x

Bitkisel Tedavi

Belgelerimiz  bitkiseltedavi.com satış

Zerdeçal, Zerdecav, Zerde, Kurkuma Curcuma Domestica, Curcuma Longa, Amomum Curcuma

Zerdecal

Çok Yıllık | 0,7-1,2m | 5-9 Aylar | Ça,Ho,Na | Kökü

Zerdeçal, Kurkuma, Curcuma domestika VAL.
Zerdeçav Syn: Curcuma Longa L.
Zerde Amomum Curcuma YALQ.
Hint zerdaçalı
Kurkuma
Sarıkök
Sarıboya

Familyası: Zencefilgillerden, Ingwergewachhse, Zingiberaceae

Drugları: Zerdeçal yumrusu(kökü), curcumae longae rhizoma
Zerdeçal yumrusu, çay, baharat, tentür ve natürel ilaç yapımında kul-lanılır.

Giriş: zencefilgillerin bir alt grubuna dahil olan kurkumagillerin takriben 40 türü mevcuttur ve bunlardan en önemlileri Hint zerdeçalı, Curcuma Domerstica, Java Zerdeçalı, C. Xanthorrhiza, Malezya Zerdeçalı, C. Zedoaria ve Bengaldeş Zerdeçalı, C. Aromatica bu dört türü çay, tentür ve natil ilacı yapılır. Ayrıca süs bitkisi olarak yetiştirilen pembe zerdeçal, C. Rosea(C. Roseaana) gibi türlerde vardır. Zerdeçal binlerce yıldır Hindistan, Endonezya, Malezya, Bangladeş gibi ülkelerde bilinmekte ve kullanılmaktadır. Önce Arap ülkelerine sonra Türklere gelen bitki bura¬dan 1500’lü yıllarda Avrupa’ya baharat olarak satılmaya başlanmıştır. Tarihte hekimler tarafından özellikle tropik ülkelerde görülen karaciğer rahatsızlıklarına karşı kullanılmıştır. Günümüzde yapılan modern araş-tırmalarda bitkinin gerçekten etkili olduğu anlaşılmış ve çeşitli bitkisel ilaçlar yapılmıştır

Botanik: Zerdeçal dikine yükselen bir bitki olup çok yıllıktır. Kökleri ana ve yan köklerden oluşur, ana kök yumru şeklinde, yan kökler parmak kalınlığında, yer elması şeklinde, dışı kahverengimsi içi sarı veya kır-mızımsı sarı renktedir. Yaprak sapları iki bölümden oluşur. Birinci kısmı gövdeyi saran kısım, ikinci kısım gövdeden ayrılan kısımdır ve takriben bir metre uzunluğundadır. Yaprakları 50-80cm uzunluğunda 20-40cm eninde oval şekilde, kenarları dalgalı, ortada ana damar ve ondan paralel olarak uzanan yan damarlardan oluşur. Ve koyu yeşil renklidir. Çiçek sapı 10-20cm uzunluğunda olup üzerinde altın sarısı veya sarı renkli üçlü taç yapraktan meydana gelir. Ve gerisi koni olup ortada bir döllenme tozluğu bulunur ve sarı renklidir.

Yetiştirilmesi: Kurkuma tropik iklimde yetişen bir bitki olduğundan Tür-kiye’de yetişmez, fakat Akdeniz ve ege bölgesinin sıcak yörelerinde kışın içeri alınarak yetiştirilebilir. Süs bitkisi olarak yetiştirilen pembe çiçekli zerdeçal soğuğa dayanıklı olduğundan sıcak bölgelerde içeri almaya gerek kalmaz.

Hasat zamanı: Aralık ocak aylarında (yaprakları solduktan sonra) kök¬leri sökülerek çıkarılır, yıkanır, 30-45 dakika haşlandıktan sonra güneşte kurutulur.

