x

Bitkisel Tedavi

Belgelerimiz  bitkiseltedavi.com satış

Isırgan otu, Brennessel, Urtica dioica L.

Diğer Adları:
Isırgan otu, Brennessel, Urtica dioica L.
Dızlagan
Isırgan
Prostat kökü
Romatizma kökü
Büyük Isırgan otu

Familyası:
Isırganotugillerden, Brennesselgewâchse, Urticaceae

Drugları:
Isırgan otu; Urticae herba
Isırgan yaprağı; Urticae folium
Isırgan kökü; Urticae radix
Isırgan tohumu; Urticae fructus (semen)
Isırgan otu ve kökü çay, tentür ve natürel ilaç yapımında, tohumları ise nadiren çay yapımında kullanılmaktadır.

Giriş:
Isırgan otunun bilinen 3 önemli türü vardır ve bunlardan Büyük Isırgan otu; Urtica dioica, Küçük Isırgan otu; Urtica urens ve Kara Isırgan otu; Urtica pilulifera’yı sayabiliriz. Büyük ısırgan en yaygın olarak yetişen ve kullanılan bir türdür, Küçük Isırgan otu ise tentür ve Kara ısırgan otunun tohumları kullanılır. Urtica “urere” kelimesinden türemiş olup yakıcı anlamında, Dioica ise “çift evli” anlamına gelir. Türkçe Isırgan diye anılması ısırması nedeni iledir. Isırgan otu takriben 2000 yıldır halk arasında romatizma ve idrar yolları rahatsızlıklarına karşı kullanılır. Günümüzde yapılan son araştırmalarla bitkinin önemi oldukça artmıştır.

Botanik:
Isırgan otu çok yıllık, dikine yükselen, üzeri yakıcı tüylü bir bitkidir. Kökleri ana ve yan köklerden oluşur. Yan kökleri sayesinde bitki kısa zamanda bulunduğu yerde kümeler oluşturur. Gövdesi 4 köşeli, üzeri tüylü, içi boş ve nadiren çatallaşır. Alt yapraklarının geri kısmı kalp şeklinde ve uca doğru sivricedir ve de yukarıdaki yaprakları ise mızrak şeklinde, kenarları kertikli veya dişli, üzerinde tüyler ve de arada bir iğne gibi sert içi Histamine benzeyen yakıcı bir madde ile doludur. Çiçekleri ayrı ayrı bitkide yani iki evli yukarıdaki sap diplerinden çıkan uzun saplar üzerinde oldukça küçük ve çok miktarda hafif sarımsı yeşil çiçeklerden oluşur.

Yetiştirilmesi:
Bazıları Isırgan otunun sebze ve meyvelere zarar ver-diğini düşünerek onu yok etmeye çalışırlar oysa Isırgan otu toprağın minerallerini artırarak onu zenginleştirir. Bahçe veya tarlanın bir köşe¬sine ekilecek bir kökün kısa zamanda geniş bir alanı kapladığını görürsünüz. Genellikle yol kenarları, ırmak kenarları, nemli topraklar, hayvan gübresinin bulunduğu yerler ve ormanların ışık gören seyrek yörelerinde oldukça sık görülür.

Hasat zamanı:
Nisan’dan Ağustos’a kadar yaprakları veya bitkinin yerden 5-10cm yukarıdan gövdesi kesilerek tamamı toplanır, havalı ve gölgelik bir yerde kurutulur. Kökleri de söküldükten sonra iyice yıkanır ve kurutulduktan sonra ince kıyılarak kaldırılır. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yan¬lışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mah¬zurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi dü¬şer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satıl¬ması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır..

Birleşimi:
Yapraklarının birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
a) Flavonitler %1-2 oranında olup başta; Izorhamnetin-3-O-glikozit, Kâmpferol-3-O-glikozit, Quercetin-3-O-glikozit, Kâmpferol-3-O-rutinosit ve Izorhamnetin-3-O-rutinosit’i sayabiliriz.
b) Mineraller %10-20’ye varan oranda bulunur. Fakat bitkinin yetiştiği toprağa göre bu oran değişebilir. Bu minerallerin başında; Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum, Silizyum, Demir, Fosfor, Kükürt, Bakır, Mangan, Çinko ve Sodyum içerir.
c) İğneciklerinde; Histamin, Serotonin, Asetilkolin ve Formikasit (Karınca asidi) içerir.
d) Vitaminlerden; C, B2 ve K-vitamini ile Pantothenasit içerir.
e) Sterollerden %0,2-1,2 oranında olup β-Sitosterol ve Sitostreyl-3-β-glikozit

Köklerindeki maddelerden bazıları;
a) Steroller %0,2-1,5 arasında olup en önemlileri; β-Sitosterol, Sitosterol-3-β-glikozit, 7β-Hidroksisitosterol, 7α-Hikroksisitosterol ve 7α-Hidroksisitosterol-3-O-β-glikozit
b) Monoepoxyligonlar; Neo-Olivil, Neo-Olivil-4-β-glikozit, 9-Asetil-neo-olivil ve Neo-Olivil-4-0-glikozit
c) L-Aminoasitler; Alenin, β-Alenin, Asparagin, Asparaginosit, Aminoasit Glisin, Glutamin, Glutaminasit, Lysin, Arginin, Histidin, Leucin ve Izoleucin’i sayabiliriz.
d) Karbonhidratlardan; Sakarozlar, Fruktozlar, Maltozlar, Galaktozlar ve Raffinozlar içerir.
e) Phenylpropanlar; Homovanillylalkol ve Homovanillylalkolglikozit

