x

Bitkisel Tedavi

Belgelerimiz  bitkiseltedavi.com satış

Kara pelin otu, Eberraute, Artemisia abrotanum

Kara pelin otu, Eberraute, Artemisia abrotanum

Familyası: Bileşikgillerden, Korbblütengewaechse, Asteraceae

Drugları: Kara pelin otu: Abotani herba
Kara pelin otunun yaprak, çiçek ve sürgünleri çay ve natürel ilaç ya-pımında, tentür yapımında ise sadece taze yaprakları kullanılır.

Botanik: Vatanı Türkiye’nin doğusu ve güney Azerbaycan olup, buradan Avrupa ve Asya’ya yayılmıştır ve de Amerika’ya götürülmüştür ve orada da yayılmıştır. Latincede ’’abros’’ yani ve ince anlamına gelir. 50-120cm boyunda dikine yükselen çok yıllık, gövdenin alt kısmı odunsu ve hafif tüylü, üst kısmı sık çatallaşan ve dikey olarak yükselir. Alt yaprakları kanat şeklinde ve her kanatta tekrar yan yapraklardan oluşur ve üsteki yaprakları sadece bir kanattan meydana gelir. Kanadı oluşturan yap¬rak¬lar iplik gibi ince, nadiren, yeşil renkli, sapları ise grimsi beyaz renklidir.

Çiçekleri: Bitkinin üst kısmındaki sürgünlerine salkım şeklinde dizilmiş, başakları aşağı doğru eğik, oldukça küçük ve sarımsı renklidir. Bitki limonsu ve aromalı güzel bir kokusu vardır.

Yetiştirilmesi: Türkiye’nin doğusunda yabani olarak yetişen kara pelin, hemen her yörede yetiştirilebilir.

Hasat zamanı: Ağustos’tan Ekim’e kadar kara pelin otu (yaprakları, çiçekleri ve sürgünleri) toplanarak kurutulur. Şayet tentürü yapılacak ise taze yaprakları kullanılır. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, pa-ketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kuru-tulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşi-mindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.

Birleşimi:
a) Eterik yağ türevleri %03-1 arasında olup en önemlileri; 1,8-Cineol, Fenchen, Sabinen, Caryophyllen ve Humulen içerir.
b) Flavonlar; rutin, (=Quercetin-3-rutinosit) ve Artemitin
c) Kumarinler; Izofraxidin, Scopoletin ve Umbelliferon
d) Purinlerden; Adenosin, Adenin, Guanin ve Urik asit
e) Ayrıca C-vitamini, Taninler %6, Poatsyum, fosfor ve silisikasit içerir.

Tesir şekli: Hazmı kolaylaştırıcı, safrayı artırıcı, tonik, iltihapları önleyici ve kadınlarda adet halini düzenleyici özelliklere sahiptir.

Araştırmalar: Niesschulz ve Schmersahl ve de ekipleri 1968 yılında kara pelinle yaptıkları araştırmalarda kara pelinin safrayı artırıcı özeliğinin olduğunu tespit etmişlerdir. Özelikle de kara pelinin birleşimindeki izofraxinin bu etkiye sahip olduğu belgelenmiştir. (LBH 2.891)

Kullanılması:
a) Üniversite kliniklerinde insanlar üzerinde ve hayvanlar üzerinde tedavi denemekleri ve araştırmalar yapılmıştır, fakat bu yeterli değildir. Bu nedenle bugünkü bilgilere göre 2. sınıf bir şifalı bitkidir. Kara pelin otu yerine göre daha etkili olan başka bitkiler kullanılmalıdır. Örneğin zayıflığa karşı Centiyan, Mübarekotu, Çemen, Pelin otu preparat-ları veya Gökçek İksiri daha etkilidir.
b) Halk arasında: Kara pelin otunun damlaması veya hapı başta kansız¬lık, iştahsızlık, zayıflık, mide-bağırsak, karaciğer ve pankreas yetersizliğine karşı salgı üretmesi ve sindirim bozukluklarına karşı kullanılır.

Çay: Kara pelin otundan 2 tatlı kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-500ml kaynar su ilave edilerek, 5-10dakika demlemeye bıraktıktan sonra süzülerek içilir. Kara Pelin otu aynı Pelin otu gibi kullanılır ve o olma¬dığı zaman onun yerine kullanılabilir.

Homeopati’de: Taze Pelin yapraklarından 100gr bir şişeye konur ve üzerine 500ml %70’lik alkol ilave edilir ve güneş ışınlarından uzakta muhafaza edilir. Şişe iki günde bir çalkalanır ve 4-6hafta sonra süzülerek Homeopati’de <<Abrotanum>> adı ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-4defa 10-15damla 4-5hafta süreyle alınır. Kara pelinde aynı pelindeki posyonlar gibi hazırlanabilir ve pelin yerine kara pelin otu kullanılabilir. Kara pelin otu özellikle kansızlık, zayıflık (sıska, cılız), gut, romatizma, ishal ve kabızlığa karşı kullanılır.

Hastalığın belirtileri (semptom):
1) Geçimsiz, depresif, sinirli ve zayıf çocuklar
2) Zayıflık şayet ayak ve bacaklarda gövdeye göre daha fazla ise
3) Çocuk yemesine rağmen zayıfsa
4) Gutlu ve romatizmalı, sürekli ishali varsa ve burnu kanıyorsa
5) Bacaklar ince, ayaklar ve ayak parmakları ölmüş gibi soğuk ve donuksa
6) Soğuğa karşı aşırı duyarlı ve dermansız ise
7) Kalp civarında sert ve acı ağrılar
8) Gözler iltihaplı ve gözün kenarı mor ise
9) Başını tutmak ağır geliyorsa
10) Çocuklarda gelişme bozukluğu, kas ve eklemlerde dermansızlık
11) Mide ağrıları geceleri artarsa
Bu gibi hallerde Kara pelin otu tentürü gerekir.

