x

Bitkisel Tedavi

Belgelerimiz  bitkiseltedavi.com satış

Yabani Biberiye, Sumpfporst, Ledum palustre

Yabani Biberiye, Sumpfporst, Ledum palustre

Funda | 0,5-1,5m | 5-7Aylar | Ho,Na | Otu | Hafif Zehirli

Yabani Biberiye, Sumpfporst, Ledum palustre L.
Zehirli biberiye Wilde Rosmarin
Bataklık biberiyesi Mottenraut
Güve fundası
Tahtakurusu
Kene fundası
Güve makisi
Haşere fundası

Familyası: Fundagillerden, Heidekrautgewâchse, Ericaceae

Drugları: Yabani biberiye; Ledi palustris herba
Biberiye fundasının yaprak, çiçek ve taze sürgünleri çay, tentür ve na-türel ilaç yapımında kullanılır. Zehirli olması nedeni ile çayının çok hafif yapılması gerekir.

Botanik: Boyu 1,5m’yi bulur, oldukça sık çatallaşır, köklerinden çevre¬sine yayılarak bulunduğu yerde kümeler oluşturur. Yapraklarının biberiye yaprağına benzemesi nedeniyle yabani biberiye, zehirli olması nedeni ile zehirli biberiye, genellikle bataklıkta yetiştiğinden bataklık biberiyesi diye anılır. Ayrıca haşerelere ve haşere sokmalarına karşı kullanıldığından haşere fundası, tahtakurusu fundası veya güve fundası diye de
anılır. Yaprakları mızrak şeklinde, hafif geri doğru kıvrık, üst yüzeyi yeşil, alt yüzeyi paslı gibi esmer renklidir. Çiçekleri şemsiye gibi topluca bir arada bulunur ve taç yaprakları beş adet beyaz oval ve hafif yukarı kıvrıktır. Çi-çeklerin göbeği yeşilimsi ve etrafında 8-10adet döllenme tozluğu mevcuttur.

Yetiştirilmesi: Yabani biberiye genellikle Orta ve Kuzey Avrupa, Sibir¬ya, Japonya, Kuzey Amerika ve Türkiye’nin kuzey bölgesindeki sulak bölgelerin bataklıklarında yetişir. Şayet özel olarak su kenarlarına dikilir ise gayet rahat yetişir.

Hasat zamanı: Yabani biberiye genellikle çiçek açtığı aylarda yani Ma¬yıs-tan Ağustos’a kadar çiçek, yaprak ve sürgünleri toplanarak güneşli havalı bir yerde kurutularak kaldırılır. Yabani biberiye yaz ve kış yap¬raklarını dökmediğinden ihtiyaç halinde başka zamanlarda toplanarak da işlenebilir.

Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri nemine göre şöyle sralayabiliriz;
a) Eterik yağlardan %1-2,5 oranında bulunur ve bunlarda iki gruba ayrılır. 1) Sesquiterpen türevleri; Ledol (Ledumcampher) ve palustrol en önemlileri 2) Monoterpenler daha az oranda bulunurlar ve bazıları; Myrcen, Carvacrol, α-Phellandren ve thymol’ü gösterebiliriz.
b) Kumarinlerden; fraxin, esculin
c) Flavonlardan; Quercetin ve hyerosid
d) Ayrıca elma asidi (malik asit), limon asidi (sitrik asit), üzüm asidi ile minerallerden kalsiyum içerir.
e) Eskiden arbutin, zehirli madde olan Acelglandromedol içerdiği iddia edilmiş fakat son yapılan araştırmalarda bu iki madeninde birleşiminde bulunmadığı anlaşılmıştır. (Giftpflanzen frone:172)

Tesir şekli: İltihapları önleyici, öksürüğü kesici, balgam söktürücü, kan dola¬şımını düzenleyici, romatizmalı ve ağrıları dindirici özelliklere sahiptir.

Kullanılması: Homeopati’de yabani biberiye başta romatizmalı ağrılar özellikle de batıcı, iltihaplı, ödemli, yanıcı ağrılar genellikle de küçük eklemlerden başlayan rahatsızlıklara karşı kullanılır.

Hastalığın belirtileri (semptom):
1) Ağrılar ayak parmaklarından başlayarak ayak bilekleri, diz kapakları, kalça mafsalı ve bele kadar uzanırsa
2) El parmakları, el bileği, dirsek ve omuz mafsalına kadar uzanıyorsa
Bu gibi hallerde yabani biberiye tentür ve natürel ilaçları kullanılır.

Açıklama: Şayet romatizmalı ağrılar büyük eklemlerden küçük eklem¬lere doğru gidiyorsa o zamanda kalmiya preparatları kullanılır. Aynı zamanda boğmaca, kanlı öksürme, akciğer kanaması ve göğüs daralma¬sına karşı kullanılır. Ayrıca haşerelerden arı, sinek, eşek arısı, yabani arı, üzüm arısı ve akrep sokmasına karşı hem haricen hem de dahilen kullanılır. Yaz aylarında bağ, bahçe veya tarlaya çalışmak için ve yahut da kır gezisi veya pikniğe gidilecek ise önce yanımızda küçük bir şişe içinde yabani biberiye tentürü bulundurmalıyız. Şayet sinir hücreleri veya sinir bağları haşereler tarafından sokulur ise kılıç otu tentürü, kemik derisi sokulmuşsa sedef otu tentürü, kemik sokulur ise karakafes tentürü kullanılır.