Araştırmalar:
Isırgan otu ile romatizma hastalıklarına, Isırgan kökü ile de idrar yolları ve de Prostat rahatsızlıklarına karşı büyük çaplı araştırma ve de tedavi denemeleri yapılmıştır. Bunlardan bazıları;
1) I.ve II. dereceden Prostat büyümesi rahatsızlığı olan 4087 hasta üzerinde 1987’de Sonnenschein ve ekibi Isırgan kökü ekstresinden elde edilen natürel draje ile tedavi denemesi yapmışlardır. Bu tedavi denemesinde hastaların %50-60’ında iyileşme görülmüştür. (PP.244 ve TP.153). Diğerlerinin iyileşmesi ise daha çok zamana bağlıdır.b
2) b) Gece sıkça küçük abdest için tuvalete gitme rahatsızlığı (nycturia=noktüri) olan 4051 hasta üzerinde Stahl ve ekibi 1984’de Isırgan kökü ekstresinden elde edilen draje ile 8-9hafta süren tedavi denemesi yapmışlardır. bu tedavi denemesinde hastalardan %50’sinde iyileşme görülmüştür. (Tp.153)
a) II) a) Isırgan yaprak ekstresinden elde edilen draje ile artroz (eklem bozulması) ve Poliartrit (birden fazla eklem iltihap¬lan¬ma¬sı) rahatsızlığı olan 8955 hasta üzerine (St…) firmasının gö¬zetiminde 3 hafta süren tedavi denemesi yapılmıştır. Bu tedavi denemesinde hastalardan %82’sinde iyileşme görülmüştür. (Nhp.7.98.1137, Nhh.9.98.14)
b) Artroz ve Artrit romatizma hastalıkları olan 219 hasta üzerinde Strathmann firması gözetiminde Isırgan yaprak ekstresinden elde edilen draje ile tedavi denemesi yapılmıştır. Bu tedavi deneme-sinde hastalarda büyük oranda iyileşme görülmüştür. (Nhk.11.96.46)
1) 13Eylül-13Kasım tarihleri arasında Burdur’da iki ay askerlik yaptık. Önceleri sıcak olan havalar Kasım’da birden soğudu ve sık sık tuvalete gitmeye başladım. Çünkü idrar yollarını üşütmüştüm. Al¬manya’ya gelince Üroloji doktoruna gittim. Doktor idrar ve kan testlerinin sonuçları gelene kadar ilaç yazamayacağını söyledi ve bende eczaneden Altın başak otu, Isırgan otu, Huş yaprağı ve Orta sifon yaprağı alarak karıştırdım ve içtim. Doktora neden rahatsız olduğumu öğrenmek için gittiğimde idrar yollarımı üşüttüğümü söyledi ve ilaç yazmak istedi. Bende hazırladığım çay harmanı ile iyileştiğimi söylediğimde o halde bana neden geliyorsun dedi ve kızdı.
2) Mayıs-1990’da Koblenz-Bendorf’a kayınpederlere gittik. Buradaki soğuk hava nedeni ile üşüttüm ve titremeye başladım. Onlar hemen bana ilaç vermek istediler fakat ben dışarı giderek Isırgan otu topla-dım. Yıkadıktan sonra bir miktar yedim ve 5-10dk sonra vücudum ısında ve titreme kesildi.
3) Bir iş arkadaşım üşütmeye karşı ne tavsiye edersin dedi ve bende ona ısırgan otu çayı içmesini söyledim (Haziran 1996). Bir gün sonra bana gelerek kızdı, “neden bu çayın çok kuvvetli olduğunu söyleme¬din”, gece boyunda üç pijama ve iki yorgan değiştirdiğini ve hiç uyuyamadığını söyledi.
4) Üniversitede okurken arkadaşımı ziyarete gittim. O da iki pijama giyinmiş ve üç yorganın alına girmiş, üstelik hala üşüdüğünü söylüyordu. Eczaneden Isırgan otu getirerek verdim ve yarın görüşürüz dedim. Cuma günü camiye kolsuz gömlekle gelmişti.

Tesir şekli:
İdrar söktürücü, kan yapıcı, kanamayı durdurucu, metabo-lizmayı kuvvetlendirici, balgam söktürücü, iştah açıcı, vücudu artık maddelerden arındırıcıdır.

Kullanılması:
1) Araştırmalara göre; Köklerinden elde edilen çay, damla ve draje gibi preparatlar başta I.ve II. dereceden Prostat büyümesi, idrar yolları iltihaplanması, geceleri sık sık tuvalete idrar yapmak için gitmeye (noktüri) karşı kullanılır.
2) Isırgan otunun çay, damla ve hapları başta; artrit (eklem iltihap-lanması) ve artroz (eklemin deforme olması) gibi romatizma has-talıklarına karşı kullanılır.
3) Komisyon E’nin 17/01/1991 tarih ve 11nolu Monografi bildirisine göre Isıragn kökü ve preparatları (ilaçları) başta I.ve II. dereceden Prostat büyümesine karşı kullanılır.
4) Komisyon E’nin 23/04/1987 tarih ve 76nolu Monografi bildirisine göre Isırgan otu ve preparatları dahilen idrar yolları iltihaplanması ve kumlarına karşı kullanılır. Ayrıca haricen romatizma rahatsızlıklarına karşı kullanılır.
5) Homeopati’de Isırgan tentürü genellikle Ürtiker (kurdeşen=deri üzerinde şiddetli kaşıntı ve yanma hissinin eşlik ettiği pembemsi kırmızı kabarcıklar oluşması ile belirgin alerjik durum), Nikris (gut hastalığı), romatizma, emzikli annelerde süt yetmezliği, Myralji (kas ağrısı)’na karşı kullanılır.
6) Halk arasında Isırgan otu Artrit, Artroz ve kas ağrısı gibi romatizma hastalıkları, böbrek ve mesane iltihap, kum ve taşları, kandaki Üre, Ürik asit, Kansızlık, Akciğerleri üşütme, üşütme, grip gibi rahatsız-lıklara karşı kullanılır.
7) Tohumları dövüldükten sonra bal ile karıştırılıp macunu yapılır ve bu macundan günde 3 defa bir kahve kaşığı alındığında cinsel gücü artırdığı ve nefes darlığına karşı iyi geldiği iddia edilmektedir. Isırgan tohumu ezilip süt ile içilirse decinsel gücü artırdığı söylenmektedir.