Yan tesirleri: Tarife uyulmadığında pelin kadar olmasa da zararlıdır. Hamilelerin içmemesi gerekir.

Kargabüken, Brechnuβ, Strychnos nux-vomica

Kargabüken, Brechnuβ, Strychnos nux-vomica
Karga gözü
Baykuş gözü
Kusma cevizi

Familyası: Logangillerden, Logangewâchse, Loganiceae

Drugları: Kargabüken tohumu; Strychni semen
Kargabüken tohumları tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır. Fakat asla çayı yapılmaz çünkü çok zehirlidir.

Giriş: Loganların alt grubu olan Strychnusların bilinen 50 türü mevcuttur fakat bazıları ağaç, bazıları çalı ve bazıları da sarmaşık şeklindedir. Bunlardan Kargabüken ağaç, İgnatiya ise sarmaşık olan türe örnektir. Strychnoslar (Kargabükengiller) tropik iklimde yetiştirildiklerinden sü¬rek¬li yeşil ve senenin hemen her mevsiminde çiçek açar ve meyve verirler.

Botanik: Vatanı Sri Lanka ve Doğu Hindistan’ın Madagaskar sahilleri olup günümüzde Malezya, Endonezya, Kuzey Avustralya ve Batı Af¬rika’ da yetiştirilmektedir. Kargabüken 20m boyunda, 2,5m çapına ulaşabilir ve gövde kabuğu grimsi siyah, ana dal kabukları gri, taze dal kabukları ise yeşil renktedir. Yaprakları 10-15cm uzunluğunda, 5-10cm geniş¬li¬ğinde kenarları bütün, hafif dalgalı, ortada bir ana ve yanlarda bir paralel damarlara sahiptir. Yaprakları koyu yeşil renkte, oval şekilde, hafif uca doğru sivrice ve kısa saplıdır. Çiçekleri demet gibi topluca bir arada kupa yaprakları oldukça küçük, çan şeklinde, taç yaprakları boru şeklinde, ucu beş loplu, yeşilimsi beyaz veya sarı renktedir. Meyveleri 4-6cm çapında, portakal renkli, içinde 2-12 adet fakat genellikle 4-6tane 15-30mm çapında, 5-7mmkalınlığında, esmerimsi sarı renkte pardüse düğmesi şek¬-linde tohumlara sahiptir. Tohumlarının Karga gözü veya Baykuş gö¬züne benzemesi ile Karga gözü veya Baykuş gözü diye de anılır.

Yetiştirilmesi: Tropik iklimde yetişen bir bitki olması nedeni ile Tür-kiye’de ancak serada yetiştirilebilir. Bu da ancak üniversitenin veya ilaç fabrikalarının seralarında mümkündür.

Hasat zamanı: Kargabüken tohumları kurutulduktan sonra öğütülerek tozu elde edilir ve bu tozla etanol ile ekstraksiyonu yapılarak ekstresi elde edilir.

Birleşimi: Birleşimindeki en önemli madde;
a) Alkaloitler %2-3 arasında olup nadiren %5 veya %0,5’de olabilir. Bu Kargabükenin yetiştiği ülke toprak ve yöreye göre değişir. En yüksek oranda Alkaloit Sri Lanka’da (Ceylon) yetişen Kargabükende olur. Bu alkaloitlerin %40-50’sini Strychenin (Sitrikinin) %35-45’ini Brucin (Brusin) ve geri kalanı ise yan alkaloitler; 12-Hydroxstrychinin, 15-Hydroxy-strychnin, α-Colubrin, β-Colubrin, Icajin, Novacin, Vomicin (Vomisin), Struxin, Pseudostrychnin, Pseudobrucin, Pseudo-α-Colubrin ve Pseudo-β-Colubrin içerir.
b) Sabit yağlar %4-5 arasında, bununda %60’ını Linolasit ve az miktarda Plamitinasit ile Linolenasit içerir.
c) Hidroliz sonucu; Galaktoz, Mannoz, Xyloz ve Arabinozlar oluşur.
d) Ayrıca Loganinasit (%2), Chlorogenasit ve Phytosterinler içerir.

Tesir şekli: İştah açıcı, kuvvet verici (tonik), hazmettirici, sinirsel ve ruh-sal çöküntüyü önleyici, sinirleri kuvvetlendirici ve sindirim sistemini kuvvetlendirici özelliklere sahiptir.