Araştırmalar: Madaus firmasının 1938’de yabani biberiye üzerinde yaptırdığı bir araştırmada hastaların özellikle küçük eklem romatizması ve kas romatizmasına karşı iyi geldiğini tespit etmişlerdir. (Nhp. 4.95.500) Yabani biberiye 3-4hafta kullanıldıktan sonra çit kökü pre¬paratları kullanılır ise daha etkili olur.

Çayı: Hafif zehirli olması nedeni ile pek nadiren çayı içilir. Kurutulmuş ince kıyılmış yabani biberiye yaprağından demliğe bir kahve kaşığı konur ve üzerine 300-500ml kaynar su ilave edilir. Bu çaydan bir bardak sabah ve bir bardak akşamları içilir. Çocukların ve hamile kadınların içmemesi gerekir.

Homeopati’de: Kurutulmuş yabani biberiye sürgününden 50gr ince kıyılarak bir şişeye konur ve üzerine 500ml %70’lik etanol ilave edilir. Güneş ışınlarından uzakta 4-6hafta bekletilir ve arada bir çalkalanır. Bu süre sonunda süzülerek Homeopati’de <<Ledum>> ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-4defa 10-15damla 4-6hafta süreyle alınır.

Yan tesirleri: Zehirli olması nedeni ile çayının içilmemesi tavsiye edilir. Aşırı dozda kullanılması halinde önce kramplar sonra felç gibi hareketsizlik, mide ve bağırsakları tahrişi önemlice belirtileridir.

Yabani hindiba, Wegwarte, Cichorium intybus

Yabani hindiba, Wegwarte, Cichorium intybus

Çok Yıllık | 0,3-1,5m | 7-10 Aylar | Ça,Na | Otu | Kökü

Yabani hindiba, Wegwarte, Cichorium intybus
Mavi hindiba
Çıtlık

Familyası: Bileşikgillerden, Korbblütengewâchse, Asteraceae

Drugları: Y.hindiba kökü; Cichorii radix
Y.hindiba otu; Cichorii herba
Yabani hindibanın genellikle kökü fakat bazen de kökü otu ile birlikte çay ve natürel ilaç yapımında kullanılır.

Giriş: Y.hindibanın bilinen 10 alt türü vardır fakat bunlar arasında hiçbir ayrım yapılmadan aynı şekilde kullanılır. Salata olarak kullanılan hindiba otu (kıvırcık salatası) yabani hindibanın kültürleştirilmesi ile elde edil¬miştir. Hindiba genellikle salata şeklinde tüketilirken yabani hindiba ve karahindibanın ot ve kökleri çay ve natürel ilaç yapımında kullanılır. Ya-bani hindiba ve karahindiba otu başka bitki aile alt grubuna dahil olmala-rına rağmen isimleri ve hemen hemen aynı maksatla kullanılmaları ne-deniyle çoğu kez birbirine karıştırılmaktadır.

Botanik: Y.hindiba 30-150cm boyunda, çok yıllık, çok sık çatallaşan, dikine yükselen, az tüylü bir bitkidir. Yapraklarından alt yaprakları saplı, kenarları dişli, alt kısmı tüylü, üstü koyu yeşil veya mavimsi yeşil renkte, ortadaki yaprakları gövdeyi kavramış olup üçgen veya mızrak şeklinde uca doğru sivri kenarları dişlidir. Üstteki yaprakları ise üçgen şeklindedir. Alt yaprakları 15-35cm uzunluğunda 3-6cm eninde iken üst yaprakları 3-6cm uzunluğunda 2-4cm enindedir. Çiçekleri 3-4cm çapında, kısa saplı, bir veya birçoğu bir arada taç yapraklarından içtekiler mızrak, dıştakiler yumurta şeklinde, uçları 3-5dişli, açık mavi veya leylaki mavi veya morumsu mavi renkte olabilir. Kupa yaprakları yeşil, uçları sivri ve geri doğru dönük olup mızrak şeklinde ortada 10-16adet döllenme tozluğu bulunur. Yuvarlak şekildeki döllenme tozlukları önce mavi sonra beyaz ve uç kısmı ise açık mavimsidir.

Hasat zamanı: Sonbaharda sökülerek çıkarılan kökleri temizlendikten sonra ortadan yarılarak gölgede ve havalı bir yerde kurutulur.

Birleşimi: Yabani hindiba ot ve kökünün birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
a) Sesquiterpenlaktonlar; Lactucin (Laktuzin), 8-Desoksilactucin, Lactucopikrin ile çok az miktarda Cichoriosid A,B ve C ve de Sonchusid içerir. fakat bu sesquiterpenlaktonlar sadece taze yaprak ve köklerinde çok az miktarda olup kurutulmuş yaprak ve köklerinde bulunmaz. Muhtemelen parçalanarak başka forma girer.
b) Sinamik asit türevleri; Cholorogenasit, İzochlorogen asit ve Chidoreeasit
c) Organik asit; Kaffe asidi, Ferula asit ve China asit
d) Sadece yapraklarında; Flavonitlerden Apigenin, Apigenin-7-O-arabinnosit, luteolin, luteolin-7-O-glikozit, quercitrin, Kâmpferol, Kâmpferol-7-O-arabinosit içerir.
e) Ayrıca acı maddeler, tanin, pektin, şeker, reçine, potasyum ve çok az miktarda eterik yağ içerir.