Açıklama:
1) Et, et mamulleri, peynir, peynir mamulleri ve yumurta ile yumurta mamulleri gibi yüksek dereceli proteinli besinler kandaki Üre ve Ürik asit’i artırır.
2) Interferon, Interleulin, Tumornekrosefaktör gibi Proteinler, Makro-fajlar ve Manozitler tarafından vücudu savunmak için salgılanır, fakat çok aşırı salgılandıklarından kendileri iltihaplanmaya sebep olurlar. Böylece Artroz (eklemlerin deforme olmadı) ve Artrit (eklemlerin iltihaplanması) ortaya çıkar. Isırgan otu tohumu ekstresi Interleukin-1β ve Tumornekrosefaktör-α’nın (TNF-α) salgılanmasını (oluşmasını) frenleyerek iltihaplanmayı önler. (Nhp,7,98,1137, ZP.5.99.284)
3) Erkeklerde görülen seksüel hormon anormallikleri, prostat büyüme-sine neden olur. Isırgan kökü ekstresinden elde edilen ilaçlar bu düzensizliği düzenler ve prostat büyümesi de normale döner. Bunun muhtemelen Isırgan kökündeki Steroitler (β-Sitosterin..) tarafından yapıldığı görüşü yaygındır. (ZP.4.95.199 ve ZP.3.95.175 ve Zp.4.00.214)

Çayı:
Isırgan yaprağı veya kökünden 2 kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-400ml kaynar su ilave edilerek haşlanır (Infus). Sonra 5-10dk demlenmeye bırakılır ve sonra süzülerek içilir. Nadiren Dekoktu da (kaynatma) yapılır. Isırgan otu veya kökünden 2 kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-400ml soğuk su ilave edildikten sonra kaynatılır, 5-10dk demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir.

Çay Harmanları;

Çıbana karşı çay (kanı temizleyici, idrar söktürücü ve antidiskratioz);
>30 gr Isırgan otu
>20 gr Menekşe otu
>20 gr Y.hindiba kökü
>20 gr Ayrık kökü
>10 gr Civanperçemi otu

Çıbana karşı çay (kanı temizleyici, idrar söktürücü ve antidiskratioz);
>30 gr Isırgan otu
>20 gr Hindiba otu ve kökü
>20 gr Civanperçemi otu
>20 gr Menekşe otu
>10 gr Kuşburnu

İdrar yolları ve prostat rahatsızlıklarına karşı çay;
>20 gr Isırgan kökü
>10 gr Isırgan otu
>20 gr Hindiba otu ve kökü
>20 gr Atkuyruğu otu
>10 gr Orta sifon yaprağı
>20 gr Altın başak otu

Metabolizma çayı;
>20 gr Huş yaprağı
>20 gr Isırgan otu
>20 gr Ardıç kozalağı
>20 gr Altın başak otu
>20 gr K.hindiba otu ve kökü

Kronik deri rahatsızlıklarına karşı çay;
>20 gr Isırgan otu
>20 gr Atkuyruğu otu
>20 gr Hindiba otu ve kökü
>20 gr Huş yaprağı
>20 gr Menekşe otu

Prostat rahatsızlıklarına karşı çay (I.ve II. dereceden prostat büyümesine karşı);
>25 gr Isırgan kökü
>25 gr Huş yaprağı
>25 gr Altın başak otu
>25 gr Çörek tohumu

Mesane ve böbrek çayı (iltihaplı mesane rahatsızlıklarında dezenfekte edici olarak);
>25 gr Ayı üzümü yaprağı
>25 gr Isırgan otu
>25 gr Altın başak otu
>25 gr Ardıç kozalağı

Prostat çayı (prostat büyümesi ve iltihaplanmasına);
>40 gr Isırgan kökü
>30 gr Altın başak otu
>10 gr Huş yaprağı
>10 gr Kavak goncası
>10 gr Kuşburnu

Mesane ve böbrek çayı ( idrar yollarını yıkayıcı);
>25 gr Hindiba otu ve kökü
>25 gr Ardıç kozalağı
>25 gr Isırgan otu
>25 gr Altın başak otu

Akne çayı;
>40 gr Isırgan otu
>30 gr Ayrık kökü
>20 gr Menekşe otu
>20 gr Atkuyruğu otu

Süt yapıcı çay;
>25 gr Anason tohumu
>25 gr Rezene tohumu
>25 gr Kimyon tohumu
>25 gr Isırgan tohumu

Gut ve romatizma çayı;
>25 gr Harpago kökü
>25 gr Huş yaprağı
>25 gr Isırgan otu
>25 gr Altın başak otu

Romatizma çayı;
>25 gr Harpago kök
>25 gr Söğüt kabuğu
>25 gr Isırgan otu
>25 gr Huş yaprağı

Romatizma çayı;
>50 gr Harpago kökü
>20 gr Ayrık kökü
>20 gr Isırgan otu
>10 gr Atkuyruğu otu

Homeopati’de:
Isırgan otunun yaprak, çiçek ve taze sürgünlerinden 20gr ince kıyılarak bir şişeye konur ve üzerine %70’lik 100ml alkol (etanol) ilave edilerek, iki günde bir çalkalamak suretiyle güneş ışın¬larından uzakta 4-6hafta bekletildikten sonra süzülerek Homeopati’de <<Urtica>>ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-5defa 10-15damla 4-6hafta süreyle alınır.

Hatsallığın belirtileri (semptom);
1) Kurdeşen (Ürtiker) gibi kabarcıklar, yoğun kaşıntı ve yanma
2) İdrar az ve yoğun
3) İdrarda kum ve taş, böbrekte taş ve sancılı durumlar
4) Yetersiz süt üretme (emzikli annelerde)
5) Kronik ve zor ishal ve kabızlık
6) Ağrılar aynı anda tekrar ediyorsa
7) Omurilik rahatsızlıkları
8) Gaitanın sümüksü ve kanlı olması
9) Uzuvlarda romatizmalı ağrılar
Bu gibi hallerde Isırgan otu tentürü kullanılır.