Araştırmalar:
a) Drelusa ilaç firması tarafından üretilen Rheumaselect isimli ro¬ma¬tizma damlası ile 6 doktorun muayenehanelerinde 111 artritli, artrozlu ve poliartritli romatizma hastaları üzerinde yaptıkları deney¬lerde iyileşme görülmüştür. Bu deney Wiesenauner ve Gaus tara¬fından 1991De yapılmıştır ve hastalarda görülen sabah tutukluğu (sabah uyuşukluğu), gece ağrıları, hareketli iken ağrı, hareketsizken ağrı ve iltihapları önleyici özelliklere sahip olduğu tespit edilmiştir. rheumaselect’in birleşimindeki Şifalı bitki tentürleri ileride veri¬le¬cektir.
b) Werner Theegartanın tavsiyesi bebeklerde veya çocuklardaki kus-maya karşı günde 3-5defa 2-5damla Kargabüken tentürü verilmesini tavsiye etmektedir. (Nhk.3.98.16)
c) Kendi tecrübem; Oğlum Muhammed Şamil henüz 6 aylıkken (24.12.1997) yediği hemen her şeyi kusmaya başladı hatta üçüncü gün içtiği mamayı kustuğu gibi suyu da kusunca çareler aramaya başladım ve Kargabüken tentürünün en iyi natürel ilaç olduğunu gördüm. Çocuğa yarım saatte bir iki damla arka arkaya üç defa verdikten sonra çocukta kusma ve bulantı kesilerek normale döndü.
d) M.Şamil mide-bağırsak gribine yakalandı. Sabaha kadar ağladı ve arada bir kustu. Ateşi yükseldi, ben ona Kargabüken verdim. Çocuk 3-4saat sonra yeniden normal sağlığına kavuştu. (12.09.2000)
e) Sabahları kahve içmesem üzerimdeki uyuşukluğu atamıyor ve öğlene kadar kendime gelemiyordum. Adeta ellerim-ayaklarım bağlanmış gibi yavaş hareket ediyordum. Akşamları ise ayaklarım ve bacaklarım üşürken başım sıcaktı. Bu nedenle akşamları kendime gelmek için sıcak su ile ayak banyosu yapmak zorunda kalıyordum. 13 yaşında geçirdiğim zatürre ve kas romatizması nedeni ile içime işleyen soğu¬ğu (üşütmeyi) ve etkilerini atmam için 22.02.1999’da Kargabükeni ikinci defa ele aldığımda üşütmeyi geçirdiğini öğrendim ve tatbik ederek rahatsızlıklarımdan kurtuldum. 06.12.1999’da yine tekrar etti ve yine Kargabükenle kurtuldum. 15.02.1999’da aşırı yemek yemem sonucu göğsüm daraldı ve rahatsızlandım. Hemen 3-5damla Karga¬büken aldım ve rahatsızlıklarım geçti.

Kullanılması:
a) Araştırmalara göre romatizma, kusma ve üşütmeye karşı kullanılır.
b) Homeopati’de Kargabüken çok yönlü kullanılan ve oldukça etkili olan nadir şifalı bitkilerdendir. Çok zehirli olması ile ancak !/1000 oranında etanol ile sıvılaştırılarak kullanılır. Kargabüken hem ruhi hem de organik rahatsızlıklara karşı etkili olup her iki maksatla da kullanılır.
c) Bedeni rahatsızlıkların başında; üşütme, nezle, sürekli nezle, grip, romatizma özellikle de bel ve sırt ağrıları, tutulması, sabah uyu¬şuk-lukları, karaciğer rahatsızlıkları, bulantı, kusma, iştahsızlık, mide ve bağırsak iltihaplanması (gastrit ve enterit), baş dönmesi, baş ağrısı, başa kan hücumu, öksürük, dermansızlık, iktidarsızlık, her türlü kasılmaya karşı (kramplara), kahve yağı, papatya çayı ve sigara içtiğinde veya etli ve yağlı yendiğinde rahatsız ediyor ise iyileştirir.
d) Büyük yorgunluk, aşırı heyecan, aşırı uyuma veya sık sık uyanma (denen¬miştir), bağırma, korkma, güvenmeme, ağlamaklı ve ken¬dinde olmama ve de saçma davranış halleri, ölme hissi gibi rahat¬sızlıklara karşı kullanılır.

Çayı: Çok zehirli olması nedeni ile çayı içilmez.
Homeopati’de: Kargabüken tohumu öğütülüp toz haline getirildikten sonra 1/10 oranında %70’lik alkolle ekstraksiyonu yapılır ve elde edilen ekstre D1 yani1/10 (onda bir)’dan alınıp 1 kısım, 9 kısım alkolle ka-rıştırılarak D2 (yüzde bir) elde edilir ve bundan alınacak bir kısım ekstre 9 kısım Etanol ile karıştırılarak D3 yani binde bir ekstre elde edilir ve ancak bu kullanılabilir. Bu tentürden (D3) günde 3-5defa 5-10damla 4-6hafta süreyle alınır.

Yan tesirleri: Çok zehirli olması nedeni ile ancak D3 yani !/1000 oranında kullanılabilir. Tarife uyulduğunda herhangi bir yan tesiri yoktur. Kargabüken tozundan 1-3gr’ı öldürücü ve Kargabüken ekstresi elde edilen Strychnin’in 50mg’ı büyükler için, 10mg ‘ı ise çocuklar için öldürücü olabilir. Zehirlenme halinde hastaya aktif kömür yutturulur (eczaneden alınır) ve mide yıkatılmalıdır.

Kavak, Zilterpappel, Populus tremula

Kavak, Zilterpappel, Populus tremula L.
Titrek kavak

Familyası: Söğütgillerden Weidengewãchse, Salicaceae

Drugları: Titrek Kavak kabuğu: Populi cortex
Titrek Kavak yaprağı: Populi folium
Titrek Kavağın yaprakları ve kabuğu çay, tentür ve natürel ilaç yapı¬mında kullanılır.

Giriş: Şifa maksadı ile kullanılan dört kavak türü mevcuttur ve bunlar aynı Titrek kavak gibi kullanılır. Avrupa’da natürel ilaç yapımında daha çok Titrek kavak, sonrada Karakavak Drugları kullanılmaktadır. Titrek kavağın kabuk ve yaprakları kullanılırken, Karakavak (Populas nigra) ve Balsam kavağının (Populas gileadensis) goncası (yaprakların açmadan önceki hali) kullanılır. Kanada kavağı (Populas canadensis) ve Gümüş kavağın (Populas alba) kullanılması ise aynı Titrek kavak gibidir. Bizi en çok Titrek kavak ilgilendirdiğinden onun üzerinde duracağız.
Botanik: Avrupa, Asya, Kuzey Afrika ve Kuzey Amerika’da yabani olarak yetişir veya yetiştirilir. Hızlı büyüyen bir ağaç olup boyu 30m’yi bulabilir, gövdesi önce düz, sarımsı kahverengi, sonra grimsi siyah ve pürtüklü bir durum alır. Çiçekleri iki evcikli yani dişi ve erkek çiçekleri aynı ağaçta bu-lunur. Çiçekleri kuyruğundan asılmış kediye benzediğinden Kedicik diye anılır. Kedicikleri 4-11cm uzunluğunda, üzeri grimsi erguvan veya beyazımsı erguvan renkte yüzlerce tüycükten oluşur. Yaprakları yumurta veya kalp şeklinde, kenarları kertikli, önce sarımsı yeşil sonra koyu yeşil renkte ve 3-7cm uzunluğunda bir sapı vardır.