Tesir şekli: İştah açıcı, sindirim bezlerini hareketlendirici, müshil yapıcı, safra artırıcı, idrar söktürücü ve metabolizmayı kuvvetlendiricidir.

Kullanılması:
a) Komisyon E’ye göre Y.hindiba kökü iştahsızlık ve hazım rahatsızlıklarına karşı kullanılır.
b) Halk arasında iştahsızlık, peklik, şişkinlik, karaciğer zafiyeti, safra ye-ter¬sizliği, böğür batması, baş ağrısı, böbrek zafiyetine karşı ve kanı temizleyici ve de metabolizmayı kuvvetlendiricidir.

Çayı: İki kahve kaşığı Y.akdiken kökü demliğe konur ve üzerine 300-500ml kaynar su ilave edildikten sonra 5-10dk demlenmeye bırakılır ve sonra süzülerek içilir.

Çay harmanları:

Gökçek Metabolizma çayı
>30 gr Isırgan otu
>20 gr Melek ot kökü
>20 gr

Y.hindiba kökü
>10 gr Pelin otu
>20 gr Ardıç kozalağı

Gökçek Karaciğer çayı
>20 gr Sinameki yaprağı
>20 gr Nane yaprağı
>20 gr Devedikeni tohumu
>20 gr Y.hindiba kökü
>20 gr Zerdeçal kökü

Gökçek Sindirim çay;
>20 gr K.hindiba ot kökü
>20 gr Y.hindiba ot kökü
>20 gr Kılıç otu
>20 gr Kantaronotu
>20 gr Andız kökü

Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.

Yer Elması, Topinambur, Helianthus tuberosus

Yer Elması, Topinambur, Helianthus tuberosus
Çok Yıllık | 1,2-3,5m | 8-10 Aylar | Se,Ho,Na | Yumrusu

Yer Elması, Topinambur, Helianthus tuberosus
Yıldız kökü

Familyası: Bileşikgillerden, Korbkütller, Asteraceae

Drugları: Yerelması Yumrusu; Helianthi tuberosus rhizom.
Yerelması Yumruları sebze olarak yenir veya Yemeği yapılır,Tentür ve Natürel İlaç yapımında kullanılır.

Giriş: Bileşikgillerin alt grubu olan Heliantigillerden olan Yerelmasının bilinen iki alt türü vardır ve bunlar Açık renkli Yerelması ve kırmızı renkli yerelması olarak farklılık gösterirler. Heliantgillere Ayçiçeği ve Andız gibi bit¬kilerde dâhildir. Yerelmasının vatanı Kuzey Amerikanın batısı olup es-kiden Kızılderililerin temel besin maddelerinden birini oluştururdu. 1617’de İngilizler İngiltere’ye getirmiş ve kısa zamanda bütün ılıman ikli¬me yayılmıştır. Patatesin moda olması ile birlikte yerelması unutul¬muştur ve günümüzde çok az ekilmektedir. Yerelmasının şeker hastaları ve şişmanlar için çok iyi bir besin maddesi olduğunun yapılan araştırma¬lardan anlaşılması ile yeniden değer kazanmıştır.

Botanik: Yerelması 1,2 – 3,5 m boyunda dikine yükselen bir gövde ve üst kısmı az çatallaşır. Kökleri yumru veya iğ şeklinde ve yahut ta bazen bitişik gibi ve iplik gibi çevreye uzanan yan köklerden oluşur. Yaprakları karşılıklı veya üçlü şekilde her yaprak oval veya mala şeklinde 10–20 cm uzunluğunda 5–10 cm eninde uca doğru sivrice, üstü koyu yeşil, altı açık yeşil renkli, Çiçeklerinin Taçyaprakları altın sarısı renkte 15–20 adet dil şeklinde 3-5 cm uzunluğunda 1 cm eninde göbekte borucuklardan mey-dana gelen döllenme tozlukları bulunur.

Yetiştirilmesi: Yumruları ilkbaharda ekilir ve kısa zamanda bulunduğu yerden çevresine yayılır.

Hasat Zamanı: Yumruları Ekimden Nisana kadar sökülerek çıkarılabilir. Yer elması uzun süre dayanmayıp hemen bozulur, bu nedenle ihtiyaç duydukça sökülmesi uygundur.

Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri şöyle sıralayabiliriz.
a) %15 – 22 oranında Karbonhidrat içerir ve bu hemen hemen İnulin’den oluşur. İnulinin suda çözülmesi (hidroliz) ile % 97 Frukloz ve % 3 oranında Glikoz içerir.
b) Diterpenasitlerden; a) Kavran asit türleri b) Labdan asit türleri içerir.
c) B1,B2, C, D, H – Vitaminleri ve β- Karotin
d) Minerallerden, Potasyum ve Fosfat
e) Ayrıca Protein, Yağ ve az miktarda Eterik yağ içerir.