Yan tesirleri:
Bilinen bir yan tesiri yoktur.

Ihlamur, Linde, Tilia cordata Miller

Diğer Adları:
Ihlamur, Linde, Tilia cordata Miller
Tilia platyphyllos SCOPOLI

Familyası:
Ihlamurgillerden, Lindengeâchse, Tiliaceae

Drugları:
Ihlamur çiçeği; Tiliae flos
Ihlamur yaprakları; Tiliae folium
Ihlamurun genellikle çiçekleri ve nadiren de yaprakları çay ve natürel ilaç yapımında kullanılır.

Giriş:
Ihlamurun bilinen 25 alt türü mevcuttur ve bunlardan en çok kullanılanları Küçük yapraklı Ihlamur (Kış Ihlamuru); Tilia cordata MILLER, Büyük yapraklı Ihlamur (Yaz Ihlamuru); Tilia platyphyllos SCOPOLI en çok kullanılan ve ikisi arasında kullanım bakımından pek ayırım yapılmaz. Gümüş Ihlamuru; Tilia tomentosa MOENCH bu tür ge¬nellikle Türkiye ve Kuzey Akdeniz ülkelerinde kullanılır. Ayrıca Kafkas¬larda Kafkas Ihlamuru; Tilia rubra, Amerika Ihlamuru; Tilia americana L., Çin Ihlamuru; T.chinensis MAXIM ve Hollanda Ihlamuru; Tilia vulgaris gibi bölgesel olarak da kullanılan Ihlamur çeşitleri mevcuttur. Fakat en hoş kokulu ve en çok kullanılan türler Yaz ve Kış Ihlamuru olup diğerleri henüz yeterince incelenmemiştir. Yaz Ihlamuru Mayıs ortalarına doğru çiçek açmaya başlar ve bunu 14 gün sonra Kış Ihlamuru takip eder.

Botanik:
Yaz Ihlamurunun (Büyük yapraklı Ihlamur) yaprakları Kış Ihlamuruna göre büyükçe, alt yüzeyinin damarlı olan kısımlarında beyaz tüyler mevcuttur. Kış Ihlamurunun yaprakları biraz daha küçük ve alt yüzeyindeki damarların üzerinde kahverengimsi tüyler mevcuttur. Her iki türünde yaprakları kalp şeklinde, alt yüzeyi koyu yeşil ve kenarları kertiklidir. Çiçeklerle yapraklar arasında bir tane kanat yaprak bulunur ve bu yaprak oval şekilde olup açık yeşil renktedir. Kanat yaprak hafif olması nedeniyle rüzgârlı havada olgunlaşan tohumları uzak yerlere taşınır ve bu yapraklarda genellikle çiçeklerle toplanarak kurutulur ve kullanılır. Yaz Ihlamurunun çiçek salkımında 3-5çiçek ve Kış Ihlamu¬runun salkımında 5-13çiçek bulunur yani Kış Ihlamuru daha verimlidir. Çiçekleri sarımsı beyaz 5 adet küçük oval taç yapraklar ortada bir göbek ve onun etrafında ucu esmerimsi döllenme tozlukları bulunur.

Yetiştirilmesi:
Türkiye’nin hemen her bölgesinde Ihlamur problemsiz yetişir. Şayet park, bahçe, cadde, sokak ve bulvarlara Ihlamur ağacı ekilirse hem çevre kirliliğine karşı çevremizi güzel kokulu Ihlamur ile korumuş olur hem de başta arılar olmak üzere diğer böceklere yaşama şansı vermiş oluruz.

Hasat zamanı:
Mayıs ayından Ağustos’a kadar Ihlamur çiçekleri top¬lanır. Çiçeklerin hemen açtıktan sonra toplanması ile kaliteli Drug (ilaç) elde edilir. Fakat asla yol kenarları, otoban kenarları ve kimya fabrika¬larının civarında yetişen Ihlamurların çiçekleri toplanmamalıdır. Çünkü kirli çevreden toplanan çiçeklerle sağlığımız tehlikeye atarız. Çiçeklerle birlikte kanat yapraklarda toplanır, kurutulur ve kuruturken ısının 40˚’den fazla olmaması gerekir.
Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutul-malıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.

Birleşimi:
Çiçeklerinin birleşimindeki maddeleri sırası ile şöyle sırala-yabiliriz;
a) Flavonit türevleri %1 civarında olup başta; Rutin, Hyperosid, Quercitirin, Isoquercitirin, Astragalin, Tilirosid (6-p-Kumasit-ester Tilirosid), Kâmpferol, 3-O-Gluco-7-O-rhamnosid ve Kâmpferol-3,7-dirhamnosid içerir.
b) Fenolasitlerden; p-Kumarasit, Chlorogenasit ve Kahve asidi en önemlisidir.
c) Sabit yağlardan; Palmitinasit, Linolasit, Linolenasit ve Oleik asit
d) Eter yağı türevleri %0,04-0,1 oranında bulunur ve en önemlileri; 1) Monoterpenler; 1,8 Cineol, Linalool, Campfer, Carvon, Geraniol, Thymol, Carvacrol, Anethol, Eugenol ve Campher
e) Sesquiterpenler; β-Caryophyllenoxid, Farnesol ve β-Caryophyllen
f) Ayrıca Tanen, Musilaj ve Tocopherol (E-vitamini) içerir.

Tesir şekli:
Sinirleri kuvvetlendirici, teskin edici, uyutucu, kramp çö¬zücü, terletici, idrar söktürücü, damarları hafif büzücü, göğsü yumu¬şatıcı, kuvvetlendirici, hafif müshil yapıcı, İmmünü kuvvetlendirici ve ısıtıcı özelliklere sahiptir.

