermektedir ve krom kandaki şekeri hafif düşürücü özeliğe sahiptir.

Kuru Fasulye antibiyotik özeliği ile süper besin. Kan şekerini ayarlar ve insülin değerlerini düzenler. Kuru fasulyenin birleşimindeki lifli maddeler’den pektinler, karbonhidratların çözülmesini yavaşlatır, yağ yakımını hızlandırır ve insülin reseptörlerinin üretimin artırır böylece hücrelerin insülin alımını artırır. Reseptörler insülin alımında kapı açıcı görevini görür ve kandaki glikoz hücreler taşınır. Düzenli olarak kuru fasulye tüketildiğinde bu sizi diyabete karşı korur. Hastalığın başlangıç safası ile iyileştirir.

Prof. Dr. Bilgin Timuralp, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi bünyesinde kolesterol ile ilgili yaptıkları uygulamalı çalışmayı da şöyle anlattı: “Üniversitede, 1,5 ay süre ile hastane personelimizin yeşil mercimek yemelerini sağladık. 50′ye yakın personelin önce kanlarındaki yağ miktarlarını ölçtük. Daha sonra günlük yemeklerinin yanında bir miktar yeşil mercimek salatası almalarını sağladık. 1.5 ay sonunda, her gün düzenli olarak yeşil mercimek yenmesinin ardından, kişilerin kanlarındaki yağ miktarlarında önemli oranlarda düşüşler gözledik. Biliyoruz ki, kandaki kolesterol miktarını yüzde 10 azaltırsak, kişilerde kalp krizi riskini yüzde 20 oranında azaltmış oluruz. Bizim çalışmamızda ise 210-220 olan kolesterol miktarı, 190′lara inmiştir. Yani yüzde 20′lik bir azalma sağlamış olduk. Demek ki böyle devam ederse yüzde 40′lık bir kalp krizi azalmasını gerçekleştirmiş olacağız.”

Dr. James Anderson (Lexington Kentucky Üniversitesi) ve ekibi diyabet olma riski olan 3234 hastayı 3 gruba ayrımış: 1. Grubtakilere sadece plesabo hapı (etkisiz denek ilacı), 2. Gruba metformin ilacı ve 3. Gruba sağlıklı yaşam tarzı beslenme uygulanmıştır. 3 yıl sonra Sağlıklı yaşam tarzı beslenenlerde % 58 daha az vaka kimyasal ilaç alanlarda % 31 iyileşme ve plaseboda değişim olmamıştır. Bundan da anlaşılan sağlıklı beslenenlerin ilaç alanalra göre daha iyi duruma geldikleri görülmüştür.Dr. James Anderson Kuru fasulye lifinin yararları ile ilgili Diyabet Tip 1 hastaları üzerinden bir klinik çalışma yapmış ve hastaların % 38 ile az insüline ihtiyaç duyduklarını belgeledi. Ve Tip 2 hastaları şayet rahatsızlık yeni başlamışsa iyileştirdiği geç kalınmışsa insülin dozajı azalttığı tesbit edildi.

Kuru fasulyenin ince bağırsaklarda çok yavaş absorbe edilir ve büyük bir kısmı kalın bağırsağa geçer. Kuru fasulye glikoz düzeyini düzenler ve insülin artışını sınırlayıcı bir diyet lifi gibi davranır. Kuru fasulyedeki glukokininler insülin gibi bir maddede olup şekerin karaciğerde çözülmesini sağlar.

Kuru fasulyenin içerdiği dayanıklı nişastalar yavaş yavaş zayıflatıcı özelliğe sahiptir. Kuru fasulye diyabet hastaları için çok önemli bir yağ yakıcıdır. Avusturya’da yapılan bir klinik araştırmasında kuru fasulyenin birleşimindeki nişastanın vücuttaki yağ yakımın oranını 24 saatte % 23 oranında artırdığı tesbit edildi.