Araştırmalar: Yerelması ile yapılan eski araştırma deney ve gözlem¬lerde bitkinin Şeker hastalığına karşı etkili olduğu ileri sürülmüştür. Yeni modern klinik araştırmalardan Yerelması yumrusunun ekstresinden elde edilen damla ile yapılmış ve şişmanlığa karşı etkili olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırmalardan birkaç örneği şöyle verebiliriz.
1) Hollandanın Wuningen şehrinde 1991 yılında Uluslar arası Yerelması Kongresi yapılmış ve bu Kongrede yaptığı araştırmasını açıklayan Dr. Istvan Angeli şu tespitlerde bulunmuştur. Yemeklerden önce Yer¬elması damlası veya hapı 8–12 hafta süreyle alındığında kandaki Kolesterol, Lipid, Şeker, Trigliserid ve Ürikasit oran düşmüş ve kilo vermişlerdir.(NH. 3–95.144)
2) On iki doktor kendi muayenehanelerinde ortaklaşa 166 Şişman üze-rinde 12 Hafta süren tedavi denemesi yapmışlardır. Bu süre sonunda hastaların ortalama 7,1 kg kilo verdikleri ve böylece Bitkisel tedavi grubunun, denek grubuna (Plazebo) göre etkili olduğu tespit edil¬miştir. Prof.Dr. W.Werk ve Dr. Frit Galland’ın gözetiminde yapı¬lan araş¬tırma bu alanda yapılan en iyi çalışmadır. (HV.6.00.36, Nhp 1.94.66 ve Nhp 6.00.984)
3) Prof. Dr. G. Bärwald Macaristanın Kapovar Şehir hastanesinde Has-talarını Yerelması ekstresinden elde ettiği Şurupla tedavi etmiştir. Hastalarda görülen Şişmanlık Hiperproteinemi (kandaki protein art-ması), Hipertrigliseridemi, (kandaki trigliseridin yükselmesi), Arcterioskleroz (damar sertliği ve daralması) ve Diyabet (Trigliseridin yükselmesi nedeni le şekerin yükselmesi) gibi rahatsızlıklara karşı etkili olduğunu gözlemlemiştir. (Nhp. 7.00.1111).

Tesir Şekli: Zayıflatıcı, safra söktürücü, idrar artırıcı, cildi güzelleştirici, peklik yapıcı, kandaki şeker, trigliserid, şekeri düşürücü, özelliklere sahiptir.

Kullanılması:
a) Araşmalara göre kandaki kolesterol, Lipid, Trigliserid, Ürikasit ve Şekeri düşürmek için ve de şişmanlığa karşı kullanılır.
b) Halk arasında; Şişmanlık, kabızlık, Şeker hastalığı, Damar sertliği, kan¬daki yüksek orandaki Lipid, Trigliserid, şeker, kolesterol ve Lirikaside karşı kullanılır.

Se; Yerelmasının çeşitli yemekleri yapılır veya sebze gibi sade olarak tüketilir.

Açıklama: Yerelması patates gibi Karbonhidrat (nişasta) içerir fakat bu nişastanın yapısı oldukça farklıdır ve hemen hemen Inulinden oluşur. Inulin %97 sini ise Fruktoz içerir. Fruktozların hücrelere geçip burada ener¬jiye dönüşmesi için İnsulin gerekmez, Yani Pankreas dinlenir yorul-maz. Inulin’in bir farklı özelliği ise İnsulin gibi etki etmesidi, yani İnsuline gerek kalmadan kandaki fazla şekeri düşürür. Bir diğer özelliği ise kanda İnsulinin yükselmesi kişinin aşırı yemek yemesi gerekir. İşte böyle bir durumda yerelması birleşimindeki İnulin Glukoz gibi etki göstermek kandaki şeker oranını yükseltir ve böylece aşırı yemek yemeyi frenler ve uzun vade de şişmanların kanındaki Lipid, Trigliserid Kolesterol, Şeker ve Ürik oranı düşer ve kişi zayıflar. Pankreasın yeterince İnsulin ürete-memesi nedeni ile kandaki şeker yükselir. Kanda şeker fazla olmasına rağmen İnsulin yetersizliği nedeni ile Hücrelere Şeker ( Glukoz) geçemez ve kişide aşırı açlık duygusu uyanır ve çok yemek zorunda kalır, böylece kişi sürekli şişmanlar. Yer elmasının birleşimindeki İnsulin şeker hastaları ve Şişmanlar için en ideal bir çözümdür.
Daha önce de Alıcın Yüksek Tansiyonu düşürdüğünü ve Alçak tansiyonu yükselttiğini ve Eğri kökünün de mide asidini ayarladığını görmüştük. İşte yerelması da kandaki şekeri ayarlar.
Almanya’da 1994 verilerine göre 4 milyon Şeker hastasının olduğu ve bunların sadece 200.000 inin Tip I grubundan olduğu yani gerçekten iğ¬ne vurmaları gerektiği, diğer 3.800 000 kişinin ise Tip II Şeker has¬talarını Pankreasları İnsulin ürettiği, fakat bir vi orandan sonra üretme¬diği bildirilmektedir. İşte Tip II Şeker hastalarını yerelması ile tedavi etmek mümkündür.