Araştırmalar:
Chicago Üniversitesinde Çocuk doktorları Traısmann, Hardy ve ekibi gripli çocukları üç gruba ayırmışlar ve ayrı ayrı tedavi metotları uygulamışlardır. Birinci gruptaki 55 çocuğa sadece Ihlamur çayı verilmiş ve yatak istirâhati, İkinci gruptaki 37 çocuğa Ihlamur çayı Sulfanomid’le, Üçüncü gruptaki 67 çocuk ise sadece antibiyotikle tedavi edilmiştir. Bu deneylerin sonucunda sadece Ihlamur çiçek çayı ile tedavi olanlar daha kısa sürede iyileşmişler ve de kimyasal antibiyotiklerin yan tesirlerinden de korunmuşlardır. (LP.265)

Kullanılması:
a) Araştırmalara göre grip’in daha kısa sürede iyileşmesini sağlar.
b) Komisyon E’nin 01/09/1990 tarih ve 164nolu Monografi bildirisine göre başta; üşütme hastalıkları ve öksürüğe karşı kullanılır.
c) Halk arasında; Ihlamur çayı başta üşütme hastalıklarından; öksürme, grip, boğazı üşütme, bronşit, böbrekler ve mesane nezlesi, mide ve bağırsakların nezlesi gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır.

Açıklama:
Ihlamurun en belirgin özelliğinin terletici olmasıdır. Bazı ya-zarlar bu özelliğinin birleşimindeki 70 çeşit Eter yağı türevlerinden dolayı olduğunu, bazıları da Musilajın ve diğer bir grup ise Flavonitlerin bu etkiyi yaptığını ileri sürmektedirler. Hatta Ihlamurun terletici özelliğe sahip olmadığını bunun sıcak suyun bir etkisi olduğunu ileri sürenler bile vardır. Fakat şurası bir gerçektir ki Ihlamur, Mürver, Papatya ve Jaborandi gibi çok iyi bir terletici olduğu binlerce yıllık tecrübe ve yeni yeni yapılan klinik araştırmalar bunu ispatlamaktadır. Ihlamur aynı zamanda sinirleri teskin edici ve iyi bir uyutucu bitkisel ilaçtır. Şayet kişi uyuyamıyor ise akşamları içeceği 1-2bardak Ihlamur çayı rahat ve iyi bir uyku kazandırır. Uyumayan küçük çocukları ve bebekler Ihlamur çayının demiyle banyo yapılır ise güzel bir uyku alırlar. Almanya’da satılan kaliteli bir çocuk şampuanı Ihlamur ve Papatya çiçeklerinin ekstresinden yapılır. Bu şampuanı yıllardır bende kullanmaktayım. Zira büyüklerin kul¬la¬ndığı şampuanlar insan sağlığına oldukça zararlıdır. Ihlamur çiçek¬lerinin bir diğer özelliği de Göz nezlesi ve iltihaplarına karşı iyi biri ilaç olmasıdır. Ayrıca insanın direncini artırır, immün sistemini (bağışıklık sistemi) kuvvetlendirerek başta virüs ve bakterilerin neden olduğu bulaşıcı hastalılar, üşütme hastalıkları ve gribin kısa zamanda yenilme¬sini ve kişinin yeniden sağlığına kavuşmasına yardımcı olur.

Çayı:
İki kahve kaşığı ıhlamur çiçeği demliğe konur ve üzerine 300-500ml kaynar su ilave edilerek 5-10dk bekletildikten sonra süzülerek içilir.

Çay Harmanları;

Gökçek terletici çayı (ateşli hastalıklarda terlemek isteniyorsa);
>20 gr Söğüt kabuğu
>20 gr Mürver çiçeği
>20 gr Ihlamur çiçeği
>20 gr Huş yaprağı
>10 gr Ergeç sakalı çiçeği
>10 gr Papatya çiçeği

Gökçek Bronşit çayı;
>20 gr Rezene tohumu
>20 gr Kekik otu
>15 gr Adaçayı yaprağı
>10 gr İzlanda yosunu
>10 gr Ihlamur çiçeği
>10 gr Hatmi kökü
>15 gr Sinirli ot

Gökçek Grip ve ateşli üşütme hastalıkları çayı;
>30 gr Ihlamur çiçeği
>30 gr Mürver çiçeği
>20 gr Söğüt kabuğu
>5 gr Meyan kökü
>5 gr Ebe gömeci çiçeği
>10 gr Papatya çiçeği

Gökçek Üşütme çayı (terletici, iltihapları önleyici ve İmmün sistemi kuvvetlendirici);
>25 gr Ihlamur çiçeği
>25 gr Mürver çiçeği
>20 gr Papatya çiçeği
>15 gr Söğüt kabuğu
>15 gr Kekik otu

Gökçek Üşütme çayı (terletici, iltihapları önleyici ve İmmün sistemi kuvvetlendirici ve idrar söktürücü);
>25 gr Ihlamur çiçeği
>25 gr Mürver çiçeği
>25 gr Altın başak otu
>15 gr Söğüt kabuğu
>10 gr Huş yaprağı

Gökçek Ateşli hastalıklar çayı (iltihapları önleyici, ateş düşürücü ve İmmün sistemi kuvvetlendirici);
>25 gr Ihlamur çiçeği
>25 gr Mürver çiçeği
>25 gr Keçi sakalı çiçeği
>15 gr Söğüt kabuğu
>10 gr Kekik otu

Gökçek Nezle ve burun boşluğu iltihaplanmasına karşı çay (iltihapları önleyici, balgam söktürücü, tahrişi önleyici ve İmmün sistemi kuvvetlendirici);
>25 gr Papatya çiçeği
>25 gr Adaçayı yaprağı
>25 gr Kekik otu
>15 gr Göz otu
>10 gr Çentiyan kökü

Gökçek Nezle ve burun iltihaplanması çayı (iltihapları önleyici, balgam söktürücü, tahrişi önleyici ve İmmün sistemi kuvvetlendirici);
>20 gr Sinirli ot
>20 gr Papatya çiçeği
>20 gr Adaçayı yaprağı
>20 gr Kekik otu
>10 gr Ebe gömeci çiçeği
>10 gr Ihlamur çiçeği