Yetiştirilmesi: Türkiye’de yabani olarak yetişmektedir. Şayet bahçe tar-lalara ekilir ise nemli ve sulak yerlerde veya ormanlık arazilere ekil-melidir.

Hasat zamanı: Titrek kavağın yaprakları ilkbaharda ve yazın toplanır, dallarının kabukları soyulur ve birlikte kurutulur, şayet tentürü yapılacak ise taze olarak işlenir.

Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
a) Phnoglykozitler (fenolglikozitler); Salicin, Salicortin, Papulin, Tremulacin, Tremuloidin
b) Eter yağları (uçucu yağlar); α¬-ve β-Caryophylden, (+)-Bisabolol, Cadinen
c) Salicylasit türevleri; Salicylalkol ve Salicin
d) Flavonitler; Quercetin ve Rutin
e) Ayrıca tanen, reçine ve vitaminler-mineraller içerir.

Tesir şekli: İltihapları önleyici, damarları büzücü, mikropları öldürücü, ağrı dindirici, ateş düşürücü, vücuttan suyu atıcı, kaşıntıları önleyici ve safra söktürücü özelliklere sahiptir.

Araştırmalar: Steigerwald firmasının ürettiği Phtodolor isimli damla 30 ayrı klinik araştırması yapılmış ve 1151 hasta üzerinde yapılan deneyler sonuçlandırılmıştır. Bu araştırmalardan birini Hahn ve Hübner-Steiner 1988’de 45 hastası üzerinde yapmış olup hastaları üç gruba ayırmıştır; I.grup sadece bitkisel ilaç olan Kavak (Ph…) damlası, II.grup kimyasal ilaç Indometacin ve III.grupta plasebo (sahte ilaç yani renkli damla veya renkli hap) verilmiştir. Romatizmalı hastaların 4 hafta süren tedavisi sonucunda bitkisel ilacın kimyasal ilaç gibi aynı şekilde etki ettiği fakat hiçbir yan tesirinin olmadığı oysa kimyasal ilacın birçok yan tesiri olduğu tespit edilmiştir. Kavak damlası (Ph…) ile kronik poliartritit, ağrılı roma-tizma, omurilik aşınması ve yapı bozukluğu, artroz (eklemlerin bozul¬ma-sı), kas romatizması ve ameliyattan sonra ağrı tedavisi için çeşitli araş-tırma ve deneyler mevcuttur. Hepsinde de %80’lere varan iyileşme tes¬pit edilmiştir. Geniş bilgi için Stegierwald firmasına müracaat edilebilir.

Kullanılması:
Titrek Kavak kabuk ve yaprağından elde edilen çay, tentür ve natürel ilaçlar başta romatizma çeşitlerinden artritis (eklem iltihaplanması), artroz (eklemlerin bozulması), kas romatizması, sabah uyuşukluğu, ağrılı, şiş ve iltihaplı diğer romatizma türlerine karşı kullanılır.

Homeopati’de; Prostat iltihaplanması (mesane iltihaplanması ve üşüt-mesi, prostat büyümesi, basur, deri hastalıkları ve rahim iltihaplanmasına karşı kullanılır. Halk arasında ise; mide-karaciğer rahatsızlıkları, safra artırıcı, ateşli üşütme, mesane iltihaplanması ve iştahsızlığa karşı kullanılır.

Çayı: Taze veya kurutulmuş Titrek kavak kabuğu ve yaprağından iki kah-ve kaşığı demliğe konur ve üzerine 200-300ml kaynar su ilave edilerek 10-15dk demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir.

Çay Harmanları;

Romatizma çayı;
>25 gr Altın başak otu
>10 gr Dişbudak kabuğu
>25 gr Isırgan otu
>15 gr Civanperçemi otu
>15 gr Atkuyruğu otu
>10 gr Titrek kavak kabuğu ve yaprağı

Romatizma çayı II;
>30 gr Isırgan otu
>30 gr Altın başak otu
>20 gr Dişbudak kabuğu
>20 gr Titrek kavak kabuğu ve yaprağı

Prostat çayı;
>30 gr Isırgan kökü
>30 gr Altın başak otu
>20 gr Hamamelis kabuğu
>20 gr Titrek kavak kabuğu ve yaprağı

Homeopati’de: Titrek kavak kabuğu ve yaprağından 100gr bir şişeye konur ve üzerine %70’lik alkol ilave edilerek güneş ışınlarından uzakta muhafaza edilir. şişe iki günde bir çalkalanır ve 4-6hafta sonra süzülerek Homeopati’de <<Populus>> adı ile anılan tentür elde edilir. bu tentürden günde 3-4defa 10-15damla 4-6hafta süreyle alınabilir.

