Şifalı Bitkiler – Fasulye, Bohne, Phaselus vulgaris

fasulye8

 

Bir yıllık | 0,5-4m | 6-9 Aylar | Ca,Ho,Na |

Fasulye, Bohne, Phaselus vulgaris
Sırık fasulyesi
Bahçe fasulyesi

Familyası: Baklagillerden, Schmetterlingsblütengewaechse, Fabaceae (Leguminosae)

Drugları: Fasulye kapçığı (kapsülü): Phaseoli pericarpium-frutus phaseoli sinesemine
Fasulye meyvesinin tohumları çıkarıldıktan sonra kapçıkları (kapsülleri) kurutularak, çay, tentür veya natürel ilaç yapımında kullanılır.

Botanik: Fasulyenin asıl vatanı orta ve güney Amerika olup, buradan 1685 yılında İspanyollar tarafından ispanyaya getirilmiş ve oradan önce Avrupa’ya, sonrada bütün dünyaya yayılmıştır. Günümüzde 70’in üzerinde fasulye çeşidi bulunmaktadır. Fasulyenin genellikle beyaz renkte olanı tercih edilmektedir, fakat kırmızı, siyah, kahverengimsi ve üzeri desenli olan çok çeşitleri mevcuttur. Türkiye’de genellikle ayşekadın, barbunya, horoz ve çalı türleri tanınmakta ve yetiştirilmektedir. Fasulyenin yaprakları üçü bir arada uzun bir sap üzerinde olu, her biri yumurta şeklinde, uçlara doğru sivri, kenarları bütün, ortada bir ana ve ondan kenarlara doğru yay şeklinde uzanana yan damarlar bulunur. Yaprakları 7-20cm büyüklüğünde, yeşil renkli ve üzeri hafif tüylüdür. Çiçek sapı yaprak sapının koltuğundan çıkar ve her sapta 2-6adet çiçek bulunur ve taç yaprakları pembe, vişneçürüğü, kırmızı veya eflatun renklerde olabilir. Kupa yaprakları çan şeklinde, yeşil renkli, beş adet irili ufaklı dişlere sahip olup, taç yapraklarını kavramıştır. Olgunlaşan fasulye kapsül¬lerinde 4-10adet çekirdek bulunur ve kapsülleri (meyveleri) 10-20cm boyunda olur.

Yetiştirilmesi: Mart ve Nisan aylarında saksı, kasa veya seralarda tohumlarından fide elde edilir ve bu fideler Nisan ve Mayıs aylarında bahçe ve tarlalara 6-10cm sıra ve 40cm ara ile ekilir.

Hasat zamanı: Meyveleri olgunlaşan kapsüller sararır ve çatallaşmaya başlayınca toplanarak, içindeki tohumları çıkarılır. Tohum ve kapsülleri ayrı olarak güneşte iyice kurutulduktan sonra kaldırılır.

Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
a) Phaseolin ve bunun açık formülüne çok yakın olan Phasin (Toxoalbumin=Phytoalexin) içerir.
b) Aminoasit türevlerden; Arginin ve Lysin
c) Vitaminlerden; B1, B2, B3 (Niacin) ve B6
d) Minerallerden; Demir, Potasyum ve Fosfor
e) Ayrıca; Proteinler, Karbonhidratlar, Flavonitler, Salisilik asit, Allantoin ve Trigonellini içerir.

Tesir şekli: Kapsülleri; idrar artırıcı, müshil yapıcı ve hafif kandaki şekeri düşürücü özelliklere sahiptir.

Kullanılması:
a) Üniversite kliniklerinde tedavi denemeleri ve araştırmalar çok çok yeni olup bu araştırma ve çalışmalar sonucunda: Diyebet ve obeziteye karşı etkili olduğu tesbit edilmiştir.
b) Komisyon E’nin yayınladığı Monografi bildirisine göre Fasulye kapçığı idrar söktürücü olarak kullanılabilir.
c) Fasulye kapçığı halk arasında genellikle Avrupa’da idrar söktürücü, müshil yapıcı ve romatizma çaylarında kullanılır. Türkiye’de ise genellikle hayvan yemi olarak, bazı yörelerde ise yakacak olarak kullanılır. Fasulye kapçığı başta idrar yolları rahatsızlıklarına karşı nadiren de romatizma, gut, siyatik, ödem ve şeker hastalığına karşı kullanılır.