Toronto Üniversitesinde yapılan klinik araştırmalarda bakliyatların kan şekerini dengede tuttuğu ve yüksek tansiyonu önlediği tesbit edildi. Bu klinik araştırma Archives of Internal Medicine isimli ilmi uzman dergide yayınlanmıştır. Prof. Dr. David Jenkins 121 Tip 2 diyabet hastası üzerinde bir beslenme planı yapmıştır. A Grubu 3 ay süreyle en az günde bir porsiyon bakliyat verilmiş, B Grubu ise tahıl ağırlıklı beslenmiş ve bakliyat verilmemiştir. 3 Aylık tedavi denemesi sonucunda her gün en az bir porsiyon bakliyat yiyenlerde kan şekeri ve tansiyonun çok büyük bir fakla tahıl ağırlıklı beslenenlere göre düştüğü tesbit edilmiştir. Araştırmacılar bakliyat ağırlıklı beslenenlerde kalp krizi riskinin azaldığı ve yüksek tansiyonu önlediği ispatlanmıştır.

Kuru fasulye siyah fasulye, mercimek, bezelye, barbunya, nohut gibi tüm baklagiller Glisemik İndeks: Tercih edilen gıdaların tüketildikten sonra, kan şekeri seviyesi (Gİ: kandaki glikoz seviyesi ) ne kadar çabuk arttıracağını belirten bir ölçümdür. Glisemik İndeksi en düşük olanlar barbunya, nohut ve mercimektir. Kuru fasulye, fasulye salatası, haşlama ve pişirme gibi çeşitli formlarda hazırlanır. Tüm bakliyat türleri zayıflatıcı, yağ yakıcı, kan şekerini düzenleyici ve insülin ayarlayıcı olarak idealdirler .

Son yapılan klinik araştırmalarda mide iştah artırıcı GHRELİN Hormonu, ince bağırsak PYY (PYY3-36, pankreatik peptit tiroizin tiroizin, peptide tyrosine tyrosine) ismi ile anılan hormon, ince bağırsak CCK (Kolesistokinin) ve pankreas, ince bağırsak ve sinir sistemi GLP-1 (Glukagon Like Peptid-1) salgılar. Bu hormonlardan Ghrelin iştah açıcı ve diğer üçü: PYY, CCK ve GLP-1 doymuşluk hissi veren hormonlardır. Mide boşaldığında mide açlık duygusu uyandıran hormonu salgılar ve acıkırız. Bağırsaklar dolduğunda doymuşluk hissi uyandıran PYY, CCK ve CCK hormonları devreye girer. Böylece yemeyi içmeyi bırakırız.

Son 50 yılda insanların beslenmesinde ne değişti de insanlar sürekli kilo alıyor ve dünyada bir milyar insan obezite problemi ile uğraşıyor. Çünkü insanlar son 50 yıldır bakliyat tüketmiyor ve aşırı oranda karbonhidrat ve protein ağırlıklı besleniyorlar ve bu problemleri tetikliyor. Son yapılan araştırmalarda bakliyatgilerin FİTOAGLUTİNİNLER içerdiği ve fitoaglutininlerin mide de salğılanan ghrelin hormonu frenlediği ve kişinin iştahını azaltığı tesbitedilmiştir. Barbunya ekstraktının birleşimindeki fitoaglutininlerin iştahı frenlediği ve obeziteyi önldiği tesvit edilmiştir. Şimdi ilim adamları sentetik olarak bir enzim üretmek için çalışmaktadırlar. Oysa Bakliyatgilerde zaten ghrelin hormonunu frenleyen fitoaglutininler mevcuttur. Şimdi bazı firmalar sentetik olarak bir ilaç üretecekler, fakat ne gibi yan etkileri olacağını bilmediğimiz. Bu iştah frenleyici kimyasallar birçok rahatsızlığı tetikleyebilir. Öyleyse kimyaya gerek yok Yoğurt çorbası varken.

Yan tesirleri: Fasulyenin tohumlarının, yani kuru fasulye haşlanmadan yemeği yenmez. Şayet haşlamadan yemeği yapılır ise zehirlenmelere ne-den olur. Birleşimindeki phasin (fasin) haşlanınca değişerek zararsız hale gelir.