Birleşimi: Zerdaçal kökünün birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz:
a) Eteryağ türevleri %3-5 oranında olup buda sesquiterpenketonlar ve monoterpenlerden oluşur.
1) Sesquiterpenketon türevleri; ar-Turmeron, α-, β-turmeron, zingiberen, α-curcumen, β-sesquiphellandren, germacron, β-bisabolen, atlanton, curlon ve curcumol içerir.
2) Monoterpenler: α-phellandren, sabinen, cineol ve borneol içerir.
b) Curcuminoidler %3-6 arasında olup en önemlileri; Curcimin (Diferaloylmethan), Monodesmethoxycurcumin, Bisdesmethoxycurcumin, Di-p-Cumaroylmethan (Di-p-Hydroxycinnamoylmethan) ve Didesmethoxycurcumin içerir. Jawa zerdeçalı Di-p-Cumaroylmethan
c) içerme.

Araştırmalar: Önce fareler, kobaylar ve köpekler üzerine bir yığın araştırma yapılmış ve bu araştırmalarda zerdeçal kökünden elde edilen ekstrenin safrayı arttırıcı, safra yollarını açıcı ve hareketlendirici, kara-ciğeri zehirlerden arındırıcı(antihepatoksin), kandaki lipit ve kolesterolü düşürücü, radikalleri zararsız hale getirici, prostaglandin üretimini fren-leyici, iltihapları önleyici, artritisi(eklemlerdeki iltihapları) iyileştirici oldu¬ğu tespit edilmiştir. (H.H. IV. 1091) insanlar üzerinde de bu güne kadar çok önemli araştırmalar yapılmıştır. Bunlardan bazıları;
1) Tayland’a zerdeçal kökü ile 1989 yapılan çok büyük bir araştırmada zerdeçalı karın ağrısı(genellikle boş mide, açlık duygusu veya acı baharatlı yemekler yendiğinde), kokuşma, ekşime, karnının alt(abdominal) veya karnın üstteki(epigastricum) ağrıları ve kalın bağırsak ağılarını %74 oranında iyileştirildiği tespit edilmiştir. (Nhp. 7.00.1131)
2) Siegers ve ekibi 1997 yılında yaptığı bir araştırmada zerdeçalın safra akışının %120 oranında 15-30 dakika içinde araştırdığını tespit etmiştir.(Nhp.7.00.1131)
3) R. Kutlan, P.C. Sudheeran, C.D. Josph ve ekipleri 1987de yaptıkları araştırmalarda zerdeçalın urları küçülttüğünü ve hatta yok ettiği tespit edilmiştir. (TP. 184)

Tesir şekli: Safra arttırıcı, safra yollarını açıcı ve hareketlendirici, kan-daki kolesterol ve lipidi düşürücü, iltihapları önleyici, radikalleri yok edici, prostoglandin üretimini frenleyici ve mikropları yok edici özellikler sahiptir.

Kullanılması:
a) Araştırmalara göre hazım rahatsızlıklarından; şişkinlik, tıkanma, mide bağırsak rahatsızlıkları, karaciğer safra rahatsızlıklarına karşı etkili olduğu, kandaki kolesterol ve lipidi düşürdüğü, radikalleri yok ettiği (antioksidatif), iltihapları önlediği ve prostoglandin üretimini azalttığı tespit edilmiştir.
b) Komisyon E’nin 30.11.1985 tarihli,223 nolu ve 01.09.1990 tarihli, 164 nolu monografi bildirisinde zerdeçalın hazımsızlık rahatsız¬lıklarına etkili olduğu tespt edilmiştir.
c) Halk arasında, kandaki kolesterol ve lipit, şişkinlik, tıkanma, yağ-lanma(şişmanlık), karın ağrısı, baş ağrısı, ateş, üşütme ve arteriosk-leroza(yağlanma nedeniyle damar sertliği ve damar daralması) karşı kullanılır.

Çay: İnce kıyılmış zerdeçal kökü veya tozundan yarım kahve kaşığı(1,5-3g) demliğe konur ve üzerine 300-500ml kaynar su ilave edilerek 8-10 dakika demlemeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir.