Hastalığın belirtileri (semptom):
1) Akut ve kronik mesane iltihaplanması, genellikle yaşlılarda görülürse
2) İdrar bırakırken yanma hissederse özelliklede idrarın sonuna doğru
3) İdrar bulanık, pis kokulu, sümüksü ve iltihaplı ise
4) Mide ve sindirim rahatsızlıkları ve gece terlemeleri varsa
5) Hamilelik sırasında ve ameliyattan sonra idrar rahatsızlıkları varsa
6) Mesane iltihaplanması ve buna bağlı olarak prostat büyümesi söz konusu ise
7) Mesane üşütmesine bağlı olarak rahim ve vajina rahatsızlıkları ortaya çıkıyorsa
Bu gibi hallerde Titrek kavak tentürü kullanılır.

Yan tesirleri: Bilinen yan tesiri yoktur; şayet tarife uyulursa.

Kayışkıran, Hauhechel, Ononis spinosa

Kayışkıran, Hauhechel, Ononis spinosa L.
Sabankıran
Öküz deviren
Öküz otu
Kayık çiçeği
İdrar otu
Yandak
Yantank
Taş kökü

Familyası: Baklagillerden, schmetterlingsblütengewâchse, Fabaceae (Leguminosae)

Drugları: Kayışkıran kökü; Ononidis radix
Kayışkıranın sadece kökü çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır. Çok nadiren çiçeklerinin de çayı içilir.

Giriş: Kayışkıranın Yunancası Ononis olup Eşek otu anlamına, Latince Spinosa ise batıcı anlamına gelir. Türkçe Kayışkıran, Sabankıran, Öküz deviren gibi isimlerle anılır. Çünkü çiftçilerin sabanlarına takılan Kayış¬kıran kökü sabanı kıracak güçte olması nedeni ile bu adla anılır. Kayışkıranın Sarı çiçekli Kayışkıran; Ononis natrix, Yuvarlak yapraklı Kayış¬kı¬ran; Ononis rotundifolia, Yabani Kayışkıran; Ononis arvensis ve Dikensiz

Kayışkıran; Ononis repensi gibi türleri mevcut olup bunlar içinden sadece Dikenli ve Pembe çiçekli olan Ononis spinosa tıbbi maksatla kullanılır.

Botanik: Kayışkıran 30-60cm boyunda küçük bir çalı görünümünde, yer üstünde kısa bir gövde ve bu gövdeden çıkan oldukça çok daldan oluşur. Köklerinin uzunluğu 50-100cm uzunluğunda bir kazık kök olup çoğu zaman çiftçilerin sabanlarını kırdı ve öküzlerini zora koştuğundan öküz deviren, öküz otu, sabankıran veya kayışkıran gibi isimlerle anılır. Çi¬çek-leri kısa saplı, yaprak dibinde, taç yaprağı pembe veya pembemsi kırmızı, açıkken dolunay, kapalı iken kelebek şeklinde geriden rozet görü¬nümünde ortada iki kanatlı bir göbek ve adeta saklı gibi duran döllenme tozlukları mevcuttur. Kapsülü 2-3adet tohumdan meydana ge¬lir ve ancak kupa yaprakları uzunluğunda ve yumurta şeklindedir. Yap¬rakları dallara üçlü olarak dizilmiş vaziyette en yukarıda ise sade bir tane olur ve kenarları kertikli, koyu yeşil renkli, oval şekilde kısa saplıdır.

Yetiştirilmesi: Kumlu, killi ve kireçli topraklarda, güneşli yörelerde da¬ha gür olarak yetişir ve yetiştirmek için özel bir itinaya gerek yoktur.
Hasat zamanı: Mart-Nisan veya Ağustos-Eylül aylarında kökleri sökü¬lür, yıkanır, kurutulur ve ince kıyılarak güneş ışınlarından ve nemden uzakta muhafaza edilir. şayet tentürü yapılacak ise taze olarak kullanılır.

Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
a) İzoflavon türevleri; Ononin (Formononetin-7-glikoz), Formononetin, Ononin-6’’-malonat, Biochanin A-7-glikozit, Biochanin A-7-glikozit-6’’-malonat
b) Eter yağ türevleri (uçucu yağ) %0,02-0,1 arasında olu p en önemlileri; trns-Anethol, Carvon ve Menthol içerir.
c) Polyzyklik Triterpenlere; α-Onocerin (=Onocol)
d) Benzofuran türevlerinden; Medicarpin,
e) Sterollerden; Sitosterol, Izoflavonitlere; Inermin ve Trifolirhizin
f) Şeker alkollere; D-Ononitol, Inositol ve Pinitol içerir.
g) Ayrıca reçine, zamk, mineraller ve sitrik asit içerir.

Tesir şekli: İdrar söktürücü, mesane ve böbrek taşlarını düşürücü, kanı temizleyici, iltihap ve yaraları iyileştirici, bezeleri çalıştırıcı ve hazmettirici özelliklere sahiptir.

Araştırmalar: JARETZKY ve ekibinin yaptıkları araştırmalara sonunda Kayışkıran kökü şayet Saponin içeriyor ise diüretik (idrar söktürücü), eğer Saponin içermiyorsa etkisiz olduğunu tespit etmişlerdir. (Weiβ). Bazı yazarlarda şayet Kayışkıran kökü kaynatılır ise birleşimindeki eter yağının uçtuğundan etkisini kaybettiğini bu nedenle de asla kaynatıl¬ma¬ması gerektiğini ve sadece haşlanması tavsiye edilmektedir. Bir grup ya¬zarda birleşimindeki İzoflavonitlerin etkili olduğunu ileri sürmektedirler. Fakat günümüze kadar henüz bu konu tam olarak netleşmemiştir ve araştırmalara devam etmektedir.