Grindelya, Grindelia, Gindelia robusta

Grindelya-4

 

 

Çok Yıllık | 0,5-1m | 5-8 Aylar | Ca,Ho,Na | Otu | Hafif Zehirli

Grindelya, Grindelia, Gindelia robusta
Güçlü Grindelya
Kaba Grindelya

Familyası: Bileşikgillerden, Korbblütler, Asteraceae

Drugları: Grindelya otu; Grindeliae herba
Grindelyanın yaprakları, çiçekleri ve sürgünleri tentür, çay ve natürel ilaç yapımında kullanılır.

Giriş: Grindelyanın yaprakları bileşikgillerin bir alt grubu olan Grinde-liagiller¬den olup bu gruba 35 bitki dahildir. Bunlardan Kaba Grindelya; Grindelia robusta, Odunsu Grindelya; Grindelia camporum, Narin Grin-delya; Grindelia squrrosa, Grindelia cuneifolia ve Grindelia rubricaulis’i sayabiliriz. Diğer türlerden aynı şekilde kullanılırlar, fakat çok az miktarda kullanılışları pek yaygın değildir. Bugüne kadar almanca ve Türkçe bitkisel tedavi ile ilgili kitap ve dergilerde Grindelya ile ilgili her hangi bir fotoğraf görmek mümkün olmadı. Bu kitaptaki fotoğrafları ise Frankfurt Palmiye bahçesinde çektim. Grindelya eskiden Kızılderililer tarafından astıma karşı kullanılmıştır.

Botanik: Gindelya 50-100cm boyunda dikine yükselen üst kısımları çatallaşan, yuvarlak gövdeli ve çok yıllık bir bitkidir. Yaprak 3-8cm uzun-luğunda 2-4cm eninde, uzun yumurta şeklinde ve önce şerit, uca doğru yumurta şeklinde, kenarları kertikli veya dişli, zeytin yeşili veya mavimsi yeşil renkte, sapsız yani gövde veya dallara oturmuş ve de dönerek gövde ve dallara dizilmiştir. Çiçekleri 2-4cm çapında taç yaprakları 1-2cm uzunluğunda, dil şeklinde sarı renkli, taç yaprakları saran kupa yaprakları ise iğne şeklinde 0,5-1mm çapında 4-9mm uzunluğunda ve yeşil renklidir ve de göbekte boru şeklinde döllenme yaprakları mevcut¬tur. Bitkinin üzeri özelikle de yaprak ve çiçekleri yapışkan bir madde salgıladığından bitkiye yapışkanotu veya lastik otu da denir.

Yetiştirilmesi: Tarla ve bahçelerin güneşli bölgelerinde kuru ve taşlı topraklarda daha kolay yetişir. Almanya gibi bir ülkede yetişen Grindelya Türkiye’de problemsiz yetişir.

Hasat zamanı: Grindelyanın Mayıstan Eylüle kadar yaprak, çiçek ve sürgünleri toplanır. Demet yapılır, güneşli ve havadar bir yerde kurutulur.

Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
a) Reçine türevleri: % 20 olup buda genellikle diterpenasitlerden oluşur en önemlisi de grindelyaasittir.
b) Flavonitler, taninler, saponinler, zamk, parafin, fenolkarbonikasitler ve % 0,3 oranında eter yağı içerir.

Araştırmalar:
1) Grindelya ile klinik araştırmalar yapılmıştır, fakat bu araştırmalar yeterli değildir. Elimizdeki bilgiler Homeopatların çalışmasına dayan-maktadır. Birleşiminde Grindelya olan bir damla ile tedavi çalışmaları yapılmış ve bronşa bağlı olarak ortaya çıkan astımı (bronşiyal astım) iyileştirdiği tespit edilmiştir. Bu araştırmalarda kronik astıma karşı etkili olduğu iddia edilmiştir. (Nhp.3.98.432, HV.7.97.34)
2) 17/03-08/04/02 tarihleri arasında nefes darlığı, yatağa girince nefes darlığının hat safhaya ulaşması ve yatınca bir daha kalkamayacakmış gibi içi saran korkular ve boğulacakmış gibi hissetme gibi rahat-sızlıklara karşı Grindelya tentürü kullandım. Korku nedeni ile uyuyamamadan kurtuldum. Nefes darlığı ve alerjiye ise bir etkisi olmadı. (08/04/02).. Her türlü alerjiye karşı Gökçek Tonik daha etkilidir.