Çay Harmanları:

Gökçek Karaciğer ve Safra çayı
>30g Hindiba otu ve kökü
>20g Deve dikeni tohumu
>20g Nane yaprağı
>20g Cava Zerdeçal kökü

Gökçek Karaciğer, safra çayı
>40g Zerdeçal kökü
>30g Devedikeni tohumu
>20g Nane yaprağı
>10g Pelin otu

Gökçek Safra çayı(safra artırıcı)
>40g Zerdeçal kökü
>30g Nane yaprağı
>20g Kırlangıç otu
>10g Y. Akdiken kabuğu

Gökçek Safra çayı;
>40 gr Nane yaprağı
>30 gr Cava Zerdeçal kökü
>20 gr Kırlangıçotu
>10 gr Şahtereotu

Gökçek Karaciğer, safra çayı 
>40g Zerdeçal kökü
>30g Kırlangıç otu
>20g Nane yaprağı
>10g Pelin otu

Gökçek Safra çayı
>20 gr Hindiba otu ve kökü
>20 gr Devedikeni tohumu
>20 gr Nane yaprağı
>20 gr Zerdeçal kökü
>20 gr Kimyon tohumu

Gökçek Safra çayı (safra artırıcı)
>30g Zerdeçal kökü
>30g Devedikeni tohumu
>20g K.Hindibaotu ve kökü
>10g Şevket ot
>10g Nane yaprağı

Gökçek safra ve mide krampları çayı;
>40 gr Kırlangıçotu
>30 gr Cava Zerdeçal kökü
>30 gr Pelin otu

Gökçek Karaciğer ve Safra çayı
>50g Nane yaprağı
>25g C. Zerdeçal kökü
>25g Pelin otu

Homeopati: Zerdeçal kök tozundan 20g bir şişeye konur üzerine 80ml %70’lik alkol ilave edilir. 4-6 hafta bekledikten sonra süzülerek homeopati “Lurcuma Longa” ismi ile anılan tentür elde edilir. Yukarıdaki çay harmanlarında aynı şekilde tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-5 defa 10-15 damla 4-6 hafta süreyle alınır.

Baharat: Zerdeçal kökü tozu genellikle baharat olarak kullanılır ve çok meşhur olarak kullanılan Curry’nin(köri) ana katkı maddesidir. Curry Hindistan, Bangladeş, Pakistan, Endonezya ve Malezya’da farklı farlı ka¬rı-şımlardan olabilir.

Yan Tesiri: Aşırı miktarda alınması halinde bulantı ve kusma gibi rahatsızlıklara sebep olabilir, bu nedenle dozajını dikkatle ayarlamak gerekir.

Ananas (Ananas Comosus)

 

ananas

Ananas, ananasgiller familyasından gelen anavatanı Güney Amerika olan bir bitkidir. Ananas sıcak iklimli ülkelerde yetişmektedir. Dünyanın en önemli ananas üreticileri ise; Hawai Adaları, Filipinler, Malezya, Tayland ve Brezilya’dır. Türkiye’de ise Ege, Marmara ve Akdeniz bölegeleri ananas yetiştirmek için uygun iklimin bulunduğu bölgelerdir. Ananas çok sıcak ve çok soğuk ortamlarda zarar görür. Doğrudan güneş ışığı alması da ananasa zarar veren bir etkendir. Ananas topraktaki vitamin ve mineralleri topraktan emdiği için zamanla topraktaki maddeleri yok etmeye başlar. Bu nedenle ananasa yılda 1-2 kez vitamin ve mineral desteği yapılmalıdır. Ayrıca ananas yetiştiği ortamda başka maddelerle temas etmemelidir.

Ananas 1555’te Jean De Lery tarafından Brezilya’da bulunmuştur. Daha sonra İngiltere ve Fransa’da da yetiştirilmeye başlanmıştır. Gezginler ananası ilk gördüklerinde çam kozalağına benzetmişlerdir. Ananas büyük meyveleri olan, güzel kokulu ve lezzetli bir meyvedir.