Kullanılması:
a) Komisyon E’nin 76 nolu 23.04.1987 tarihli Monografi bildirisinde ilti¬haplı idrar yollarını yıkayıcı, böbrek kumlarını yıkayıcı ve atıcı özelliklere sahip olduğu beyan edilmiştir.
b) Halk arasında başta mesane ve böbrekleri üşütme, iltihaplanması ve taşlarına, lenf bezlerinin şişmesi, romatizma, gut, ödem, deri kaşıntısı ve ekzemaya karşı kullanılır. Taş ve kumları düşürücü özelliğin¬den dolayı Taş kökü diye de anılır. Fakat bu özelliği bitkinin Saponin içerip içermemesine bağlıdır. Kayışkıran kökü 1-2 hafta süre içildik¬ten sonra 3-4gün ara verilmelidir. Çünkü uzun süre çayının içil¬mesi etkisinin azalmasına neden olur.

Çayı: İki kahve kaşığı Kayışkıran kökü demliğe konur ve üzerine 300-400ml kaynar su ilave edilir ve 30dk demlenmesi beklenir. Sonra süzü-lerek içilir. Kayışkıran kökü asla kaynatılmaması gerekir. Eğer kayna¬tılırsa birleşimindeki eter yağını kaybeder.

Harman çayları;

Gökçek Mesane ve böbrek çayı;
>20 gr Akhuş yaprağı
>20 gr Atkuyruğu otu
>20 gr Isırgan otu+kökü
>20 gr Kayışkıran kökü
>20 gr Ardıç kozalağı

Gökçek Mesane ve böbrekleri üşütme, taş ve kumlarına çay;
>20 gr Akhuş yaprağı
>20 gr Altın başak otu
>20 gr Orta sifon yaprağı
>20 gr Kayışkıran kökü
>20 gr Ayı üzümü yaprağı

Gökçek böbrek ve mesane çayı (taş ve kumları düşürücü);
>20 gr Akhuş yaprağı
>20 gr Altın başak otu
>20 gr Kayışkıran kökü
>25 gr Atkuyruğu otu
>15 gr Ayrıkkökü

Gökçek Metabolizma çayı;
>10 gr Akhuş yaprağı
>10 gr Mate çayı
>10 gr Kayışkıran kökü
>10 gr Isırgan otu
>10 gr Mürver çiçeği
>10 gr Hindiba otu+kökü

Gökçek Böbrek ve mesane çayı
>20 gr K.hindiba otu+kökü
>20 gr Altın başak otu
>20 gr Ardıç kozalağı
>20 gr Atkuyruğu otu
>10 gr Kasık otu
>10 gr Akhuş yaprağı

Gökçek Böbrek taşlarını düşürücü çay;
>20 gr Kayışkıran kökü
>20 gr Altın başak otu
>20 gr Ptırak kökü
>20 gr Kızılkök
>20 gr K.hindiba kökü

Gökçek Böbrek ve mesane çayı (üşütme ve taşlara karşı);
>25 gr Ortosifon yaprağı
>15 gr Kayışkıran kökü
>30 gr Altın başak otu
>20 gr Ardıçkozalağı
>10 gr Ayrıkkökü

Gökçek böbrek ve mesane çayı (iltihapı);
>25 gr Altınbaşakotu kökü
>25 gr Kayışkıran kökü
>25 gr Ardıç kozalağı
>15 gr Ayrık kökü
>10 gr Isırganotu

Gökçek İdraryolları çayı:
>20g Maydanoz kökü
>20g Ardıç kozalağı
>20g Kayışkıran kökü
>20g Ak huş yaprağı
>10g Meyan kökü
>10g Civanperçemi otu

Gökçek mesane ve böbrek çayı;
>20 gr Akhuş yaprağı
>20 gr Ayrık kökü
>20 gr Altın başak otu
>20 gr Kayışkıran kökü
>20 gr Maydanoz kökü

Homeopati’de: Kayışkıran kökünden 100gr söküldükten sonra yıkanır, ince kıyılır, bir şişeye konur ve üzerine %70’lik 500ml Etanol (alkol) ilave edilir. Şişe güneş ışığından uzakta iki günde bir çalkalamak suretiyle 4-6hafta muhafaza edilir. Daha sonra süzülerek Homeopati’de <<Ononis spinosa>> adı ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-4defa, 10-15damla 2-3hafta süreyle alınır ve bu sürenin sonunda 3-4gün ara verildikten sonra tekrar 2-3hafta alınabilir. Yukarıdaki çay harman¬larından aynı şekilde tentür karışımı (tentür posyonu) elde edilebilir.

Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.

Kırlangıçotu, Schöllkrauf, Chelidonium majus

Kırlangıçotu, Schöllkrauf, Chelidonium majus. L.
Siğil otu Syn:Chelidonium grandiflorum
Terma otu Chelidonium umbelliferum
Kaşıntı otu
Safra otu

Familyası: Gelincikgillerden, Mohngewâchse, Papaveraceae

Drugları: Kırlangıçotu;Chelidonii herba
Kırlangıç kökü;Chelidonii radix
Kırlangıçotunun çayı ve natürel ilacı, kökünün ise tentürü yapılır.

Giriş: Gelincikgillerin bir alt grubu olan Chelidonieae; Kırlangıçotugillerin bilinen sadece bir tek bu türü mevcuttur. Zaman içinde bu tek türün yetiştiği ülke ve kültür bitkisi olarak yetiştirilmeye başlanması ile farklı tür¬ler ortaya çıkmıştır. Bunlar;Derimsi yapraklı

Kırlangıçotu; Chelidonium majus var. maius, Kertik çiçek yapraklı Kırlangıçotu;C. majus var. crenatum, Narin yapraklı Kırlangıçotu;C. majus var. tenuifolium ve Büyük yapraklı Kırlangıçotu; C. majus var. grandiflorum’u sayabiliriz. Kır¬langıçotu M.Ö IV. yy.’dan beri başta karaciğer, safra, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına ve de siğile karşı kullanılmaktadır. Bitkinin kırlangıçotu diye anılmasının sebebi;kırlangıçların geldiği zaman çiçek açması ve kırlangıç kuşlarının yavruları yumurtadan gözlerine anne kuş tarafından birkaç damla bitki özü damlatılarak açılmasındandır.