Homeopati’de: Yer elması yumrularından 50 gram ince rendelendikten sonra bir şişeye konur ve üzerine %70’lik Alkol

ilave edilerek 4–6 hafta güneş görmeyen bir yerde bekledikten sonra süzülerek Homöopatide “ Helianthus tuberosus” ismi ile anılan Tentür elde edilir. Bu tentürden günden 5 defa 15 – 20 damla alınır.

Yersarmaşığı, Gundelrebe, Glechoma hederacea

Yersarmaşığı, Gundelrebe, Glechoma hederacea

Çok Yıllık | 0,1-0,4m | 4-7m | Ça,Na | Otu

Yersarmaşığı, Gundelrebe, Glechoma hederacea
Cerahat otu
Cerahat sarmaşığı

Familyası: Ballıbabagillerden, Lippenblütengewchse Lamiaceae

Drugları: Yersarmaşığı otu; Glechomae hederraceae herba
Yersarmaşığı otunun çayı içilir ve Natürel ilacı yapılır.

Giriş: Yersarmaşığı otu Ballıbabagillerin bir alt grubu olan Glecho¬ma¬giler-den olup bu grupta 5 tür mevcuttur ve Cerahat sarmaşığı bu türlerden en çok bilinen ve kullanılan türdür. Ayrıca nadirde olsa bulunan tüylü yersarmaşığı; Glechoma hirsuta ve Sırp Yersarmaşığı; G.serbicayı sayabiliriz. Glechon Nane gibi ve hederaea ise duvar sarmaşığı gibi anlamına gelir. Bitkinin yapraklarının duvar sarmaşığına benzediğinden böyle isimlendirilmiştir. Bitkinin kısmen yerde sürünmesi nedeni ile Türkçe yersarmaşığı diye anılır ve almanca cerahat anlamına gelen Gün¬de ile anılması ise bitkinin cerahatli yaralara karşı kullanılmasındandır.
Vatanı Balkan ülkeleri olduğu tahmin edilen bitki günümüzde ılıman ül¬ke-lerde özellikle nemli Çimenlikler ormanların seyrek yerleri ve kenarları ırmak, gül ve gölet civarlarında yetişir. Eskiden Kurşun madeninde veya Kurşunlu işlerde çalışanlarda görülen rahatsızlıklara karşı vücudu kur-şundan arındırmak için kullanılmıştır.

Botanik: Bitkinin yerde sürünen ve arada bir düğümlenen ve buradan yukarı doğru çıkan gövdeden oluşur. Yerde sürünen sürgünlerin boğumlarında toprağa doğru saçak bir kök ve yukarı doğru yükselen gövdelerle bulunduğu yerde kümeler oluşturan bir bitkidir. Yersarmaşığı 10–40 cm boyunda çatallaşmayan ana gövdesi dört köşeli nadiren tüysü, genlikle tüylü üzeri kırmızımsı kahve renklidir. Yaprakları karşılıklı kalp veya Böbrek şeklinde, kenarları derin kertikli taze iken koyu yeşil, olgunla¬şınca kahverengimsi yeşil renkte olabilir. Çiçekler iki çeneli alt çeneği üç loplu ortadaki lopu diğerlerine göre oldukça büyüktür ve geri kısmı ince boru şeklinde morumsu leylaki veya leylaki renklidir. Kupa yaprakları uçlara doğru iki dudaklı beş dişli ve dişleri sivri loplardır.

Yetiştirilmesi: Yersarmaşığı yabani olarak bol miktarda yetiştiğinden kültür bitkisi olarak pek yetiştirilmez. Bahçe ve tarlalarında yetiştirmek isteyenlerin yarı gölgelik ve nemli olan yerlere köklerinden ektiklerinde bitki kısa sürede bulunduğu yerde kümeler oluşturur.

Hasat Zamanı: Nisandan Ağustosa kadar toplanan Yersarmaşığının üst kısmı, güneşli ve havadar yerde kurutulduktan sonra özel kaplarda muhafaza edilir. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mut¬laka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kuru-tulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.

Birleşimi: Yersarmaşığı otunun birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz.
a) Eterik yağ türevleri % 0,1 – 0,5 arasında olup üç önemli gruba ayrılır.
1) Monoterpenketonlar; Pinocamphen (-), Menton (+) ve Pulego
2) Monoterpenler; Germacren D ve B, cis Ocimen, α- ve β-Pinen ve 1,8 – Sineol
3) Sesquiterpenoitler; Glechomafuran ve Glechomanolid
b) Sinamikasittürevleri; Rosmarinasit, Kaffeeasit ve Ferulaasit
c) Organikasitler; Asetilasit, Tartarikasit
d) Flawonitler; Cymarosid, Cosmosyin, (Apigenin -7- glikozit), Hyperosit (Quercetringlikozit), Luteolin – 7 – glikozit
e) Ayrıca Triterpenkarbonikasitler, Tanin, Saponiler ve acı maddeler içerir.