İnsan vücudunun ihtiyaç duyduğu tüm vitaminleri ve 16 minerali bulunduran ananas, mucize şifalı bitkiler arasındadır. Kalorisi çok düşük olan ananas diyette de sıkça kullanılan meyveler arasındadır. Özellikle ananas suyu vücuttaki yağı eritmektedir. Ancak uzmanlar ananasın yemeden önce, tuzlu suda yarım saat kadar bekletmek gerektiğini söylemektedirler.

Ananas alırken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar bulunmaktadır. Meyvenin üzerindeki yaprakları taze görünümlü ve koyu yeşil renkte olmalıdır. Dış yüzeyindeki renkler de canlı olmalıdır ve eğer dışı bıçakla kolayca soyulabiliyorsa meyvenin olgunlaştığı anlaşılabilir. Ananasın ortasındaki sert yapı çıkarılır ve halka şeklinde kesilerek yenir. Uzmanlar K vitamini eksikliği ve kan pıhtılaşma sorunu olanlar tarafından tüketilmemesi gerektiğini söylmektedirler.

Ananasın Faydaları

Büyük bir kısmı sudan oluşur ve kalorisi çok azdır. Ananas, suyu sıkılarak veya meyve olarak tüketilebilir. Bitkisel tedavi amacıyla da oldukça geniş alanlarda kullanılmaktadır.

  • İçeriğindeki bromelain enzimi sayesinde sindirime yardımcı olmaktadır ve protein ayrıştırıcı özelliği bulunmaktadır,
  • Protein ayrıştıcı özelliği etlerin kolayca sindirilmesini sağlar,
  • Şişkinliği rahatlatır ve ödem atmaya yardımcı olur,
  • Kan dolaşımını hızlandırır, tansiyonu düzenler,
  • Vücutta yağ birikimini önler,
  • Bağırsakların temizlenmesinde oldukça etkili bir ilaçtır,
  • Ananas suyu nezleye ve yüksek ateşe iyi gelir,
  • Mide asidini düzenler,
  • Kemik ve eklemlerde kireçlenmeyi önler,
  • Selülit tedavisinde kullanılır.

Altınbaşak Otu (Solidago Virgaurea)

altınbaşak otu solidago virgaurea

         Latince adı solidago virgaurea olan altınbaşak otu vatanı kanada olarak bilinen şifalı bitkidir. Kanada’dan tüm avrupaya yayılmış ve yabanileşerek birçok ortama uyum sağlamıştır. Türkiye’nin de hemen hemen her yerinde yetişebilmektedir. Orman kıyıları ve hendek gibi ortamlarda kolayca bulunabilmektedir.

 

         Altınbaşak otu adını altın renginde açan çiçeklerinden almaktadır. Halk arasında “altın asa” ve “yahudi otu” olarak bilinmektedir. İçeriğinde C ve P vitaminleri, saponin, flavon ve tanen gibi maddeler bulunmaktadır. Bilinen bir yan etkisi bulunmamaktadır ve birçok hastalığın iyileştirilmesinde bitkisel tedavi olarak kullanılmaktadır.

 

         Altınbaşak otu çiçeklerini çıkarmaya başladığı zamanlarda toplanır. Taza veya kuru olarak tüketilebilmektedir. Altınbaşak otu çay olarak dahilen kullanılabildiği gibi, toz olarak haricen de kullanılabilmektedir. Toz halindeki altınbaşak otu yaraların üzerine koyularak daha hızlı bir iyileşme sağlanması beklenir. Aynı zamanda altınbaşak otu pamuklara ve yünlere renk vermek için de kullanılmaktadır.