Botanik: Bitki Avrupa ve Asya’nın ılıman bölgeleri ve Kuzey Amerika’da yabani olarak yetişir ve genellikle duvar dipleri, yol kenarları, harabeler, çit dipleri gibi insanların yaşadığı bölgelerde yetişir. kırlangıçotu 30-80 cm boyunda, çok yıllık, çok çatallı, uygun toprağı bulunca kümeler oluşturur. Kökü parmak kalınlığında, dışı esmerimsi kızıl, içinde sarımsı es¬mer veya esmerimsi kızıl renk tonlarında bir bitki özü bulunur. Alt yaprakları (roset yaprakları) uzun saplı kanat yapraklardan oluşur. Yumurta şeklinde kenarları kertikli veya topludur. Gövde yaprakları sapsız oturmuş vaziyette yine kanat yapraklardan oluşur ve ilkbaharda mavimsi yeşil sonbaharda sarımsı yeşil bir renk alırlar.

Çiçekleri; taç yaprakları dört adet, oval veya yumurta şeklinde, altın sarısı renkte 0,8-1,5 cm uzunluğunda, 0,6-1,2 cm eninde, 12-20 döllenme tozluğu ve ortada bir göbeği vardır. Dalların ucundaki çiçek deme¬tin¬de 4-12 çiçek bulunur. Meyveleri fasulye kapçığını andırır fakat oldukça ince ve uzun takriben 0,5 eninde 3-6 cm uzunluğunda ve içinde 4-6 adet yumurta şeklinde tohumları içerir.

Yetiştirilmesi: Kırlangıçotu Türkiye’nin hemen her bölgesinde yetişebilir ve zaten Marmara ve Karadeniz bölgesinde yabani olarak yetişmektedir.

Hasat zamanı: Eskiden Mayıs ve Haziranda çiçek açmaya başladığı an-dan itibaren kullanılması tavsiye edilmiş fakat son araştırmalarda bitkinin Temmuz ve Ağustos’ta en yüksek oranda alkaloit içerdiği tespit edil¬miştir. Kırlangıçotu toplandıktan sonra 102-105 derecede hafif kavrulur ise birleşimindeki enzim bozulur ve böylece alkaloitlerin uzun süre muhafazası mümkün olur. Alkaloitlerin yapısını bozan enzim ancak 100 derecenin üzerinde devre dışı kalmaktadır. Hafif kavrulduktan sonra bitki ya kurutulur ya çayı yapılır veya tentürü yapılır.
Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlem¬leri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutul-malıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğin¬den kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktar¬lar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.

Birleşimi:
1) Kırlangıçotunun birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz:
a) Alkaloitler %0,1-2 arasındadır ve Alman kodeksi en az %0,6’yı şart koşmaktadır.Eskiden ana alkaloitin Chelidonin olduğu iddia edilmiş fakat son yılarda yapılan araştırmalarda Coptisin’in ana alkaloit olduğu ispat edilmiştir. Alkaloitler açık formül yapılarına göre 3 önemli gruba ayrılırlar;
1) Benzophenanthridinler; Chelidonin, Sanguinarin, Chelerythrin, Norchelidonin, İsochelidonin ve Türkiye’nin
2) Protoberberinler; Coptisin (ana alkaloit), Berberin, Stylopin
3) Protopinler; Protopin ve Allocrytopin
b) Organikasitler; Chelidonasit, Malikasit (elma asidi), Limon asidi (sitrik asit)
c) Zimtasit türevleri (tarçın asit türvevleri); Cafteoyl-L-Âpfelasit, 2-(-) Cafteoyl-D-Glycerinasit ve 4-(-)-Cafteoyhtrihydroxybutrikasit
d) Biogen aminler; Histamin, Methylamin, Tyramin ve Cholin
e) Ayrıca Curotinoitler, Saponinler, Enzimler, Mineraller ve vitaminler içerir.
2) Kırlangıç kökü %1-3 oranında alkaloit içerir ve ana alkaloit Chelidonindir, diğerleri ise takriben aynıdır.
3) En yüksek oranda Alkaloitleri ise olgunlaşmamış meyveleri içerir. Olgunlaşan meyveler ise alkaloit içermez.

Tesir şekli: Safra artırıcı, kramp çözücü, teskin edici, kalp gücünü ar-tırıcı, koronerleri genişletici, kandaki şekeri düşürücü, antibakteriyel (bakterileri öldürücü) ve ağrıları dindiricidir.

Araştırmalar: 1930’lu yıllardan günümüze kadar yapılmış ve safrayı ar-tırıcı, safra yollarını açıcı, safra kesesi, mide ve bağırsaklardaki krampları çözücü olduğu araştırmalarla belgelenmiştir. Bu araştırmalar ve deneyler sonucunda birleşimindeki alkaloitlerin ve fenollerin (zimtasitler) tek başına önemli bir etkiye sahip olmadığı fakat birleşimindeki toplam ekstrenin % 116 gibi büyük bir safra artışı ve safra akışında artma oldu¬ğu ve krampları çözdüğü tespit edilmiştir. Bu araştırmalardan bazıları; 1949’da Eichenholz, 1971 ve 1975’te Baumann, 1959’da Tschaikowski, 1977’de Virgin, 1971’de Lennemann, 1995’de Winterhoff ve Kriebel ve ekibi 1993’de tedavi denemeleri yapmıştır. (TP.122)
1) Winterhoff ve ekibi 1995’de 60 safra, mide ve bağırsak rahatsızlıkları olan hastalar üzerinde tedavi denemesi yapmış ve bu hastaların safra, mide ve bağırsak krampları tamamen iyileşmiştir. (TP.122)
2) R.Kniebel ve N.Urladner Berlin’deki 60 doktorla birlikte 608 safra, mide ve bağırsak kramplarından rahatsız olan hastalar üzerinde Kır-langıç ekstresinden elde edilen draje ile tedavi denemesi yapılmış ve hastaların %87,4’ünde iyileşme görülmüş ve %97,4’ünde yan etki görülmemiştir. (ZP.6.97.356)