Arştırma ve Açıklama: Fasulye tohumları phasin içerir bu madde zehirli olmasından dolayı taze olarak yenmez. Kuru fasulye olarak bilinen fasulye tohumlarının yemek yapmadan önce mutfakta haşlanması gerekir. Ancak bu şekilde phasin bozulur ve zararsız bir şekle dönüşür. Bazı Alimlere göre fasulye kapçığı çok az miktarda krom içermektedir ve krom kandaki şekeri hafif düşürücü özeliğe sahiptir.

Kuru Fasulye antibiyotik özeliği ile süper besin. Kan şekerini ayarlar ve insülin değerlerini düzenler. Kuru fasulyenin birleşimindeki lifli maddeler’den pektinler, karbonhidratların çözülmesini yavaşlatır, yağ yakımını hızlandırır ve insülin reseptörlerinin üretimin artırır böylece hücrelerin insülin alımını artırır. Reseptörler insülin alımında kapı açıcı görevini görür ve kandaki glikoz hücreler taşınır. Düzenli olarak kuru fasulye tüketildiğinde bu sizi diyabete karşı korur. Hastalığın başlangıç safası ile iyileştirir.

Prof. Dr. Bilgin Timuralp, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi bünyesinde kolesterol ile ilgili yaptıkları uygulamalı çalışmayı da şöyle anlattı: “Üniversitede, 1,5 ay süre ile hastane personelimizin yeşil mercimek yemelerini sağladık. 50’ye yakın personelin önce kanlarındaki yağ miktarlarını ölçtük. Daha sonra günlük yemeklerinin yanında bir miktar yeşil mercimek salatası almalarını sağladık. 1.5 ay sonunda, her gün düzenli olarak yeşil mercimek yenmesinin ardından, kişilerin kanlarındaki yağ miktarlarında önemli oranlarda düşüşler gözledik. Biliyoruz ki, kandaki kolesterol miktarını yüzde 10 azaltırsak, kişilerde kalp krizi riskini yüzde 20 oranında azaltmış oluruz. Bizim çalışmamızda ise 210-220 olan kolesterol miktarı, 190’lara inmiştir. Yani yüzde 20’lik bir azalma sağlamış olduk. Demek ki böyle devam ederse yüzde 40’lık bir kalp krizi azalmasını gerçekleştirmiş olacağız.”

Dr. James Anderson (Lexington Kentucky Üniversitesi) ve ekibi diyabet olma riski olan 3234 hastayı 3 gruba ayrımış: 1. Grubtakilere sadece plesabo hapı (etkisiz denek ilacı), 2. Gruba metformin ilacı ve 3. Gruba sağlıklı yaşam tarzı beslenme uygulanmıştır. 3 yıl sonra Sağlıklı yaşam tarzı beslenenlerde % 58 daha az vaka kimyasal ilaç alanlarda % 31 iyileşme ve plaseboda değişim olmamıştır. Bundan da anlaşılan sağlıklı beslenenlerin ilaç alanalra göre daha iyi duruma geldikleri görülmüştür.Dr. James Anderson Kuru fasulye lifinin yararları ile ilgili Diyabet Tip 1 hastaları üzerinden bir klinik çalışma yapmış ve hastaların % 38 ile az insüline ihtiyaç duyduklarını belgeledi. Ve Tip 2 hastaları şayet rahatsızlık yeni başlamışsa iyileştirdiği geç kalınmışsa insülin dozajı azalttığı tesbit edildi.

Kuru fasulyenin ince bağırsaklarda çok yavaş absorbe edilir ve büyük bir kısmı kalın bağırsağa geçer. Kuru fasulye glikoz düzeyini düzenler ve insülin artışını sınırlayıcı bir diyet lifi gibi davranır. Kuru fasulyedeki glukokininler insülin gibi bir maddede olup şekerin karaciğerde çözülmesini sağlar.

Kuru fasulyenin içerdiği dayanıklı nişastalar yavaş yavaş zayıflatıcı özelliğe sahiptir. Kuru fasulye diyabet hastaları için çok önemli bir yağ yakıcıdır. Avusturya’da yapılan bir klinik araştırmasında kuru fasulyenin birleşimindeki nişastanın vücuttaki yağ yakımın oranını 24 saatte % 23 oranında artırdığı tesbit edildi.