Araştırmalar: Yersarmaşığı ile bugüne kadar modern klinik araştırması yapılmamıştır. Elimizdeki bilgiler Doktorların ve Hekimlerin kişisel tecrübelerine dayanmaktadır.
Pitsuhaft’a (Hufelandin meslek arkadaşı) göre Akciğer rahatsızlıklarına Leclerce göre Akciğer veremine, Kneippe göre öksürük, bronşit ve bal-gama karşı kullanmışlar ve tavsiye etmişlerdir.
Künzle ve Messegue’ye göre Öksürük ilacı ve bronşları balgamdan temiz-lediğini ve Astıma karşı etkili olduğunu iddia etmektedir. (BH II. 613)

Tesir Şekli: Üşütme rahatsızlıklarını önleyici, iltihapları önleyici, yaraları iyileştirici, balgam söktürücü, damarları büzücü, metabolizmayı kuvvetlendirici

Kullanılması:

Halk arasında; başta öksürük, Bronşit,

Astım, Mide- bağırsak ve mesane üşütmesi ve orta kulak iltihaplarına karşı kullanılır.

Çay: İki kahve kaşığı kurutulmuş ince kıyılmış yersarmaşığı otu demliğe konur ve üzerine 300–500 ml kaynar su ilave edilerek 5–10 dakika demlemeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir.

Çay Harmanları:

Bahar nezlesi ve Nefes yolları alerjisi çayı
>20 g Yersarmaşığı otu
>20 g Zufa otu
>35 g Çörek tohumu
>15 g Göz otu
>10 g Lavanta Çiçeği Bronşit çayı
>20 gr Yersarmaşığı otu
>20 gr Kantaron otu
>20 gr Şahtere otu
>20 gr Y.Akdiken kabuğu
>20 gr Atkuyruğu otu

Bronşit Çayı
>20 g Yavşan otu
>20 g Öksürük otu
>20 g Meyan kökü
>20 g Sinirliot
>20 g Yersarmaşığı otu

Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.

Yılan kökü, Rauwolfia, Rauwolfia serpentina

Yılan kökü, Rauwolfia, Rauwolfia serpentina

Çok Yıllık | 0,3-1m | 5-8 Aylar | Kökü | Zehirli

Yılan kökü, Rauwolfia, Rauwolfia serpentina L.
Rauvolfiya
Yılan çalısı
Hint Yılan kökü

Familyası: Akdikengillerden, Kreuzdornyewächçe, Rhamnaceae.

Drugları: Yılankökü; Rauwolfia radix Yılan kökünün sadece kökleri çay, tentür ve Natürel ilaç yapımında kullanılır.

Giriş: Akdikengillerin bir alt grubu olan Yılankökügillerden (Rauvolfiya¬gil-ler) olan Hint Yılan kökünün takriben 100 türü mevuttur. Bulardan en çok bilinen ve kullanılanı Hint Yılan kökü; Rauwolfia serpantine olup bunun haricinde Afrika; Amerika; Çin ve Kanada Yılan kökü diye bilen bitkiler de mevcuttur. Alman Botanikçi Dr. Leonhard Rauwolfia (1540- 1596) Hindistana bir seyahat yapar ve buradaki Şifalı bitkileri inceleyen bir kitap (1582) yazar. Onun bu hizmetlerini anmak için bu bitkiye onun adı verilir. Serpentina Yılan kökü demektir. Bitkinin yaprakları eskiden Hitliler tarafından Yılan ve böcek sokmasına karşı kullanılmıştır. Tarihte MÖ. 1000 yıllarında eski Hintliler tarafından Böcek ısırması, yılan sokması, üzüntü, sıkıntı gibi rahatsızlıklara karşı kullanılmıştır. Günümüzdeki modern araştırmalarla Yüksek tansiyonu düşürücü özelliğinin keşfedil¬mesi ile birlikte bitkinin önemi artmıştır.

Botanik: Yılan kökü 30–100 cm boyunda 1 m yi bulan bir Funda veya çalı şeklinde küçük bir Ağaççık olup sürekli yeşil dikine yükselir, tüysüz ve tropik veya subtropik iklimde yetişir. Yaprakları genellikle üçlü şekilde sapın etrafına dizilmiş olup, kenarları bütün, mızrak şeklinde uca doğru sivrice, derimsi, koyu yeşil renkli, kısa saplı, 8–20 cm uzunluğunda ve 3–7 cm enindedir. Çiçekleri şemsiye şeklinde topluca bir arada olup takriben beş şemsiyecikten meydana gelir ve her şemsiyecikte 8 -12 adet çiçekçikten meydana gelir. Çiçeklerin ucu beş loplu geri kısmı ise boru şeklinde olup beyaz renktedir.
Kökleri 10–15 cm uzunluğunda 1,5- 3 cm kalınlığında kabuğu sarımsı kahve renkli içi beyazımsı sarı renkli cam gibi kırılır ve acımsı bir tadı vardır.

Yetiştirilmesi: Yılan kökü, tropik ve subtropik ülkelerde yetişir, Türkiye’ nin Akdeniz bölgesinde yetiştirmek mümkündür. Eskiden Hindistan ve Bangladeşin Himalaya dağlarının eteklerinde yabani olarak yetişen bitki günümüzde Bangladeş, Pakistan, Tayland, Malezya, Endonezya ve az miktarda Türkiye de yetiştirilmektedir.