Gökçek Gökçek Göğüs ve Öksürük çayı
>50 gr Ihlamur çiçeği
>20 gr anason tohumu
>30 gr Kekik otu
>10 gr Ebe gömeci çiçeği

Banyosu:
Terleme banyosu; üşüten ve gripli kişi için Mürver çiçeği, Ihlamur çiçeği, Papatya çiçeği ve Kuşburnu karışımından 20-40gr bir demliğe konur. Üzerine 1-2lt kaynar su ilave edildikten sonra 5-10dk demlenmeye bırakılır ve demi içi sıcak su (37˚-42˚) ile dolu olan küvete ilave edilir ve bu suyla banyo yapıldıktan sonra en az 20-30dk yatılır. Bu banyo kişiyi terletir ve hastalığını bir an önce atlatmasını sağlar. El ve ayak banyoları; ayakların şişmesi halinde Mürver çiçeği, Ihlamur çiçeği ve Papatya çiçeklerinin karışımından 20-30gr demliğe konulduktan sonra 1-2lt kaynar su ile haşlanır ve 5-10dk demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülür. Demle 2-3lt sıcak su ılıştırıldıktan sonra ayaklar 20-30dk bu suyla banyo yapılır. Başka bir metot ise deme iki havlu emdirilerek bu havlular şişen ayaklara sarılır ve bu sargı 20-30dk ayaklarda kalır ve sonra çıkarılır.

Yan tesirleri:
Yaz ve Kış Ihlamurlarının çiçek, kanat yaprak ve yaprak-larından elde edilen çay veya natürel ilaçların bir yan tesiri yoktur. Fakat aşırı dozda ve aylarca içilmesinin kalbe zarar verebileceği ve bu nedenle sürekli içilmesinin sakıncalı olduğu bazı uzmanlarca iddia edilmektedir.
Gümüş Ihlamur, Tilia tomentosa
Türk Ihlamuru
Birleşimindeki Mannozlardan dolayı başta; bal arsı, yabani arı ve üzüm arısı için çok tehlikeli bir zehir teşkil eder ve de öldürür. Çünkü Mannozların arılarda bir sonraki basamağa dönüşmesini sağlayacak olan Fosformannozlar-Izomeraze enzimi olmadığından zehirlenme hastalığı hasıl olur. Şayet Gümüş Ihlamurunun çiçekli zamanında altına bakacak olursanız bu arıların ölülerini görürsünüz. Bu nedenle Gümüş ıhlamurun yerine Yaz veya Kış Ihlamuru yetiştirilmelidir. İnsanlara bir zararı dokunmaz.

Hüdaverdiotu, Gottesgnadenkraut, Gratiola officinalis

Diğer Adları:
Hüdaverdiotu, Gottesgnadenkraut, Gratiola officinalis, Fukara otu

Familyası:
Sıracaotugillerden, Braunwurzgewaechse, Scrophulariaceae

Drugları:
Hüdaverdi otu; Gratiolae herba
Hüdaverdi otunun kökleri hariç geri kalan kısmı tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır.

Botanik:
Asya, Avrupa ve kuzey Amerika’nın ılıman bölgelerinde ırmak, göl ve gölet kenarları ile nemli ormanlarında yetişir. Kökleri fazla derine gitmez ve hemen toprak altında yatay olarak çevresine yayılır. Bu nedenle ekildiği yerde hemen çoğalır ve oldukça sıktır. Gövdeleri dört köşeli içi boş, yukarılara doğru çok az çatallaşır. Yaprakları sapsız, yani gövdeye oturmuş, mızrak şeklinde, kenarları kertikli, karşılıklı bir sonraki ile çapraz ve koyu yeşil renklidir. Çiçekleri yaprak koltuğundan çıkan ipliğimsi uzun bir sap üzerinde, yapı itibari ile zurnaya benzer, uç kısmında alt ve üst dudaklar olmak üzere iki dudaklıdır ve genellikle üst dudak bütün veya hafif ortadan yırtık iken, alt dudakları ise üç lopludur. Çiçeklerin üzeri esmer, sarımtırak veya kırmızımsı renkli, uç kısımdaki loplar beyaz, borunun içi çizgili sarımsı esmer renklerden oluşur ve kupa yaprakları beş adet küçük mızrak şeklinde ve de yeşil renklidir.

Yetiştirilmesi:
Ilıman iklimde yetişmesi problem değildir ve Türkiye’nin hemen yöresinde rahatlıkla yetiştirilebilir.

Hasat zamanı:
Haziran’dan Eylül’e kadar, topraktan hemen biraz yu-karıdan kesilerek, toplanır, güneşli ve havadar yerlerde kurutulur. Şayet bitki topraklı, toplu, böcekli veya çamurlu ise yıkanır sonrada kurutulur. Şayet tentür yapımında kullanılacak ise kurutulmadan taze işlenir. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlem¬leri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kuru-tulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kuru¬mada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.

Birleşimi:
Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
1) Pentocyclic (Pentasiklik) Triterpen türevleri %0,1-0,2 oranında olup bunlardan en önemlileri Gratiogenin, Geratiosid (Graliogenin-diglicosit), Gratiogenin-monoglikozit ve gratiofoxin
2) Tetracyclic (Tetrasiklik) Triterpen türevleri %0,08-0,12 oranında olup bunlara Cucurbitacin tipleri de denir ve en önemlileri; α-Elaterinid (α-Elaterinin-monoglikozit), Cucurbitacin E ve Cucurbitacin İ’yi sayabiliriz. (bunlar için Cırtatan ve Çit köküne bak)
3) Triterpenlere; Butalinasit’i (=Graliolon) örnek gösterebiliriz.
4) Sabit yağ, reçine, malik asit (elam asidi), uçucu yağlar (eter yağı), acı maddeler, tanen ve saponinler içerir.

Tesir şekli:
Sinir sistemini uyarıcı, iç kanamayı artırıcı, idrar söktürücü ve müshil yapıcı özelliklere sahiptir.