 

         1 tatlı kaşığı kurutulmuş ve ince ince doğranmış altınbaşak otu, 1 su bardağı kaynar suya atılıp haşlanır ve 10-15 dakika demlenip süzülürse altınbaşak otu çayı elde edilmiş olur. Taze bitki kullanılırsa 4-5 dakikalık bir demleme yeterli olacaktır. Bu çaydan günde 2-4 bardak içilebilir. Uzmanlar tarafından öğün aralarında veya aç karnına içilmesi tavsiye olunur. Altınbaşak otu çayı egzama ve varis tedavisinde etkili bir ilaçtır. Aynı zamanda altınbaşak otu, sarıballıbaba ve yoğurt otlarıyla karıştırılabilir. Eşit orandaki bu karışımdan yarım tatlı kaşığı, 1 su bardağı kaynar suya atılır, 5-6 dakika demlenip süzülürse ödem söktürücü bir karışım oluşur.

         Altınbaşak Otunun Faydaları

  • Böbrek ve mesane rahatsızlıklarında etkili bir ilaçtır,
  • Antiseptik özelliği sayesinde iltihaplanmaları kısa sürede geçirir,
  • Romatizma ve varis tedavisinde kullanılır,
  • Bulantıyı önler,
  • Gaz ve idrar söktürücüdür,
  • Vücuttaki fazla suyu atar,
  • Yaraların iyileşme süresini kısaltır,
  • Safra rahatsızlılarına iyi gelir,
  • Kanamalı bağırsak hastalığının tedavisinde kullanılır,
  • Ruhsal çöküntülerde de tedavi amacıyla kullanılmaktadır.

         Şifalı bitkiler arasında sıklıkla böbrek hastalıkları için kullanılan altınbaşak otunun yan etkisi olmamasına rağmen, bir uzmana danışılarak tüketilmesinde yarar vardır.

 

Alıç (Crataegus Monogyna)

alıç

Alıç parkta, bahçelerde, yol kenarlarında sıklıkla karşılaştığımız nazenin bir bitkidir. Kırmızı küçücük meyveleriyle sonbaharı müjdeler. Renginin koyuluğuna oranla hava o kadar soğuktur. Boyu 6- 8 metreye kadar ulaşabilen bu güzel bitki dikenlere sahiptir. Çiçek açtığında da meyvelerinin güzelliği kadar hoş bir görüntü oluşturur. Alıç çiceğinin rengi beyaz ve pembe tonlarda olabilir. Küçücük meyveleri bir uçtan birçok sayıda bulunabilir. Meyveleri yenebilmekte olup ekşimsi bir tada sahiptir.

Alıç faydaları sebebiyle bitkisel tedaviye değer veren kişilerce sıklıkla tercih edilmektedir. Literatürde ilaç sektöründe önemli bitki çeşitlerinden olduğu yer almaktadır. İlaç yapımında özellikle yaprağı ve çiçeği kullanılmaktadır.

  • Kalp hastalıklarında, kalp ritim bozukluklarında kullanılabilmektedir.
  • Yüksek tansiyon hastalıklarında faydalı olmaktadır.
  • Vücutta biriken fazla suyun atılmasına yardımcı olur.
  • Sakinleştirici etkisiyle sinirsel kalp rahatsızlıklarına iyi gelir.
  • Kan dolaşım sistemini olumlu etkileyerek damarların genişlemesine yardımcı olur.
  • Zekanın güçlenmesine destek olur.
  • Mide bulantılarını azaltarak midenin rahat çalışmasını sağlar.

Alıç ağacının şifasından faydalanmanın birkaç çeşidi bulunmaktadır. Bunlardan biri alıç yaprağının demlenmesi ile yapılan alıç yaprağı çayıdır. Alıç yaprağı ince ince kıyıldıktan sonra kaynamış suya atılır ve bir süre demlendikten sonra filtre edilip isteğe göre bir miktar bal veya tatlandırıcı ile içilebilir. Günde ortalama 2- 3 bardak alıç çayı yemeklerden önce içilebilir. Benzer bir yöntem alıç çiçeğinin aynı yaprağı gibi kaynar suda demlenerek çay şeklinde tüketilebilir.

Alıç meyvesi de oldukça faydalıdır. Meyvenin dövülerek yarım su bardağı su içerisinde dinlendirilip filtre edilmesiyle isteğe göre tatlandırılarak günde 1 tatlı kaşığı yenilmesi bünyeye oldukça faydalı olacaktır. Özellikle stresi azaltmaya yarayan alıç bitkisi bu şekilde de tüketilebilir.