Hasat zamanı: Kasım ve Aralık aylarında kökleri çıkarıldıktan sonra te-miz¬lenir, güneşli, havadar ve gölgelik yerlerde kurutulur.

Birleşimi: Yılan kökünün birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz.
a) İridolalkaloitler % 1–2 olup en önemlilerini dört grupta toplayabiliriz.
1) Yohimbantipler ; Reserpin % 0,14, Rescinnamin (Reserpinin), İzorauhimbin, Deserpidin, Yohimbin, α- Yohimbin ve Reserpin
2) Heteroyohimbantipler; Serpentinin (Serpentidin) % 0,13 , Serpentin, Raubasin (Ajmdicin) ve Reserpilin,
3) Sarpagantipler ; Sarpagin (Raupin)
4) Ajmalintipler ; Ajmalin (Rauwolfin)
b) Ayrıca; Reçine, Sabit yağlar, Nişasta, Alkoller, Fitosteroller (Phytosteroller)

Araştırmalar: Bangaldeşli Rumphius Yılan kökü yapraklarının yılan sok-ması ve Böcek ısırmasına karşı etkili olduğunu tespit etmiş ve bu ko¬nuda yazılar yazmıştır.(1741)
Hindistanlı Cofra 1933 de Yılan kökünün tansiyon düşürücü özelliğini keşfetmiş ve VAKİLİ 1940 da klinik araştırmalara başlamıştır.
1) İlk önemli ve modern araştırma O. Leeser tarafından 1954 de 24 Doktor üzerinde 4 hafta süren bir Tedavi denemesi yapmıştır. Bu araştırma sonucunda Yılan kökünün hem tansiyon düşürücü hem de merkez sinir sistemi ve beyine etki ettiği tespit edilmiştir. (LBH. II- 501) Bu araştırmaya benzer bir araştırmada W.L Tempetton 6 hasta üzerinde yapmış ve aynı sonuca varmıştır.
2) F. Klausgraber ve ekibi Yüksek tansiyon problemi olan 83 hasta üzerinde 3–4 ay süren Tedavi süresinde Hastaların çoğunun iyileştiğini gözlemlemiştir. ( H.H.B VI. 371)
3) R. Heintz, H.Losse ve ekiplerinin 1954 de 57 yüksek tansiyon problemi olan hasta üzerinde Tedavi denemesi yapmışlar ve hastaların iyileştiği görülmüştür. (Age)
4) G. Honheiser ve ekibi 1955 de 53 Yüksek tansiyon problemi olan hasta üzerinde 3–4 ay süren Tedavi denemesi yapmışlar ve Hastaların iyileştiği görülmüştür.(Age)

Tesir Şekli: Tansiyon düşürücü, teskin edici, antidepresif ( Depresyon önleyici)

Kullanılması:
a) Araştırmalara göre; başta yüksek tansiyona karşı kullanılır.
b) Komisyon E’ye göre; Komisyon E 18.09.1986 tarih ve 173 nolu Monografi bildirisine göre; Yılan kökü başta beslenme nedeni ile orta-ya çıkan Yüksek tansiyon ve bununla birlikte ortaya çıkan korku, gerginlik, huzursuzluk ve kalp çarpıntısına karşı kullanılır.
c) Homöopatide; Yüksek tansiyon, yorgunluk, depresyon, Konsantras¬yon zafiyeti, baş dönmesi, baksan hücumu, kalp çarpıntısı, hiperaktif (Aşırı hareketlilik) ve Agresivitate (saldırganlık) gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır.
d) Halk arasında; Yüksek tansiyon, Sinirlilik, stres, Sara, depresyon, Kan dolaşımı anormallikleri, şizofreni gibi rahatsızlıklara karşı kul¬lanılmıştır.
II) Eskiden yaprakları yılan sokması ve böcek ısırmasına karşı kul-lanılmıştır.

Açıklama: Yılan kökü bir taraftan tansiyon düşürücü diğer taraftan Mer-kez sinir sistemine etki ederek teskin eder. Bu nedenle de hem Antihipertoni (Yüksek tansiyona karşı) hem de sedetif (teskin edici) olarak kullanılır. Yılan kökü korku, stres, depresyon, sara ve hatta şizofreniye karşı dahi kullanılmış ve yine Yüksek tansiyona karşı etkili olduğu yapılan ilmi araştırmalarda da tespit edilmiştir. Yılan kökünün birleşiminde 50 den fazla İridoidalkaloit tespit edilmiştir. Bazı uzmanlar sadece Reserpin kullanıldığında da aynı etkiyi göstereceğini iddia etmişler fakat çok kompleks yapıya sahip olan alkaloitlerin farklı etkileri ve özellikleri nedeni ile bütün olarak kullanılmasının daha uygun olacağı görülmüştür. Yılan kökünün birleşimindeki Reserpin Santral sinir sistemine, Ajmalisin çevre sinir sistemine, Serpentin krampları önleyici ve damarları genişletici ve Ajmalin Kalp ritmine etki ederler.

Çay: Yarım kahve kaşığı ince kıyılmış ve kurutulmuş Yılan kökü demliğe konur ve üzerine
300- 400 ml kaynar su ilave ettikten sonra 5–10 da¬kika demlemeye bırakılır ve sonra süzülerek içilir.