Kullanılması:
a) Üniversite kliniklerinde tedavi denemeleri ve araştırmalar yapıl-mamıştır. Bu nedenle bugünkü bilgilere göre 2. sınıf bir şifalı bitkidir. Hüdaverdi otu yerine göre daha etkili olan başka bitkiler kulla¬nılmalıdır örneğin: Karaciğer ve safra rahatsızlıklarına karşı Şahtere-, Zerdeçal, Civanperçemi, Kırlangıçotu veya Gökçek İksiri daha etkilidir.
b) Halk arasında; Eskiden karaciğer-safra, mide ve bağırsak ra¬hat-sızlıklarına karşı kullanılmıştır. Fakat zehirli olması nedeniyle günü-müzde bu tür rahatsızlıklara karşı daha etkili ve zararsız olan başka şifalı bitkilerin kullanılması uygundur.

Çay:
Çayın içilmesi zehirli olması nedeniyle mahzurludur, ancak az mik-tarda (dozajda) ve kısa süre ile içilebilir.

Homeopati’de:
Hüdaverdi otundan 50gr ince kıyılarak bir şişeye konur ve üzerine %70’lik etanol ilave edildikten sonra güneş ışığından uzakta iki günde bir çalkalamak suretiyle muhafaza edilir. 4-6hafta sonunda süzülerek Homeopati’de <<Gratiola>> adı ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3 defa 10-15damla 3-4hafta süreyle alınır. Bu tentür başta sindirim rahatsızlıkları, hazımsızlık, mide civarında baskı, sümüksü balgam veya safra kusma gibi halde sarımsı yeşil su gibi ishal, karında üşüme hissi, böbrek civarında aşırı ağrı, aşırı cinsel istek, sinsel organlarda kaşıntı ve erken başlayıp uzun süren adet hallerine karşı kullanılır. Bu hallerden bazıları görülürse o zaman Hüdaverdi tentür te¬davi için uygun demektir.

Yan tesirleri:
Hüdaverdi otu ancak doktor veya hekim (alternatif tedavi uzmanı) kontrolünde kullanılabilir zira zehirlidir. Zehirlenme halinde hemen doktora gidilmeli veya doktor çağrılmalıdır. Zehirlendikten sonra tuzlu su içilirse kusma ile zehir dışarı atılır veya aktif kömür (tıbbi kömür) yutulur ise kömür zehri emerek tehlikeyi azaltır. Zehirlenme belirtileri; bulantı, kusma, kramplar, kanlı ishal, idrar yolları yanması, kalp atışlarında ve nefes alışverişlerde anormallikle anlaşılır.

Hurma, Datteln, Phoenix dactylifera

Diğer Adları:
Hurma, Datteln, Phoenix dactylifera

Familyası:
Palmiyegillerden, Palmengewaeche, Aracaceae (Palmae)

Drugları:
Hurma meyvesi: Dactiyli fructus
Hurma ağacının meyvesi kısaca hurma diye anılır. Salatalara katılır, yemeği yapılır veya sade olarak yenir.

Botanik:
Hurmanın vatanı Mezopotamya olup önce Arap yarımadası, kuzey Afrika, Türkiye’nin batı ve Akdeniz bölgesi, Pakistan, Hindistan’ın batısı ve en son ABD’ye kadar yayılmıştır. Hurma 10-30metre boyunda gövde farklı şekillerdedir zira alt kısımlar silindir şeklinde üste doğru ise eski yapraklarının kalıntıları bulunur. Yaprakları 1,5-2,5metre boyunda uzun saplı, yan yaprakları değişken sıra ile sağlı ve sollu olarak dizilmiştir ve bunlar ince uzun bir mızrak şeklinde ve de yeşil renklidir. Çiçekleri 0,5-1,2metre uzunluğunda bir sap üzerinde topluca bulunur ve bunlar erkek ve dişi çiçekler olmak ikiye ayrılır. Dişi çiçekleri sarı renkli ve renkli ve her birinin içinde 6 adet döllenme tozluğu bulunur. Meyveleri etli tatlı, yağlı, şekerli 10-15 ağırlığında ortasında esmer veya kahverengimsi taş gibi sert bir çekirdeği vardır.

Hasat zamanı:
Sonbaharda olgunlaşan meyveleri uzun dalıyla kesilerek ağaçtan indirilir ve güneş gören bir yerde kurutulur.

Birleşimi:
%75 Karbonhidratlar, bununda 60-70’ini sakarozlar oluşturur. %2,5 oranında protein, %0,5 Sabit yağlar, az miktarda mineraller özellikle de Potasyum fosfor, demir, kalsiyum ve magnezyum içerir. Vitaminlerden ise C, D, B1 (Thiamin), B2 (Riboflavin) ve B3 (Niacin) vitaminleri ve β-Carotin içerir.

Tesir şekli:
Besleyici, kuvvetlendirici, göğsü yumuşatıcı, kanı inceltici ve cinsel gücü artırıcıdır.

Kullanılması:
a) Üniversite kliniklerinde tedavi denemeleri ve araştırmalar yapılma-mıştır. Bu nedenle bugünkü bilgilere göre 2. sınıf bir şifalı bitkidir. Hurma yerine göre daha etkili olan başka bitkiler kullanılmalıdır örneğin: Örneğin bronşite karşı A. Itır, Çuha kökü, Sinirli ot, Güneş gülü, ZYE preparatları veya Gökçek İksiri astıma karşı Çörek, Duvar sarmaşığı, Meyhaneciotu veya Gökçek İksiri daha etkilidir.
b) Halk arasında: Sütle kaynatılarak içilirse göğsü yumuşatır ve balgam söktürür. Bu nedenle bronşit, bronşitli astım ve hatta vereme dahi iyi geldiği ileri sürülmektedir. Hurmanın çekirdekleri çıkarılır ve içine kaymak doldurulur ve birde badem konarak buzdolabında 4-10 saat bekletildikten sonra yenir ise cinsi gücü artırdığı söylenir. Salatalara, yemeklere katılır, muhallebi ve tatlı yapımında kullanılır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) <Kim yedi hurma ile kahvaltı yaparsa o gün sihir ve zehir zarar veremez.> buyurmuşlardır.