Toronto Üniversitesinde yapılan klinik araştırmalarda bakliyatların kan şekerini dengede tuttuğu ve yüksek tansiyonu önlediği tesbit edildi. Bu klinik araştırma Archives of Internal Medicine isimli ilmi uzman dergide yayınlanmıştır. Prof. Dr. David Jenkins 121 Tip 2 diyabet hastası üzerinde bir beslenme planı yapmıştır. A Grubu 3 ay süreyle en az günde bir porsiyon bakliyat verilmiş, B Grubu ise tahıl ağırlıklı beslenmiş ve bakliyat verilmemiştir. 3 Aylık tedavi denemesi sonucunda her gün en az bir porsiyon bakliyat yiyenlerde kan şekeri ve tansiyonun çok büyük bir fakla tahıl ağırlıklı beslenenlere göre düştüğü tesbit edilmiştir. Araştırmacılar bakliyat ağırlıklı beslenenlerde kalp krizi riskinin azaldığı ve yüksek tansiyonu önlediği ispatlanmıştır.

Kuru fasulye siyah fasulye, mercimek, bezelye, barbunya, nohut gibi tüm baklagiller Glisemik İndeks: Tercih edilen gıdaların tüketildikten sonra, kan şekeri seviyesi (Gİ: kandaki glikoz seviyesi ) ne kadar çabuk arttıracağını belirten bir ölçümdür. Glisemik İndeksi en düşük olanlar barbunya, nohut ve mercimektir. Kuru fasulye, fasulye salatası, haşlama ve pişirme gibi çeşitli formlarda hazırlanır. Tüm bakliyat türleri zayıflatıcı, yağ yakıcı, kan şekerini düzenleyici ve insülin ayarlayıcı olarak idealdirler .

Son yapılan klinik araştırmalarda mide iştah artırıcı GHRELİN Hormonu, ince bağırsak PYY (PYY3-36, pankreatik peptit tiroizin tiroizin, peptide tyrosine tyrosine) ismi ile anılan hormon, ince bağırsak CCK (Kolesistokinin) ve pankreas, ince bağırsak ve sinir sistemi GLP-1 (Glukagon Like Peptid-1) salgılar. Bu hormonlardan Ghrelin iştah açıcı ve diğer üçü: PYY, CCK ve GLP-1 doymuşluk hissi veren hormonlardır. Mide boşaldığında mide açlık duygusu uyandıran hormonu salgılar ve acıkırız. Bağırsaklar dolduğunda doymuşluk hissi uyandıran PYY, CCK ve CCK hormonları devreye girer. Böylece yemeyi içmeyi bırakırız.

Son 50 yılda insanların beslenmesinde ne değişti de insanlar sürekli kilo alıyor ve dünyada bir milyar insan obezite problemi ile uğraşıyor. Çünkü insanlar son 50 yıldır bakliyat tüketmiyor ve aşırı oranda karbonhidrat ve protein ağırlıklı besleniyorlar ve bu problemleri tetikliyor. Son yapılan araştırmalarda bakliyatgilerin FİTOAGLUTİNİNLER içerdiği ve fitoaglutininlerin mide de salğılanan ghrelin hormonu frenlediği ve kişinin iştahını azaltığı tesbitedilmiştir. Barbunya ekstraktının birleşimindeki fitoaglutininlerin iştahı frenlediği ve obeziteyi önldiği tesvit edilmiştir. Şimdi ilim adamları sentetik olarak bir enzim üretmek için çalışmaktadırlar. Oysa Bakliyatgilerde zaten ghrelin hormonunu frenleyen fitoaglutininler mevcuttur. Şimdi bazı firmalar sentetik olarak bir ilaç üretecekler, fakat ne gibi yan etkileri olacağını bilmediğimiz. Bu iştah frenleyici kimyasallar birçok rahatsızlığı tetikleyebilir. Öyleyse kimyaya gerek yok Yoğurt çorbası varken.

Yan tesirleri: Fasulyenin tohumlarının, yani kuru fasulye haşlanmadan yemeği yenmez. Şayet haşlamadan yemeği yapılır ise zehirlenmelere ne-den olur. Birleşimindeki phasin (fasin) haşlanınca değişerek zararsız hale gelir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*