Diğer bir yöntem ise alıç sirkesi tüketmektir. Alıç sirkesi boşaltım sistemini etkileyerek idrara çıkmayı kolaylaştırır. Böbrekte bulunan taşların dışarı atılmasına yardımcı olur. 

Bitkisel tedavi amacıyla sıklıkla kullanılan bir bitki olan alıçın bilinen bir yan etkisi bulunmamaktadır. Yalnızca beraberinde alınan ilaçlar etkileşime girerek beklenmeyen etkiler meydana getirebilir. Bu konuda doktorunuza danışmanız sağlığınızı riske atmamanız için önemlidir.

 

Aloe Vera Bitkisi ve Faydaları

aloe vera jel

Doğa üzerindeki birbirinden farklı türüyle tıp dünyasının vazgeçilmez bitkilerinden biri haline gelen aloe vera, kabuk ve yaprak kısmından oluşmaktadır. Afrika’nın kendine has topraklarından çıkarılan aloe vera, etli yaprakları ve sivri dikenleri ile dikkat çekmektedir. Çiçeğe benzeyen gövdesi, jelatin şeklindeki bitki özü ve yan dalları ile tamamlanan aloe vera, pek çok meyveye sahiptir. Aloe vera jel halindeki kullanımı ile pek çok hastalığın tedavi sürecini hızlandırmakla bilinmektedir. İçerisinde aspirinde yer almakta olan ham maddeleri barındıran aloe vera bitkisi, bitkisel tedavi özelliği sayesinde günümüzde en çok tercih edilen şifalı ürünlerden biri haline gelmiştir. Özellikle cilt derisi üzerinde kalıcı etkilere sahip olan aloe vera faydaları ile kadınlarda oluşan yaşlanmaya ve makyaj tüketimine bağlı kırışıkları kısa sürede ortadan kaldırmaktadır.

Aloe Vera Faydaları

  • Genellikle deri üzerindeki etkileri ile bilinen aloe vera, nemlendirme ve yaşlanmayı geciktirme içeriği sayesinde günümüzde pek çok bakım ürünün yapısında bulunmaktadır. Ölü hücreleri ortadan kaldıran ve zararlı toksinlerin giderilmesini sağlayan aloe vera gözenekleri açarak içerisine su ve hava temasını sağlamaktadır.
  • Dudak üzerinde yer alan uçuklar, bacaklarda bulunan ülserler ve yaralar aloe veranın virüs bazlı etkisi sayesinde kısa sürede ortadan kalkmaktadır.
  • Sabahları göz kapaklarında oluşan şişkinlikler ve baş ağrıları için tavsiye edilen Gökçek Aloe Vera Jel sarılık hastalığının oluşumunu engellemektedir. Baş üzerine sürülerek masaj amaçlı kullanılan bu jel vücudun ihtiyaç duyduğu nem oranını artırmaktadır.
  • Aloe vera ürünleri arasında yer alan sarısabır tozu, uzun süreli kabızlık tedavisinde kullanılmakta olup kısa sürede istenilen sonuçları vermektedir.
  • Sirkeyle karıştırılması halinde saç dökülmelerini engelleyen aloe vera, bitkisel tedavi sürecinde ihtiyaç duyacağınız vitamininin kazanılmasına yardımcı olmaktadır.

Gökçek Aloe Vera Jel, ağız içerisinde yer alan ülserli bölgelerde de gözle görülür değişimler yaratmaktadır. Çıban, sivilce ve yanık gibi lekelerde deriyi temizleyen ve pürüzsüzleştiren aloe vera radyasyona maruz kalan bölgelerdeki izleri onarmaktadır. Böcek ısırıkları, yaralanmalar ve sokmalar, şifalı bitkiler içeriğine sahip olan alo vera jelin etkin formülü sayesinde ortadan kalkmaktadır.