Yan tesirleri:
Bilinen bir yan tesiri yoktur.

Horasanotu, Zitwer, Artemisia cina

Diğer Adları:
Horasan otu, Zitwer, Artemisia cina
Horasani
Türkistan Solucanotu
Horasan Solucanotu

Familyası:
Bileşikgillerden, Korbblütengewaechse, Asteraceae (Compositae)

Drugları:
Horasan goncası: Cinae flos
Horasan otunun goncaları (tomurcukları) çiçek açmadan önce toplanır, kurutulur, çayı veya natürel ilacı yapılarak kullanılır.

Botanik:
Pelinotu grubu bileşiklerin bir alt grubu olup, bu da Pelin otu, Kara pelin, Estergon ve Horasanotu gibi dört alt gruba ayrılır ve bu türde toplam olarak 300 civarında bitki vardır. Vatanı Türkistan ve Horasan (Güneybatı Türkistan şuan da İran işgalinde), olup günümüzde Almanya başta olmak üzere bazı ülkelerce kültür bitkisi olarak yetiştirilmektedir. Horasanotu 30-60cm boyunda kazık kökü, gövdesinin alt kısmı odunsu ve yukarılara doğru çatallaşır. Yaprakları uzun saplı yan yapraklar kar¬şılıklı ve tekrar kanat gibi çatallaşır ve oldukça incedir. Görünüm itibarı ile biraz dereotuna benzer. Çiçekleri salkım gibi topluca bir arada ve başları eğik aynı pelin otunda olduğu gibi, yeşilimsi esmer veya yeşilimsi sarı renkte, 2-4mm uzunluğunda ve 1-2mm enindeki goncalardan (çiçek açmadan önceki hali) oluşur.

Yetiştirilmesi:
Türkiye’nin İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgele-rinde yetiştirilmesi daha uygundur zira bu bitki genelliklebozkırlarda yetişir.

Hasat zamanı:
Horasanotu çiçek açmadan önce yani gonca halinde iken salkım şeklinde topluca birarada bir sapta bulunur. Çiçek sapı goncaların durumuna göre Haziran’dan Eylül’e kadar toplanarak kurutulabilir. Male-sef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.

Birleşimi:
Goncanın birleşimindeki maddeler şöyledir;
a) %2-3 oranında tere yağı (uçucu yağlar) içerir ve bununda ana maddesini %80’e varan oranda 1,8-Cineol’dan (Sineol=Eucaliptol) oluşur.
b) %3-5 oranında Sesquiterpenlakton türevleri içerir. Bunların başında α-santonin, β-santonin ve artemisin’den (α-hidroksy-santonin) oluşur.
c) Ayrıca tanen ve reçine içerir.

Tesir şekli:
Bağırsak solucanlarını düşürücü, mide-bağırsak sinirlerini etkileyicidir.

Kullanılması:
1) Üniversite kliniklerinde tedavi denemekleri ve araştırmalar yapıl-mamıştır. Bu nedenle bugünkü bilgilere göre 2. sınıf bir şifalı bitkidir. Horasan otu üzerine yapılan çalışmalar devam etmektedir. Belki yakında daha geniş bilgi verebiliriz.
2) b) Halk arasında: Bağırsak solucanlarına karşı kullanılır. Horasan otunun goncasında bulunan santonin’in ekstresi yapılarak tozu elde edilir ve bu toz natürel ilaç yapımında kullanılır. Goncalar kurutul-duktan sonra toz haline getirilir veya olduğu gibi muhafaza edilir.
c) Homeopati’de sinirsel heyecanlanma, mide ve bağırsak kramplarına karşı kullanılır.

Çay:
Goncadan veya tozundan günde bir defa 2-3gram veya 3 defa 1gram 150-200ml su ile haşlandıktan sonra demlenmeye bırakılır ve sonra süzülerek içilir. Gonca veya tozu bir miktar balla da alınabilir. Santonin ise konsantre olup ancak günde 0,1gram veya 0,15gram bir miktar su ile alınır. Şayet günde 3 defa 0,04-0,05gram alınır ise daha isabetli olur. Bu oran 5-10yaşları arasındaki çocuklar için yarısı kadar alınır. Horasan otunun gonca tozu veya ekstraktı solucan düşürmek için yeterli olmayabilir. Bu gibi durumlarda bu bitki droglarını aldıktan 30 dakika sonra hint yağı içilmelidir.

Hastalığın belirtileri (semptom):
Şayet çocuk zayıf, yüzü soluk, göz altları koyuca ise, karnı ağrıyorsa, parmakları ile burnu deliklerini burgu gibi karıştırıyorsa, huysuz, isteksiz ve karnını sıkıyorsa solucan var demektir. Bu belirtilerin hepsinin birden olması gerekmez. Şayet birkaç belirti olur ise de bulgu için yeterlidir.

Homeopati’de:
Horasan goncalarından 50gr bir şişeye konur ve üzerine 500ml %70’lik etanol ilave edilerek güneş ışığından uzak bir yerde iki günde bir çalkalamak suretiyle 4-6hafta muhafaza edilir. bu süre so¬nunda süzülerek Homeopati’de <<Cinq>>adı ile anılan tentür elde edilir. bu tentürden günde 3defa 15-20damla alınır.

Yan tesirleri:
Horasan otu tedavi dozajında dahi zehirleyici olabilir, bu nedenle çok dikkat etmek gerekir. Gonca veya ekstre tozu aldıktan sonra vişneçürüğü veya sarı renkte görme, kaslarda titreme, kramplar ve vücudun ateşinin düşmesi gibi haller ortaya çıkar. Şayet aşırı oranda bu druglar alınırsa nefes alış-veriş merkezini (beyinde) felce uğratarak ölüme bile sebep olabilir.