Tesir şekli: Rahatlatıcı (krampları çözücü), balgam söktürücü, tonik (vücudu kuvvetlendirici), antibakteriyel (bakterileri öldürücü), öksürüğü kesici ve iltihapları önleyicidir.

Kullanılması:
a) araştırmalara göre Grindelyanın astıma karşı etkili olduğu tespit edilmiştir fakat bu alerjik astım için geçerli değildir.
b) Komisyon E’nin yayınladığı Monografi bildirisine göre Grindelya otu başta yukarı nefes yolları nezlesine karşı kullanılır.
c) Üniversite kliniklerinde tedavi denemeleri ve araştırmalar yapılma-mıştır. Bu nedenle bugünkü bilgilere göre 2. sınıf bir şifalı bitkidir. Grindelya yerine daha etkili olan başka bitkiler kullanılmalıdır. Örne¬ğin astıma karşı Çörek, Duvar sarmaşığı, Meyhaneci otu, ve A.Itırı preparatları veya Gökçek İksiri daha etkilidir.
d) Halk arasında astım, bronşit, boğmaca, nefes alamayarak boğula-cakmış gibi hisse kapılma, dalak şişmesi, kalp atışlarını ve nefes alışverişlerini yavaşlatıcı olarak ve de amfizeme (akciğerlerin hava veya gaz toplaması sonucu aşırı şişmesi) karşı kullanılır.
e) Homeopati’de; bronşit, boğmaca, amfizem (akciğerlerin hava veya gaz toplaması sonucu aşırı şişmesi), astım, kalp astımı ve dalak şişmesine karşı kullanılır.

Açıklama: Kimyasal zehirli maddeler, nemli veya soğuk hava, buhar, gaz ve özelikle de sigara dumanı nefes yollarındaki ve broşlarındaki titrek tüysü deri (ciliated epithel) zamanla fonksiyonlarını kaybederek balgamı dışarı atamaz olur. Öksürünce akciğerdeki balgam tüylü bir öksürükte ise balgam dışarı atılır. Oysa zedelenen tüysü deri balgamı tutamayacağından balgam tekrar aşağı düşer, akciğer ise sürekli olarak bu balgamı dışarı atma çabasına girer ve böylece nefes darlığı ortaya çıkar. Tüylü derinin fonksiyonlarını kaybetmesi ile birlikte bronşlarda balgam birikir ve buda ona karşı mücadele eden lökosit ve lenfositlerle daha da karmaşık bir hal alır ve bu hal önce bronşit sonrada astıma dönüşür. Bilindiği gibi nefes borusu, bronşlar ve bronşiyollerdeki tüylü deri ile kaplıdır. Bu tüysü hücreler sayesinde akciğer bronş ve broşiyollardaki balgamı atmak için zorlanan ve kramplı bir hal alan akciğer kaslarını gevşeterek astımlı hastaları rahatlatır. Bronşit, astım, amfizem ve nefes alamama korkusu gibi rahatsızlıklara yakalanmamak için öncelikle sigaradan ve sigara içilen yerden uzak durmak gerekir. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre dil, gırtlak ve akciğer kanserine yakalananların % 98’ini tiryakiler oluşturmaktadır.

Çayı: Grindelya otundan bir kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-400ml kaynar su doldurduktan 5-10dk demlemeye bırakılır ve sonra süzülerek içilir. Grindelya çayı sabah ve akşamları sadece birer bardak içmek gerekir, aksi halde mide rahatsızlıklarına sebep olur.