Kullanılması:
a) Araştırmalara göre; Kırlangıçotu preparatları (çay, tentür, ekstraht, damla, hap v.s) başta safra, mide ve bağırsak kramplarına karşı kul-lanılır.
b) Komisyon E 90 No’lu ve 1985 tarihli Monografisi’ne göre başta safra yolları, mide bağırsak kramplarına karşı kullanılır.
c) Hepatit (sarılık), safra kesesi iltihabı, safra taşları, karaciğer iltihabı, akciğer iltihabı, ishal, melankoli, korku ve dilin kenarlarında diş izleri varsa Kırlangıç tentürü kullanılır.
d) Halk arasında; safra kesesinin tıkanması, pankreas zafiyeti, karaciğer şişmesi, mide-bağırsak üşütmesi, boğmaca, astım bronşit,romatizma, nikris, ödem, deri hastalıkları ve sedef hastalığına karşı kullanılır.

Çayı: İki kahve kaşığı demliğe konur. Üzerine 300-500 ml kaynar su ila¬ve edilir.5-10 dk demlenmesi beklenir ve sonra süzülerek içilir.

Çay Harmanları;

Gökçek akne çayı;
>20 gr Atkuyruğu otu
>10 gr Kayış kıran kökü
>20 gr Kırlangıçotu
>10 gr Şahtere otu
>20 gr Koyungözü otu
>20 gr Menekşe otu

Gökçek romatizma çayı;
>20 gr Harpapa kökü
>20 gr Kırlangıçotu
>20 g5 Isırgan otu
>10 gr Atkuyruğu otu
>10 gr Civanperçemi
>20 gr K.hindiba otu+kökü

Gökçek safra çayı;
>20 gr Devedikeni tohumu
>20 gr Zerdeçal kökü
>20 gr Kırlangıçotu
>20 gr Pelin otu
>20 gr K.hindiba kökü

Gökçek deri hastalıkları çay;
>20 gr Isırgan otu
>20 gr Kırlangıçotu
>20 gr Atkuyruğu otu
>20 gr Ceviz yaprağı
>20 gr Menekşe otu

Gökçek kramplı safra ve mide rahatsızlıkları çayı;
>40gr Hindiba otu kökü
>30 gr Enginar yaprağı
>30 gr Kırlangıç otu

Gökçek safra ve mide krampları çayı;
>40 gr Kırlangıçotu
>30 gr Cava Zerdeçal kökü
>30 gr Pelin otu

Gökçek Safra çayı;
>40 gr Nane yaprağı
>30 gr Cava Zerdeçal kökü
>20 gr Kırlangıçotu
>10 gr Şahtereotu

Ekstresi: Kırlangıçotunun Etanol ile ekstresi yapılır ve elde edilen ekstreden günde 3-4 kez 15-20 damla 6-8 hafta süreyle alınır. Aynı ten-tür gibi kullanılır ve posyonları hazırlanır.

Hazırlanışı: Kırlangıçotunun sadece kökü tentür yapımında kullanılır. Sökülen köklerinden 100 gr yıkanıp temizlendikten sonra ince ince kıyı-larak bir şişeye doldurulur ve üzerine 500 ml %70’lik Etanol ilave edilir. Şişe iki günde bir çalkalanır, 6-8 haftasonra süzülerek Homeopati’de <<Chelidonium>> adı ile anılan tentür elde edilir. Tentür hazırlanır ve hazırlandıktan sonra güneş ışınlarından uzakta muhafaza etmek gerekir. Kırlangıç tentürü de aynı ottan elde edilen çay, ekstre veya haplar gibi aynı şekilde ve maksatla kullanılır. Günde 3-4 defa 15-20 damla 6-8 hafta süreyle alınır ve yukarıdaki çay harmanlarından da aynı şekilde tentür elde edilebilir.

Hastalığın belirtisi (semptom):
1) Şayet sağ kürek kemiğinin altı ağrıyorsa,
2) Deri ve gözler sararmış,
3) Karaciğer in üstü basınca ağrıyor ve karaciğer şişmiş ise,
4) Soğuk havalarda ağrılar artıyor ve sıcakta azalıyorsa,
5) Sıcak oda da yemek yiyince ve sıcak yiyip içince ağrılar azalıyorsa,
6) Kişi peynir ve ete karşı mesafeli davranıyorsa,
7) Sağ ayak soğuk, sol ayak normal ise,
8) Ağrılar düzenli olarak özellikle de gece geliyorsa,
9) Hava değişince ağrılar artıyorsa o zaman Kırlangıç tentürü veya diğer ilaçlar gerekli demektir. Dişlerin dil üzerindeki baskı izi, nefes kokusu, dildeki tabaka belirtilerindendir.

Yan tesirleri: Şayet tarife uyulmaz ise ve aşırı miktarda alınır ise hafif mide rahatsızlıklarına neden olabilir. Kırlangıçotu toplandıktan sonra 105 derecede hafif kavrulduktan sonra kurutulur. Böylece sağlıklı kurutulmuş olur.