Çay Harmanları:

Gökçek Yüksek Tansiyona Çayı:
>5 g Yılan kökü
>35 g Ökseotu
>20 g Zeytin yaprağı
>20 g Alıç Çiçeği
>20 g Kedi ot kökü

Gökçek Teskin Edici Çay
>5 g Yılan kökü
>40 g Kılıç otu
>15 g Lavanta Çiçeği
>20 g Oğul otu
>20 g Çarkı felek otu

Gökçek Teskin Edici Çay
>5 g Yılan kökü
>30 g Alıç Çiçeği
>25 g Kokulu Yapışkan ot
>10 g Pelin otu
>30 g Çarkı felek otu

Gökçek Sara çayı
>5 g Yılan kökü
>30 g Kedi ot kökü
>30 g Papatya Çiçeği
>35 g Kava –kava kökü

Gökçek Yüksek Tansiyon Çayı:
>2 g Yılan kökü
>30 g Ökseotu
>48 g Alıç çiçeği ve yaprağı
>20 g Zeytin yaprağı

Gökçek Teskin Edici Çay
>5 g Yılan kökü
>30 g Oğul otu
>20 g Lavanta Çiçeği
>45 g Kılıç otu

Gökçek Kronik Böbrek İltihapları çayı
>30 g Meyan kökü
>30 g Huş yaprağı
>20 g Ökse otu
>15 g Altın başağı otu
>5 g Yılan kökü

Gökçek Yüksek Tansiyona Çayı:
>5 g Yılan kökü
>35 g Alıç çiçeği + meyvesi
>20 g Kedi ot kökü
>20 g Civanperçemi otu
>20 g Eğri kökü

Gökçek Yüksek Tansiyon Çay:
>5 g Yılan kökü
>25 g Ökseotu
>20 g Zeytin yaprağı
>40 g Alıç çiçeği + yaprağı
>10 g Kedi ot kökü

Ho: Yılan kökünden 20 gram ince kıyıldıktan sonra bir şişeye konur ve üzerine 80 ml % 70’lik Alkol ilave edilerek 4–5 hafta güneş ışınlarından uzakta muhafaza edilir. Şişedeki sıvı bu süre sonunda süzülerek Homöo-patide “Rauwolfia” ismi ile anılan Tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3–5 defa 10–15 damla 4–6 hafta süreyle alınır.
Yukarıdaki çay harmanlarından da aynı şekilde Posyonlar yapılır.

Hastalığın Belirtisi (semptom) :
1) El ve ayaklar ağır ve dövülmüş gibi hissedilirse
2) Donuk, soluk, sersem gibi ve baş dönmesi varsa
3) Gece huzursuzlukları ve ateşi nedeni ile uyuyamama
4) Uyuyamama
5) Periyodik olarak vücuda ateş dalgalarının yayılması, hücum etmesi

Yan tesirleri: Tarife uyulmaz ise çok uyuşturur ve yorgunluk verir. Ha-mile ve emzikli kadınların kullanması mahurludur. Çok uzun süre kul¬lanıl-dığında Parkinson (felç) hastalığı ve depresyona neden olabilir.

B) Amerika Yılan Kökü, Amerikanische Rauwolfia, Rauwolfia Tetraphyll
Genellikle Amerikanın tropik ülkelerinde yetişen 50–200 cm boyunda çok sık çatallaşan, yapraklarını dökmeyen bir ağaççıktır. Yaprakları dallara genellikle dörtlü şekilde bir arada ve çapraz şekilde bulunurlar. Yaprakları değişik büyüklükte olup kenarları bütün ve hafif dalgalı, koyu yeşil renkli ve oval şekildedir. Çiçekleri beyaz oldukça küçüktür ve meyveleri önce yeşil sonra kırmızı ve nihayet siyah bir renk alır. Birleşimindeki alkaloitlerin ana maddesini alfa – Yohimbin (Rauwolscin) oluşturur.

C) Afrika Yılan Kökü, Afrikanische Rauwolfia, RauwolfiaVomitoria
Buna Büyük Yılan kökü de denir. Çünkü 4–7 m boyunda bir ağaçtır. Genellikle Kongo’da Yetiştiğinden Kongo Yılan kökü diye de anılır. Yaprakları 7- 20 cm uzunluğunda 3–10 cm eninde oval veya mızrak şeklindedir. Birleşimindeki alkaloit türevlerinden Reserpin ama alkaloiti oluşturur. Kökü Afrikalılar tarafından Krampları, ishal ve sarılığa karşı kullanılır.

D) Çin Yılan Kökü, Chinesische Rauwolfia, Rauwolfia chinesensis
Çin Yılan kökünün Yaprak ve çiçekleri Hint Yılan köküne çok benzer fakat üzerinde yeterince araştırma yapılmamıştır.

E) Kanada Yılan Kökü, Kanadische Rauwolfia, Rauwolfia Canadensis

Kanada Yılan kökünün birçok özelliği Amerika Yılan köküne benzer, fakat üzerinde yeterince araştırma yapılmamıştır.

radyo dinle radyo dinle radyo dinle