Grindelya sirkesi: Grindelya otundan 50gr bir şişeye konur ve üzerine 200ml kaliteli sirke ilave edilerek 4-6hafta beklenir ve sonra bu sirkeden günde 3-5defa yemeklerden önce bir kahve kaşığı bir miktar su ile alınır. (Grindelyanın kurutulmuş olması gerekir, aksi halde mide rahatsızlığı ve ishale neden olabilir).

Homeopati’de: Grindelya otu (yaprak, çiçek ve goncaları) toplanıp kurutulduktan sonra ince ince kıyılır. Bir şişe içerisine 20gr konur ve üzerine 80ml %70’lik Alkol ilave edilerek güneş ışınlarından uzakta iki günde bir çalkalamak suretiyle 4-6hafta muhafaza edilir. Sonra süzü¬lerek Homeopati’de <<Grindelia>>ismi ile anılan tentür elde edilir.bu tentürden günde 3-5defa 10-15damla -6hafta süre ile alınır. (Grindelya otunun mutlaka kurutulmuş olması gerekir, aksi halde mide rahat¬sızlıkları ve ishale neden olabilir.

Grindelya ekstresi: Grindelya otu Etanol ve su karışımı ile ekstrak¬siyonu yapılır ve ekstre elde edilir. Bu ekstre de aynı tentürü gibi kullanılır.

Hastalığın belirtileri(semptom):
1) Nefes alamayarak boğulacakmış gibi hissetme (burada hem astım hemde kalp rahatsızlığı öne çıkar)
2) Bronşitli ve astımlı kişide oldukça çok ve atılamayan balgam varsa ve bu da kişinin hırıltılı göğüs hareketlerine neden olursa
3) Yatınca hemen nefes darlığı hasıl olur ve uykusuz kalırsa
4) Yatınca veya uykuya dalınca boğulacakmış gibi hissetme, havasızlıktan nefes alamayacakmış gibi bir duruma düşme
5) Sağda, dalağın olduğu yerde ağrı
Bu gibi hallerde Grindelya tentürü kullanılır.

Yan tesirleri: tarife uyulduğunda bilinen bir yan tesiri yoktur fakat aşırı dozda veya taze olarak kullanıldığında mide rahatsızlığına sebep olabileceği iddia edilmiştir. Ben şahsen uzun süre balkonda kendim yetiştir¬diğim Grindelya yapraklarından hem taze olarak yedim hem de çayını içtim, herhangi bir yan tesirini görmedim. Fakat mide rahatsızlığı olanları rahatsız edebilir. Grindelya hafif zehirli olup, çayının içilirken ölçünün kaçırılmaması gerekir. Aslında astım ve bronşite karşı daha etkili bitkiler vardır. Bunların başında: A.Itırı-, Sinirli ot-, Hatmi-, Kekik-, Duvar sarmaşığı preparatları veya Gökçek İksiri daha etkilidir.
Ben şahsen Gökçek Tonik’in bahar nezlesi veya diğer her türlü allerjiye karşı en etkili ve doğal ürün olduğuna inanıyorum. Çünkü her türlü allerjinin sebebi midedeki halicobakter pylori veya bağırsak mantarlardır. Bu bakteri ve mantarlar tam hazmedilmeyen protein artıklarını aminoasit yerine biyojen aminlere dönüştürürler. Ve bunlardanda en önmelisi histemindir. Bilindiği gibi histamin fazlası allerjiye sebep olur. Beyin hangi organın ne kadar hormon salgılamasıgerektiğini belirler ve hormon üreten bezeler gerekli hormonları üretirler yani nano gram fazla veya eksik hormon salgılanmaz. Fakat mide ve bağırsaklardaki bakteri ve mantarların sıra dışı üretiği histamin allerjiye sebep olur. Çaresi kortizon veya antihistaminika değildir. Kortizon veya antihistaminika ile tedavi etmeye çalışmak sivri sinek öldürmeye benzer, Gökçek Tonik ile tedavi ise bataklık kurutmaya benzer..